Müzik

23 Şub: Gitar Büyücüleri

Adı kimi yerde Pete Townshend olarak geçer, kimi yerde Townsend… Kimi Pete der ona, kimi Peter… Dert değil! Şu bir gerçek ki, rock müziğin yenilikçi ve devrimci yıllarının önde gelen isimlerindendir The Who‘nun efsane gitaristi. Gitarla ilgili birçok konuda ilk’ler hanesinde onun adı geçer; gitarı amfiye vurarak kırmaktan tutun da, yıllar sonra duyma bozukluğuna yol açacak, ses duvarının aşıldığı efsane konserlere kadar. Hatta açıkçası, kimi şehir efsaneleri de ona mal edilmiştir ve “çılgın yüz”ünü görenlerin hoşuna gider bu durum. Belki…

kargamecmuamuzikyazilari

16 Şub: Günden Kalanlar.35

• En son ne zaman “Bilmiyorum,” dediniz? • Ankara. Levent ve Çağkan. Dostluk çoğu zaman sessizce oturup birlikte aynı noktaya bakacak kadar cesur olmak demek. Dostluk, farklı algıları aynı sokakta yürüyüşe çıkarabilmek demek. Düşünceleri, korunaklı bir alandan açık havaya fırlatıp birlikte koşturmak demek. Gitmeyi de bilmek demek. Ve bütün bunlara, birlikte cesaret edebilmek demek. Dostluk, cesaret gerektiriyor. Bazen düşünüyoruz da, ne yollardan geçti dostluğumuz; neredeyse yaşımızla eş bir süreden söz ediyorum, dile kolay. Badireler atlattı, virajlara gaz kesmeden girdi, duvara…

09 Şub: Filler gibi dans etmek

Yakın bir arkadaşım, sıklıkla gördüğü bir rüyayı anlatır; deniz kıyısındadır, pantalon paçaları kıvrılmış, suların içinde çıplak ayaklar günbatımına karşı trompet çalmaktadır. Muhtemelen bir Amerikan ya da Fransız filminden sayısız rüyaya sızmış bir görüntüdür bu. Ne yalan söyleyeyim; ben de isterim böyle bir görüntüde kameranın arzuladığı özne olmak. Ama bu fazlasıyla şekerli rüya görüntüsünün başka bir anlamı da var benim için. Beirut‘un “Elephant Gun” şarkısının videosunda, bizi sondaki parti sahnesine hazırlayan bir görüntü bu. Ezberlenmiş bir rüya görüntüsünden, daha kapalı devre…

04 Şub: Kurabiye Canavarı’ndan Tom Waits’e sevgilerle…

Kurabiye Canavarı’nın Tom Waits’e selam çaktığı video kolajından Maria Popova sayesinde haberdar oldum. Wired UK, The Atlantic ve Design Observer başta olmak üzere çeşitli yerlerde ve özellikle de Brain Pickings‘te yazan kuratör Popova’ya kulak vermek lazım ara sıra. Hele bir de konu Kurabiye Canavarı ile Tom Waits‘i biraraya getiriyorsa. YouTube aracılığıyla Kurabiye Canavarı’ndan dinliyoruz: God’s Away on Business!

29 Oca: Wes Montgomery’den ‘Round Midnight

Thelonious Monk’un 1944 kaydıyla dünyaya dinlettiği olağanüstü parçası ‘Round Midnight’ı aslında 1940-41 arasında yazdığı bilinir. (Harry Colomby, üstadın şarkının ilk versiyonunu 1936 yılında, henüz 19 yaşındayken yazdığını söyler.) Bugün kadar binden fazla albümde yorumlanmış olan parça, kimi kayıtlarda ‘Round About Midnight adıyla geçer. Bu albümlerin içinde Bernie Hanighen’in yazdığı sözlerle kaydedilmiş versiyonları da var. Başta Miles Davis’in yorumu olmak üzere, çok sayıda yorumu, yıllardır dinleniyor. Her yeni yorum, her yeni dinleyiş farklı yerlere götürüyor insanı. (Çok sayıda yorumun kaydını dinlemişimdir,…

