Genel

image

21 Tem: Emma Peel: “Ağaç”

Karşıdaki Adam: Yorgun görünüyorsun. Emma Peel: Yo, gayet iyiyim. Karşıdaki Adam: Günlerdir şu üstündekileri çıkarmadın bile. Ne desem tersliyorsun. Emma Peel: Terslemiyorum. Sadece gerçeği söylüyorum. Göstermek istediğinle, gerçeğin ne kadar farklı olduğunu, bıkmadan usanmadan anlatmaya çalışıyorum. Karşıdaki Adam: Ben ne görüyorsam onu söylüyorum. Emma Peel: Göstermek istediğinin mutlak gerçek olduğuna o kadar inanıyorsun ki… Bakmıyorsun bile. Dinlemiyorsun, duymuyorsun. Karşıdaki Adam: Sen istediğin kadar gevele, ben bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Emma Peel: Zaten hep böyle yapıyorsun. Bir ağaçtan konuştuğumuzda, gözünün önüne…

14 Tem: Şair

Kadın iç çamaşırları satan bir dükkanın önünden önce kendisi sonra da gölgesi geçti genç adamın. Dalgındı. Bir ara gölgesinin, sen hiç böylesine güzel bir sarışın gördün mü dediğini duyar gibi oldu ama önem vermedi. Vitrindeki mankenler adamın bu tavrı karşısında kendilerini sergilemekte oldukları için utandılar. Oysa farkına varsaydı, utanmayın ben hepinize aşığım derdi. Farkına varamazdı. Sarışın uzaklaşırken, gölge umudunu yitirmiş, kaldırım taşları arasına sıkışan izmaritleri sayıyordu. Tam o sırada genç adamın dudağının kenarındaki kıvrımı gören vitrin mankenleri birbirlerine çığlık çığlığa…

14 Tem: Sinemacılara Açık Mektup

Kısa filmlerin, yeni yönetmenlerin, yeni bakış açılarının önünü açmak, tanınırlıklarını sağlamak, üretimi artırmak için kendi halinde bir öneridir. Türkiye’de çekilen kısa filmlerin izleyiciye ulaşamaması çoğu zaman dertlendiğim bir konu. Elbette bu filmlerin popülerlik çarkının içinde ezilmesinden söz etmiyorum. Ayrıca çok değerli kısa film festivallerinin, yarışmalarının, özel gösterimin olduğunu, bazı üniversitelerin bu konuya gereken değeri verdiğini de biliyorum. Ama yine de yıl içinde izlediğim kısa filmlerin daha geniş bir izleyici beğenisine ulaşamaması, o filmleri yapanların adlarının anılmaması canımı sıkıyor. Geçenlerde twitter’da…

14 Tem: Sait Faik’ten Sabahattin Ali’ye

Sabahattin Ali adına verilen edebiyat ödülü yendiden canlandırılamaz mı? Darüşşafaka Lisesi öğrencilerinin yaptığı işleri alkışlamak gerekiyor. Bu kez de ellerinde Sait Faik’in öykülerinin adları yazılı dövizlerle Burgazada’daydılar. Sonunda beklenen oldu ve 2010’dan beri restorasyon nedeniyle kapalı olan Sait Faik’in Burgazada’daki müze evi yeniden hizmete açıldı.Öncelikle Darüşşafaka Cemiyeti başta olmak üzere, bu sürece katkı sağlayan, emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor. Yeri gelmişken bir teşekkür de, kitabını okuduğum ilk andan itibaren Sait Faik Hikâye Armağanı ile taçlandırılmasını istediğim Sine Ergün’e; böylesine…

araname

12 Tem: Dönüp dönüp bakılacak bir kitap

“AraName: Bir Ara Güler Kitabı” sadece fotograf albümü ya da anılar-sohbetler olarak değerlendirilemeyecek bir kitap. Ara Güler-Hulki Aktunç-Semra Aktunç adlarını bir araya getiren bir kitap. Kitabın giriş kapısında öyle bir paragraf var ki, paylaşmamak olmaz. Diyor ki Hulki Aktunç “Ara Güler bütün insanların gölgesidir. Ona ‘Merhaba’ demek bütün insanların koluna girmek, bütün mekânlarda piyasa yapmaktır. Bütün şapkaları giymek, bütün pantolonları çekivermek… Fotoğraf çekmek de, Ara Güler’in insanlara ve nesnelere hakkını helal etme biçimidir. Bu coğrafyada yaşayıp da Ara Güler’i bilmeyen,…

