Genel

20160410225728_3_-_nazim_h

01 May: Türkiye işçi sınıfına selâm!

Yaşlanmıyor bazı dizeler. Anlattıkları taze. Söylendiği/yazıldığı gün ne anlama geliyorsa, şimdiki zamanlarda da aynı anlama geliyor. Nâzım Hikmet’in sözleri, bugünün aynası olsun. Türkiye işçi sınıfına selâm! Selâm yaratana! Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm! Bütün yemişler dallarınızdadır. Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir, haklı günler, büyük günler, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek, gül ve hürriyet günleri. Türkiye işçi sınıfına selâm! Meydanlarda hasretimizi haykıranlara, toprağa, kitaba, işe hasretimizi, hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza. Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm! Paranın padişahlığını, karanlığını yobazın ve…

IMG_1294

27 Nis: Tuna Ötenel: Müzikle ayağa kalkan, müziği ayağa kaldıran usta

Dün canım sıkkındı. Öğlen saatlerinde bir fil oturdu yüreğime. Ben “Kalk” dedikçe, o ağırlığını verdi. İyice yerleşti göğüs kafesime. Filin koca kıçı, dünyayı görmemi engelledikçe kendime döndüm. Kendime döndükçe karanlık yollara saptım. Kayıplarımı düşündüm, hayatımdan gidenleri. Eski dostları düşündüm. Kimi artık bu dünyada değil, kimiyle görüşmüyoruz. Zaten kimi dostluklar “tek ucu boklu değnek”. Değneğin diğer ucundan kötü kokular yükselse de, dayanıyorsun, görmezden geliyorsun. Ama günün birinde, öyle bir şey oluyor ki, diğer ucu da tutman gerekiyor. Eğer gerçek bir dotluksa,…

23 Nis: Eleştiri yazısı nedir?

Bir eleştiri yazısı övebilir de, yerebilir de. Bu uçlara gitmeyip, sadece sorgulamakla da yetinebilir. Ya da eleştirdiği eserin önermeleri üstünden yeni bir tartışma başlatmak amacında olabilir. Zaten iyi bir eleştiri yazısı bütün bunların toplamından oluşur. Kaynaklarıyla, göndermeleriyle, bakış açısıyla, dil kullanımıyla, üslubuyla. Sonuçta, çoğuna göre, eleştiri yazısı da edebi bir üründür. Yıllardır kitap tanıtım yazıları yazıyorum. Altını çizerek bir kere daha söyleyeyim: Kitap tanıtım yazıları. Bu yazılara “eleştiri” demeyi bir gün bile düşünmedim. En fazla içinde eleştirel cümlelerin, referansların ve…

FullSizeRender

23 Nis: Durumumuz malum!

Dün Turhan Günay’ın doğum günüydü. Turhan Abi, 72 yaşına özgürlüğünden mahrum girdi. Çünkü, bugün itibariyle, 169 gündür tutuklu. Doğum gününü Cumhuriyet’in 22 Nisan 2017 tarihli nüshasında yayınlanan bir yazıyla kutladım. Yazıda bahsi geçen “Ercan’ların evindeki sofra” fotoğrafıyla birlikte paylaşıyorum  Nice yıllara Turhan Abi… Turhan Abi, Ahmet’i gördüm geçenlerde. “Sarılmak istiyorum ama arada cam var,” dedi. İçimden bir şeyler koptu gitti. Elif “Babamı ilk kez sakallı gördüm,” dediğinde de aynı duygu kaplamıştı ruhumu. Öfke değil, daha yakıcı bir duygu bu. Zaten öfkeli insanları sevmezsin,…