Jane-Birkin-Serge-Gainsbourg-janeserge

29 Oca: Jane Birkin ve İstanbul’a saplanan iğne

 Jane ve Serge Jane Birkin’in İstanbul’la tanışma hikayesi ilginç ve sıcak. İlk kez kızı Lou ile gelmiş buraya. Bir gün bir dünya haritası çıkarmış ve Lou’ya bir iğne verip “Bunu istediğin yere sapla, seni oraya götüreceğim,” demiş. Bu çocukça oyunun sonunda iğne İstanbul’a saplanınca, ana-kızın rotası belli olmuş. “Ben İstanbul’a aşık oldum,” diyor. Jane Birkin, Ekim ayında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış töreni için geldiğinde NTV’de yayınlanan Cumartesi adlı programımızın ekibinden Emrah Kolukısa ve ben bir sohbet olanağı bulmuştuk,…

13 Oca: 5 kişi, 1 gitar: “Somebody that I used to know”

Gotye‘nin, “Somebody that I used to know” şarkısını daha önce Fil Uçuşu’nda paylaşmıştım. Kimbra‘nın konukluğuyla ve ilginç videosuyla daha da güzelleşen şarkının kısa sürede çok sayıda “cover”ı yapıldı. Kısa zaman önce YouTube’da izlediğim Walk off the Earth projesi “cover”ı ise hem faklı, hem heyecanlandırıcı hem de zekiceydi. Fil Uçuşu’nda paylaşmak istedim. Bir gitarla bile güzel müzik yapmak mümkün; buyurun izleyin…

09 Oca: Mehmet Güreli: “Kimse Bilmez”

Jülide Özçelik, uzun zamandır merakla beklenen “Jazz İstanbul Volume 2” albümüne, bir Mehmet Güreli klasiği olan “Kimse Bilmez”i de almış. Etkileyici bir yorumla söylüyor şarkıyı. Önümüzdeki günlerde konuşulacak, paylaşılacak, dinlenecektir. Ben de fırsat bu fırsat, şarkıyı orijinal haliyle, Mehmet Güreli’nin “alıp götüren” yorumuyla dinletmek istedim. İşte Hayyam’dan sözlere unutulmaz bir Mehmet Güreli bestesi: Kimse Bilmez. Not: YouTube’daki görüntü http://ku-ba-ba.blogspot.com/ adresindeki blogdan geliyor. Şarkıyı Mehmet Güreli’nin resimleri eşliğinde dinleten dosta selam olsun.

29 Ara: Chick Corea Akoustic Band: Round Midnight

Chick Corea Akoustic Band, benim için üstadın Return to Forever’dan sonra (hatta kimi parçalarda ondan öne geçebilir) en iyi grup çalışmalarından. Bu beğeninin üç eşit parçası var elbette; diğer parçalar da John Patitucci ve Dave Weckl‘a ait. Weckl’la Türkiye’ye geldiğinde tanışmış ve kısa süren söyleşi sonunda sadeliği, içtenliği ve yaptığı işe adanmışlığına hayran kalmıştım. Tekniğinden söz etmiyorum bile. Aynı şeyi Patitucci için de söylemeliyim tabii. 80’li yıllarda müzik dinleyişimi etkileyen isimlerden birdir bu olağandışı basçı. Üç usta bir araya gelince…

24 Ara: Sakin ve cesur: Youn Sun Nah

“Same Girl” Youn Sun Nah‘ın yedinci stüdyo albümü. Son yıllarda tanımadığım sanatçılarının albümlerini bile gözü kapalı aldığım ACT’den 2010 yılında çıktı. (Bu albümü bana hediye eden ve daha önce de ECM ailesinden Mathias Eick’le tanışmamı sağlayan “müthiş” caz tutkunu Serhan Lokman’a teşekkür ederim.) Youn Sun Nah, bu albümde de öncekilerdeki çizgide ilerliyor; dinleyicisini “yakalayan” ve “rahat dinlenen” bir yapının içine davet ediyor ama her an “tekinsiz” seslerle karşılaşabileceğimizi de hissettiriyor. Kimi zaman pop şarkılarının, kimi zaman caz standartlarının kıyılarında dolaşan,…