01soru-0144-D043-DCC5

12 Tem: Radikal Kitap’tan LYS sorusu çıktı

Başlık ve yazı Radikal’den alınma. Ama içeriği bana dokunduğu ve ilginç bir durum olduğu için paylaşıyorum. İlginç olan kısmı şu: Konu ile ilgili olarak ne söyleşiyi yapan Burcu Aktaş’a, ne ne de bana bir geri dönüş oldu. Ayrıca benim, Burcu Aktaş’ın ya da Radikal’in adı referans olarak verilmemiş. Neyse sözü uzatmayayım ve haberi paylaşayım, hikaye kendini anlatıyor. Lisans Yerleştirme Sınavı’nda Türk Dili ve Edebiyatı Testi’nin on yedinci sorusu bize bir yerden tanıdık geldi. Nereden mi? Tabii ki Radikal Kitap’tan! Bundan…

23 Haz: Tepenin Ardı’nda dış mihraklar var

İşin ilginç yanlarından biri “dış mihraklar” söyleminin dolaşıma sokulmuş olması. Milliyetçilik üstünden bir tutkala ihtiyaç duyulduğu zamanların bu değişmez ve güçlü söylemi, kapalı politikaların sıklıkla diline pelesenk olur. Üstelik sözü edilen “dış mihraklar” çoğunlukla homojen bir yapıyı, kristalize olmuş bir ideolojiyi temsil etmez. Karanlık odalarda buluşan, yüzünden kötülük akan, takım elbiseli, asker kıyafetli bir takım insanlar resmedilir zihinlerde. Üçüncü sınıf bir Hollywwod aksiyonunun klişelerle dolu diyaloglarıdır senaryoda yazanlar. Zaten istenen bir nokta atışı yapmak değil, çok daha büyük ve belirsiz bir…

23 Haz: Kent Müzesi

Bu süreçte konuşulması gereken konulardan biri de “Kent Müzesi”. Konuyla ilgili önemli bir yazı Adalar Müzesi Küratörü Deniz Koç’tan geldi. Paylaşıyorum.   Ayrıca bu noktada Deniz Koç’tan bir güncelleme yazısı beklediğimi de söylemeliyim. Çünkü bu noktada örneğin Haydarpaşa konusunda bilgilendirilmeye ihtiyacımız var. Kişisel olarak Haydarpaşa’nın bir kent müzesi olabileceği yönündeki düşüncemi paylaşıyorum; ama bu görüşün karşılığı var mıdır yok mudur, bilemem. İşte bu nedenle konunun uzmanlarına daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir süreç.   Kent müzesi de nedir? İstanbul’da bir kent…

gezi-parkinda-bekleyis-suruyor_9448_dhaphoto2

23 Haz: Gezi Parkı kimin?

20 Haziran 2013 tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nin blog sayfası için yazılmış bir yazı… Bir anda, kimseye sormadan, hesapsızca gidip o ağaca sarılan gencin cesareti. Büyük resim arayanların bakması gereken o cesaret. Ama öncelikli soru şu: Gezi Parkı kimin? Sürekli olarak ekonomik zarardan söz eden, esnaf kan ağlıyor ezberini tekrar eden ve anlayışlı bir ağabey ifadesiyle “250 bin insanın yaşadığı, 1 milyondan fazla günlük insan sirkülasyonu olan Beyoğlu’nun yaşam kanallarını tıkayan barikatları kaldıralım. Herkesten ‘orantılı empati’ bekliyorum,” diyen Beyoğlu Belediyesi…