C9yuVGwXUAAPjyh.jpg-large

21 Nis: BLUE: Uzun bir yolculuğun en güzel durağı

BLUE bugün gösterime girdi. Şu kısacık cümle hem sinemamız açısından hem de filmi oluşturan ekibin kişisel hikayeleri açısından çok şey barındırıyor. Doksanlı yıllar, Blue Blues Band ve özellikle de Yavuz Çetin ile Kerim Çaplı‘nın hikayelerine odaklanan film hakkında bu hafta yazılı ve görsel basında çokça haber yer aldı. Müzik eleştirmenlerinden film eleştirmenlerine uzanan yazarlar, sağ olsunlar, film hakkında yüreklendirici sözler söylediler. Merak edenin, küçük bir internet taraması yapması yeterli olacaktır. Ucundan kıyısından da olsa içinde bulunduğum projeyle ilgili söz söylemem…

21 Nis: Geveze miyim?

Fil’m Hafızası kısa süre önce benimle bir söyleşi yaptı. Daha doğrusu bu çok iyi bilinen sinema ve kültür portalında yayımlanmak üzere Atakan Özkan benimle bir söyleşi yaptı. Bu yıl içinde yaptığım en özel söyleşilerden biriydi açıkçası. Diğerlerinden de söz ederim sonra. Önce Atakan Özkan’la yaptığımız söyleşinin tamamını merak edenler için şuraya bir link bırakayım: “Önce İyi Bir Okur Olmak” Bu söyleşiden Atakan’ın bir sorusunu Fil Uçuşu’na almak istedim.  Özellikle YouTube üzerinden yaptığım Noktalı Virgül programını izleyenlerin çoğu “geveze” olduğumu söyler….

0000000685654-1

20 Nis: Bu kitabı okumamış biriyle yapacağım müzik sohbetinin bir bacağı kısa kalacaktır

Büyük sözleri sevmem. Ama arada bir köşeye büyükçe bir söz koymak gerekiyor. Philip Glass biyografisi Müziksiz Sözler‘i okurken öyle bir söz geçti aklımdan. Şöyle düşündüm: “Bu kitabı okumamış biriyle yapacağım müzik sohbetinin bir bacağı kısa kalacaktır.” Abartısını bir kenara koyacak olursak yerinde bir söz bence. Ama eksik. Eksiklik nedeni kitabın katkısını müzikle sınırlı tutmam. Oysa kitap, özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki bütün sanat hareketlerine, siyasi gelişmelere ve edebiyata kapısını açıyor. Bilenler bilir, Raymond Carver‘ın bende özel bir yeri vardır. Çağdaş…

15 Nis: Hayır!

Yorulmuşum. Gerindim. Esnedim. Ağırlaştım. Daldım. Uyudum. Susadım. Kalktım. Üşendim. Yattım. Uyudum. Öptü. Uyandırdı. Güldüm. Öptüm. Sarıldık. Uzandık. Gecikiyorduk. Kalktık. Yıkandım. Kurulandım. Giyindim. Giyinmiş. Hazırlanmış. Çıktık. Kilitledik. Fırladık. Yürüdük. Bindik. Tutunduk. Baktık. Düşündüm. Düşündü. Düşündük. İndik. Üşüdük. Sokulduk. Sarıldık. Yürüdük. Konuştuk. Dertleştik. Hüzünlendik. Tartıştık. Aydınlandık. Geldik. Soyunduk. Oturduk. İçtik. Isındık. Okuduk. Yazdık. Okuduk. Yazdık. Yorulduk. Baktık. Konuştuk. Şaşırdık. Konuştuk. Baktık. Gördük. Tiksindik. Konuştuk. Kararlaştırdık. Kalktık. Giyindik. Çıktık. Yürüdük. Koştuk. Üşümüyorduk. Kararlıydık. Vardık. Toplandık. Kalabalıklaştık. Dinledik. Öfkelendik. Dinledik. Hırslandık. Dinledik. Büyüdük. Konuştum….

15 Nis: Gri bölgede kaybolmamak

Bir dostla karşılaştık. “Seven tam seviyor seni, nefret eden de tam nefret ediyor. Aralarda dolaşmıyorsun. Tam benim kafama göresin yani,” dedi. Gülüştük. “Gri bölgede kaybolmamak iyidir,” dedim. Hayatta ne zaman “evet”, ne zaman “hayır” diyeceğini bilmek iyidir. Başka nasıl insan oluruz ki?