Defalarca söylediğim bir şeyi tekrar edeyim. Oksijen Gazetesi’nin O2 adlı ekinde yer alan “Rafta Kalmasın” köşesi, bir “kitap eleştirisi” köşesi değil. Bir “tanıtım” köşesi. Yani okuyup beğendiğim bir kitabı, yeni okurlara ulaştırmak istiyorum. Bir kitabı potansiyel okurlara tanıtmak ve onların ilgisini çekmek amacındayım anlayacağınız. Bu köşede, yayımlanmasının üstünden zaman geçmiş, hala kitapçılarda bulunsa da unutulmuş olan, zamanında gözden kaçırıldığını düşündüğüm, daha fazla sayıda okura ulaşmasını dilediğim kitapları “tanıtmaya”, hatırlatmaya çalışıyorum. Bunu yaparken eleştiri alanına girebilecek ufak dokunuşlar yapıyorum. Ama bu…
Eleştiri
Deniz Karanfil ödüllü bir şair. Öykü kitabı Salyangozlar, Sandalyeler, Bulutlar yeni çıktı. Kitap Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı geçen hafta okudum. Bulut, Sinek Esma’nın Cenaze Merasimi, Küçük Bir Ölüm, Salyangoz ilk okuyuşta zihnime nüfuz eden öyküler oldu. Dört öykünün adını andım diye öyküleri yarıştırıyorum sanılmasın. Kitabı severek okudum. Tam bir dil işçisi Deniz Karanfil. Görkemli bir düğünün orta yerine kurulup içinde pilav pişirilecek bakır kazanı yapan usta geliyor aklıma okurken. “Çırağım falan yoktur, tek başına döverim ben kazanı,” diyen usta….
Bir eleştiri yazısı övebilir de, yerebilir de. Bu uçlara gitmeyip, sadece sorgulamakla da yetinebilir. Ya da eleştirdiği eserin önermeleri üstünden yeni bir tartışma başlatmak amacında olabilir. Zaten iyi bir eleştiri yazısı bütün bunların toplamından oluşur. Kaynaklarıyla, göndermeleriyle, bakış açısıyla, dil kullanımıyla, üslubuyla. Sonuçta, çoğuna göre, eleştiri yazısı da edebi bir üründür. Yıllardır kitap tanıtım yazıları yazıyorum. Altını çizerek bir kere daha söyleyeyim: Kitap tanıtım yazıları. Bu yazılara “eleştiri” demeyi bir gün bile düşünmedim. En fazla içinde eleştirel cümlelerin, referansların ve…