Genel

Yannis-Ritsos_8671_1410788338

01 Şub: Tsipras’ı Ritsos okurken hayal etmek

Burada gözümüzün yağını azaltmaz hiç gökyüzü. Bu ülkede, sırtımızda taşıdığımız kayanın yarı ağırlığını yüklenir güneş. Böyle diyor Yannis Ritsos, Cevat Çapan çevirisiyle, ‘Yunanlıların Öyküsü’ şiirinin üçüncü bölümünde.  Sanatoryumda geçen yıllarının ardından komünist gruplara katıldığında yirmi iki yaşında bir genç Ritsos. ‘Epitaphios’ adlı uzun şiiri, faşist cunta tarafından Atina’daki Zeus Tapınağında törenle yakılan, 1948-1952 arasını Ege Adalarında sürgünde geçiren bir şair Ritsos. Yunan toprağının kokusunu, şiirine benzersiz bir anlatımla katmayı başarmış, yalınlığın ozanı Yannis Ritsos. Tüm dünya Yunanistan’ı, SYRİZA’nın başarısını ve…

684319_2

26 Oca: Okurların yüreğinden su gibi fışkıran bir İpekli Mendil

İpekli Mendil. Uzun süren bir yolculuk ve sonrası… Fil Uçuşu’nda İpekli Mendil ile ilgili bir yazıya yer vermedim. Oysa, bu blogun da kitabın oluşumuna katkısı var. Sarnıç Öykü’nün şu anda raflarda olan sayısında, İpekli Mendil’e de yer verildi. Fil Uçuşu’na o yazıyı almak istedim. Çünkü İpekli Mendil ‘i hazırlayanların cümleleri var burada. İşte Sati Faik’e saygılarımla diye başladığım o yazı ve kitabı hazırlayanların görüşleri… İçinde öyküler olan bir sözlük: Okumayı, öyküleri sevenler için, içinden mutluluk geçen bir sahil kasabası demek….

wst11_smashed_088

25 Oca: Dünya sirkinde havada elma çevirmek!

Çocukluğumdan beri jonglörleri ilgi ve gıptayla izlerim. Hadi daha net olayım; kıskanırım. Bir dönem üç top çevirmeyi denedim. Ortalama bir başarı elde ettim ama istikrarlı davranamadım. Yıllardır Edinburhg Tiyatro Festivali’nin listesinde yer alan Gundini Juggling‘in İstanbul’a geleceğini öğrendiğimde heyecanlanma nedenlerimden biri buydu yani. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi Drama Sahnesi’ndeki gösterinin tanıtımında da vurgu jonglörlük üstüneydi: “9 jonglör, 80 elma ve 4 tabak takımı ile bir saatlik eğlence” Hemen söylemeliyim ki “Smashed” bunlardan çok daha fazlası. Sean Gandini ve Kati…

23 Oca: “Yazar duruşu” nedir?

Bir yazar şöyle demişti, zamanın birinde: “Sosyal medyada falan bu kadar çok yazman iyi değil bence. Kendini biraz geri çekmeyi bilmelisin. Bir yazar duruşu sergilemelisin.” Üstelik bunu, parmağını sallayarak ve biraz da haddimi bildirerek söylemişti. Anlaşılacağı üzere, “bir anda aklına gelen” bir düşünceyi, dostça bir söyleşi içinde paylaşmak değildi amacı. Üstünde düşündüğü bir kavramın, “yazar duruşu” kavramının ateşli bir savunucusu vardı karşımda. Olabilir. İşin “üslup” kısmına takılmadan ilerleyelim. İnsanların hayatlarının bir döneminde, bir kavramın sağlayacağı iktidar alanına meftun olmaları şaşırtıcı…

images

23 Oca: Bir sabah, insanlık kendisini bir hamamböceğine dönüşmüş olarak bulur!

2006 FIFA Dünya Kupası. Hani şu Zidane’ın Materazzi’ye attığı kafa ile hatırlanan kupa. 11 Temmuz’da oynanan karşılaşmada Meksika takımı, Bravo’nun golüyle öne geçiyor. Maçın 36.dakikasında, 4 numaralı formasıyla Yahya Golmohammadi sahneye çıkıyor ve İran’ın beraberlik golünü atıyor. Tahran’ın kuzeyindeki bir hapishanede, 209 numaralı binanın küçücük hücresindeki iki adam, Mana Neyastani ve Mehrdad Ghasemfar, heyecan içinde maçın sonucunu öğrenmek istiyorlar. Önceki golden haberi olmayan (ya da önemsemeyen) gardiyan, maçta İran’ın 1-0 önde olduğunu söylüyor Neyestani ve Mehrad’a. Neyastani’nin 12 Mayıs 2006’da…

