S SAÇKIRAN: Saçkıran deyince, herkes ağız birliği etmişçesine aynı tedaviyi önerir: ilk duyulduğu anda alaycı bir gülümseyişe neden olsa da, sorunlu bölgeye sarımsak sürmenin olumlu sonuç verdiği bilinen bir gerçektir. Oysa Muhsin’in farklı bir sorunu vardır; saçkıran değildir, doğar doğmaz onu kucağına alan hemşirenin uzun tırnaklarından kalma bir izdir sağ yanağındaki saçsız bölge. (Bir erkek bir kadını niye sever? Bir erkek bir kadından niye nefret eder?) Bir kadından hediyedir herkesin sağından yürümesine neden olan –sağ yanını göstermemek için başka ne…
Edebiyat
William Beckford imzalı Vathek, daha önce Dost Yayınları’nın o çok sevdiğim Babil Kitaplığı Serisi’nden çıkmıştı. Bu seriden eksik birkaç kitabım var ne yazık ki ve Vathek de eksikler arasında yer alıyor. Dolayısıyla Borges‘in izini sürmeyi seven bir okur olarak, yıllardır adını çok duyduğum, hatta konusunu neredeyse tümüyle bildiğim bu kitabı okuma fırsatı bulamamıştım. Sonunda İletişim Yayınları’nın Dünya Klasikleri Serisi kitabı yeniden yayımladı da, ben de okuma fırsatı bulmuş oldum. Murat Belge’nin Gotik Roman’ın ve Beckford’un hayatının izini sürdüğü önsöz, nasıl…
Yağmurun kara döndüğü bir gecenin yorgunluğuyla köşemde pinekleyen ben, bu mucize ile zıpladım. Saat beşi on geçiyordu, kar yağıyordu ve evdeki buzdolabı gurultuyla haykırış, inlemeyle yakarış arası sesler çıkarmaya başlamıştı. Bu seslere konuşma denemeyeceğini ve gürültü olarak tanımlamam gerektiğini düşünenler olabilir. Katılmıyorum: kim konuşmaya düzenli cümlelerle başlar? Eminim ki bu savı ileri sürenler de bebekken benzer sesler çıkarmışlardır. (Gerekirse anne-babalara başvurulabilir.) Buzdolabının konuşmaya başladığı günün özelliğini de söylemeliyim. O gece garanti süresi dolmuştu. Yani konuşmaya garanti süresinin dolmasından beş saat…
Carson McCullers (1917 – 1967) Carson McCullers, Türkiye’de çoğunlukla ilk romanı Yalnız Bir Avcıdır Yürek ile bilinir. Yirmi üç yaşındayken yazdığı bu roman ona edebiyat dünyasında saygın bir yer kazandırmıştır. Karamsar ve sıkıntılı bir hayatın, eşi bulunmaz kahramanıdır McCullers. Yalnızlığın belirgin ve sorgulayıcı karşılıklarını bulmuş kalemlerdendir. O sessizlik, o dilsizlik özelleştirir bütün satırlarını. Küskün Kahvenin Türküsü‘ndeki Jokey öyküsünü okurken, Yalnız Bir Avcıdır Yürek düştü aklıma. Ankara’daydım okuduğumda. Hatırlıyordum hatırlamasına da, açıkçası net bir sahne ya da söz yoktu aklımda. “Hangi satırların…
Henry Miller, 1934’te yayımlatacağı ilk kitabı Yengeç Dönencesi’ne yazarken (ve bir yandan ikinci kitabı Kara İlkbahar zihninde dönüp dururken) yoğun bir çalışma dönemine girer. Anais Nin’in desteği ve Paris’in entelektüel çevresi iyidir iyi olmasına da, asıl gereken disiplinli bir çalışma takvimdir. Sonunda kendisi için on bir emir hazırlar modernist edebiyatın bu öncü ismi. İşte Henry Miller’ın 1932-1933 yılları boyunca çalışma masasını karşısında asılı duran on bir emir. Henry Miller (1891 – 1980) 1. Bitirene kadar sadece tek bir şey üzerinde…
