“Ne yapıyorsunuz sevgili dostlarım? Demin kadınları tam da bu yüzden, böylesi duygusallıklardan kaçınmak için göndermiştim. Bildiğim kadarıyla bir insan iyi dileklerle uğurlanmalıdır. Sakinleşin ve metin olun!” Sokrates’in son sözleri bunlar. (Aslında son sözü Asklepios’a borçlu oldukları tavuğu hatırlatmak.) Odadaki öğrencileri derin bir acı hissediyorlar bu sırada. Öğrencileri, gözyaşları içinde ustalarının baldıran zehri dolu kâseye uzanmasını izliyorlar bu sözlerden sonra. Atina demokrasisi yeninde yapılandırılırken, yöneticilerin “kafası karışmamış” gençlere ihtiyacı varken Sokrates’in felsefi sorularının suyu bulandırdığı düşünülür. Sonunda gençlerin ahlakını bozmak, kafasını…
2023 Temmuz
Yıl 1979. Ortaokula başlıyorum. İlkokul yılları boyunca aynı sırayı paylaştığım kadim dostum Levent Gönenç ile Pink Floyd tutkum da o yıllarda başlıyor. 1980’in ilk ayları. Eylül’de ülkenin üzerine çökecek karanlıktan haberimiz yok. Levent’le ilkokul sıralarını geride bırakmış, Ankara Namık Kemal Ortaokulu’nun bahçesine koşmuşuz. Aynı sınıftayız yine, aynı sırada. 1979’un son aylarında yayınlanmış olan The Wall albümünün, o meşhur şarkısı dilimizde: Another Brick In The Wall (Part 2). “Eğitim sistemine ihtiyacımız yok, düşüncelerimizi kontrol etmenize ihtiyacımız yok” diye bağırmayı pek seviyoruz….
Karşıdaki Adam: Ne oldu, neye şaşırdın öyle? Emma Peel: Nasıl anlatsam bilemiyorum. Galiba hala şaşırabilmeme şaşırıyorum. Karşıdaki Adam: Böyle şekerli konuşmaları sevmezdin sen. Canını sıkan bir şey var belli ki… Emma Peel: İnsanların bu kadar rahatlıkla, bir an sonrasını düşünmeden kötülük yapabilmelerine şaşırıyorum. Düşünsene, seni hiç tanımayan biri bile hakkında atıp tutabiliyor. Kırılacağını düşünmüyor. Ya da kırılman, incinmen umurunda olmuyor. Bu kötülük değil midir sence? Karşıdaki Adam: Birileri senin hakkında tatsız bir şeyler mi söyledi? Emma Peel: Bilmiyorum, belki söylemiştir….
Ben ince belli bir çay bardağıyım; fazla bırakılmış dudak payından utanan.
