Genel

henry_miller

11 Mar: Henry Miller’dan Yazmak İçin 11 Emir

Henry Miller, 1934’te yayımlatacağı ilk kitabı Yengeç Dönencesi’ne yazarken (ve bir yandan ikinci kitabı Kara İlkbahar zihninde dönüp dururken) yoğun bir çalışma dönemine girer. Anais Nin’in desteği ve Paris’in entelektüel çevresi iyidir iyi olmasına da, asıl gereken disiplinli bir çalışma takvimdir. Sonunda kendisi için on bir emir hazırlar modernist edebiyatın bu öncü ismi. İşte Henry Miller’ın 1932-1933 yılları boyunca çalışma masasını karşısında asılı duran on bir emir. Henry Miller (1891 – 1980) 1. Bitirene kadar sadece tek bir şey üzerinde…

11 Mar: İlk kitabın heyecanı

1968 yılının sonbaharında bir kitap yayınlanır. Kitabın yazarı bu kitabı bastırabilmek için bütün yaz teyzesinin eczanesinde çalışmış, açığını tamamlayabilmek için de yakın bir arkadaşının biriktirdiği harçlıklarına başvurmuştur. Kitap 1100 adet basılır ancak yüz tanesi dağıtılabilir. Bu kitap daha önce dergilerde yazıları yayınlanan genç bir yazarın ilk kitabıdır. Kitabın adı “Cumartesi Yalnızlığı”, yazarı da Selim İleri. Edebiyat tarihine baktığımızda ilk kitaplarla ilgili bunun gibi bir çok ilginç anıya rastlayabiliriz. Kitabını ailesinden aldığı parayla bastıranlardan, matbaacı arkadaşının yardımıyla atık kağıtlara eserini basanlara,…

2zs5sti

02 Mar: Marilyn ve ben

Yirmili yaşlarımda, çalışma masamın karşısındaki mantar panoya raptiye ile tutturulmuş fotoğraflardan birinde Marilyn Monroe bir tren garı gülümsemesiyle bana bakardı. Fotoğrafta bu ikon oyuncunun gülümsemesi kadar, o garda olma hali hoşuma giderdi. Sağa sola koşturan insanlar, gidenler, gelenler… Bütün o hayat acelesinin içinde gidenlerden biri olduğumu düşünürdüm sanırım; çoğu genç gibi ben de gidebilmenin mümkün olduğu bir yetişkinliğin hayalini kuruyordum sanırım. Üstelik bu hayalimi, böyle güzel bir gülümseyişle üst üste bindirmek de hoşuma gidiyordu. Neredeyse bütün filmlerini defalarca izlediğim, hem…

emmaspring

01 Mar: Emma Peel: “Vurgun”

Emma Peel: Mart… Baharın başlangıcı diye bellettiler ya bize, soğuklar kırıp geçse de aldırmıyorum. Mutluyum bugün… Karşıdaki Adam: Düşünceli görünüyorsun… Emma Peel: Tam da o yüzden mutluyum diyorum. Düşünüyorum bütün gün, boşluğa bakarak. Bahar vurgunuyum ben! Karşıdaki Adam: Ama hâlâ siyah-beyazsın. Emma Peel: Ne güzel değil mi, ne güzel…

28 Şub: Bir gülümseyişe doğru yazmak…

Babam aklıma düştüğünde, önce okumaya sonra yazmaya sığınıyorum. Çoğunlukla önceden okumuş olduğum kitapları alıyorum elime; yazdıklarımı ise yırtıp atıyorum. Sadece o andaki yalnızlığı seviyorum aslında. Yazmak büyük bir yalnızlık. Yazar bir midye gibi, bir kapandı mı dışarıdan müdahaleler yetersiz kalıyor. Hiçbir din, dogma, ideoloji, angaje etme çabası onu açamıyor. Zaten kendi ruhunun karanlığı ve aydınlığıyla da o zaman yüzleşebiliyor yazar, insan oluyor. Bana bu güzel yalnızlığı kimin hediye ettiğini düşünmüşümdür çoğu zaman. Kendimi ne zaman yazar hissettim? İlkokul ikinci sınıfta…

edip-cansever

28 Şub: O esnada başka bir yerde…

…Edip Cansever, tedirgin bir dize gibi bakmaktadır hayata. Barmenin aksi yansımış aynaya; ikisi de yalnız görünüyor. Masada kültablası, rakı, su, sigara paketi, çakmak… Masa da masaymış ha!

joshua_redman_trio_03_milano_2009

26 Şub: Günden Kalanlar.36

• Bir hafta içinde üç konser. Joshua Redman ile başladık. Tunç ve Osman’la sebebi sağlam bir kahve sohbetinin ardından Salon’da en acayibinden bir caz akşamı. Basta Reuben Rogers ve davulda Greg Hutchinson ile oradan oraya savuran bir gece. Bir ara notaları düştü Rogers’ın, sanki o sayfalarla bizim de zihnimizin koridorlarında dolaşan notalar uçuştu. Redman, böyle küçük ve sıcak mekanlarda daha özgür ve dünyayı sallamadan çaldığını gösterdi. Hutchinson, durmadan fotoğrafının çekilmesine en usturuplusundan tepki gösterdi. Konserlerle dolu haftanın en unutulmaz gecesiydi….

23 Şub: Gitar Büyücüleri

Adı kimi yerde Pete Townshend olarak geçer, kimi yerde Townsend… Kimi Pete der ona, kimi Peter… Dert değil! Şu bir gerçek ki, rock müziğin yenilikçi ve devrimci yıllarının önde gelen isimlerindendir The Who‘nun efsane gitaristi. Gitarla ilgili birçok konuda ilk’ler hanesinde onun adı geçer; gitarı amfiye vurarak kırmaktan tutun da, yıllar sonra duyma bozukluğuna yol açacak, ses duvarının aşıldığı efsane konserlere kadar. Hatta açıkçası, kimi şehir efsaneleri de ona mal edilmiştir ve “çılgın yüz”ünü görenlerin hoşuna gider bu durum. Belki…

floyd

19 Şub: O esnada başka bir yerde…

…Rick Wright ve David Gilmour, zihinlerinde dönüp dolaşan seslerin evreninde yolculuk yapmaktadır. Rick Wright ve David Gilmour, Londra’daki Abbey Road Stüdyoları’nda, Dark Side of the Moon albümünün kaydındalar. İlk synthesizer kabul edilen VCS3 ile, On The Run parçasında kullanacakları bazı sesleri programlıyorlar.