1968 yılının sonbaharında bir kitap yayınlanır. Kitabın yazarı bu kitabı bastırabilmek için bütün yaz teyzesinin eczanesinde çalışmış, açığını tamamlayabilmek için de yakın bir arkadaşının biriktirdiği harçlıklarına başvurmuştur. Kitap 1100 adet basılır ancak yüz tanesi dağıtılabilir. Bu kitap daha önce dergilerde yazıları yayınlanan genç bir yazarın ilk kitabıdır. Kitabın adı “Cumartesi Yalnızlığı”, yazarı da Selim İleri. Edebiyat tarihine baktığımızda ilk kitaplarla ilgili bunun gibi bir çok ilginç anıya rastlayabiliriz. Kitabını ailesinden aldığı parayla bastıranlardan, matbaacı arkadaşının yardımıyla atık kağıtlara eserini basanlara,…
• En son ne zaman “Bilmiyorum,” dediniz? • Ankara. Levent ve Çağkan. Dostluk çoğu zaman sessizce oturup birlikte aynı noktaya bakacak kadar cesur olmak demek. Dostluk, farklı algıları aynı sokakta yürüyüşe çıkarabilmek demek. Düşünceleri, korunaklı bir alandan açık havaya fırlatıp birlikte koşturmak demek. Gitmeyi de bilmek demek. Ve bütün bunlara, birlikte cesaret edebilmek demek. Dostluk, cesaret gerektiriyor. Bazen düşünüyoruz da, ne yollardan geçti dostluğumuz; neredeyse yaşımızla eş bir süreden söz ediyorum, dile kolay. Badireler atlattı, virajlara gaz kesmeden girdi, duvara…
Vladimir Nabokov’un kelebeklere olan tutkusu bilinir. Bu konuda yıllarca kendini eğitmiş ve uzmanlaşmış. Öyle ki, iş Harvard Üniversitesi’ndeki Zooloji Müzesi’nde pul kanatlılar bölümünün küratörlüğünü yapmaya kadar uzamış. Kelebkeler bahsi açılınca Nabokov’un mavisinin ayrı bir anlamı var; üstat 1945 yılında Polyommatus Blues (Çokgözlü Mavi) olarak bilinen bir kelebek türünün evrimi üzerine bir hipotez geliştirmiş ve bu kelebeklerin milyonlarca yıl boyunca Asya’dan Amerika’ya dalgalar halinde geldiğini ileri sürmüş. O zamanlar ciddiye alınmayana bu tez, son on yılda ciddiyetle inceleniyor ve Nabokov’un hakkı…
Not: Bu yazı filmin hikayesi ve sonu hakkında bilgiler içermektedir. İzlememiş olanlar için hatırlatayım. Bir uyarlama yaparken bakış açısı konusunda cesur kararlar vermek. Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need To Talk About Kevin)’ı izlerken bu cesareti düşündüm en çok. O basit soruyu bu film için de soralım. Kevin Hakkında Konuşmalıyız iyi bir film mi? Cevabım; Evet. Açıkçası başta süresinin uzunluğu olmak üzere katılmadığım yönleri var. Kevin’le ilgili kimi kadrajların korku filmi estetiğine kurban edilmesi, kutsal aile klişelerini kimi zaman altını çizerek…
…Patricia Highsmith, çok değil, on üç yıl sonra yaratacağı Tom Ripley karakterinin gözleriyle objektife bakmaktadır… Patricia Highsmith (1921 – 1995) Highsmith 1942 yılında çekilmiş bu fotoğrafta henüz 21 yaşında. Okuru benzersiz karakteri Tom Ripley’le tanıştıracağı “Becerikli Bay Ripley” romanını, on üç yıl sonra 1955’te yayımlatacak.