20 Oca: Bir blog yazısı kaç kişi okuyunca ‘başarılı’ sayılır?

Oldukça tanınmış bir blog yazarıyla tanıştım. Bu medyanın iyi bilinir isimleri “Blogger” denmesini tercih ediyorlar kendilerine. Ben de öyle diyeyim o zaman. “Biz bloggerlar genelde kıskanırız birbirimizi, bir başkasının sayfası bizimkiniden çok okunsun istemeyiz,” dedi. Ve şöyle devam etti: “Bir blogger sürekli olarak, sayfasının verilerini takip etmek zorundadır. Ne kadar okunduğunu, kaç kişiye ulaştığını bilmek zorundadır. Hatta ben, çoğu zaman, takipçi sayısı çok olan blogların verilerine bile bakıp diğerleri hakkında bilgi topluyorum.” Ben de çevremdeki herkese blog açmalarını öneren biri…

unnamed

04 Oca: Cem Dinlenmiş: Her Şey Olur 2014

Cem Dinlenmiş adını çoğumuz Penguen dergisindeki işlerinden biliyoruz. Ama Dinlenmiş’in üretkenliği bununla sınırlı değil. Yurt dışında da adını duyurmuş bir sanatçı o. Çalışmaları bütün dünyada ilgiyle takip ediliyor. Ama biz yine dönelim onun “Her Şey Olur” serisine. Cem Dinlenmiş’in yazı ve çizgileriyle, 2014’te ülkenin başına gelen “her şey”i anlatan “Her Şey Olur 2014”, Aralık ayında okuyucuyla buluştu. Dinlenmiş’in, haftanın gündem yaratan gelişmelerini birbiriyle ilişkilendirerek resimlediği aynı adlı köşesinden derlenen “Her Şey Olur 2014” tüm yılı özetleyen, sıkıştırılmış bir 2014 kitabı. Yılın en çok…

Elephant-flight

30 Ara: HBS/Hayat Bilgisi Sınavı.7: Yılbaşı nedir?

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? Ya da doğru değildir?a) Yılbaşı, arkanı dönüp gidebilmektir.b) Yılbaşı, önüne bakabilmektir.c) Yılbaşı, zamanlardan bir zamandır.d) Yılbaşı, takvim üstünden ayrışabilmenin denklemidir.e) Yılbaşı, yalnızlıktır. Bir yılın daha sonuna geldik. Kime göre, neye göre sorularıyla kafamı yormayacağım. Bir türlü elimizde tutamadığımız zamanla hesaplaşabilmek için bir takvim asıyoruz duvarımıza. Günler devriliyor. Derken kimilerinin eğlendiği, kimilerinin hesaplaştığı, kimilerinin kızdığı, kimilerinin kazandığı bir gün geliyor. Bir gün işte.  Bu yıl Fil Uçuşu, önceki yıllardaki kadar üretken değildi. Yine de tümden sessizliğe gömülmedi. Dilerim…

gizem-erdem_3019220233

28 Ara: Gizem Erdem: Şimdiki Zaman Hoyratlığından Uzakta…

Tuhaf çağrışımlar oluyor bazen. İyidir. 2012 tarihli “Led Zeppelin / Kennedy Center Honors” videosunu izleyip duygulandığım anlarda böyle bir çağrışım oldu. Konserin son şarkısı elbette ‘Stairway to Heaven”. Seksenli yıllarda kalbimizi alan gruplardan Heart, yani Nancy ve Ann Wilson sahnede. Davulda Bonzo’nun oğlu Jason Bonham oturuyor. Hem müthiş çalıyor hem de duyguları bedeninden fışkırıyor. Başında babasının alamet-i farikalarından olan o melon şapka var. Robert Plant, Jimmy Page ve John Paul Jones, her bir notayı hisseserek dinliyorlar. Plant’in gözü yaşarıyor bir…