Genel

0

27 Haz: İpekli Mendil Kütüphanesi’nden Açık Davet

İpekli Mendil yolculuğunda çekilen fotoğraflardan bir sunum hazırlanmış. Dileyen yazının sonunda paylaştığım videoyu izleyebilir. Ama baştan söyleyeyim. Bazı fotoğraflar sizi hiç ilgilendirmeyecek. Tanımadığınız öğrenciler, tanımadığınız öğretmenler… Arada yazarlar, müzisyenler göreceksiniz ama onlar da bir yere kadar çekebilir ilginizi. Antakya’da bir lisenin başından geçenler sizleri çok ilgilendirmeyebilir. Bunu gayet iyi anlarım ve hak veririm. Ama bu macerayla ilgilenenler de olacaktır. Onlara şunu söyleyebilirim. Her bir fotoğraf karesinin bir hikayesi var. Bütün hikayelerde de öğrenciler var. Kimi okumaya meraklı kimi biraz muzip,…

IMG_9225

25 Haz: Patti Smith: “People Have the Power”

Patti Smith, İstanbul’daydı. Zorlu PSM sahnesindeydi. İzlediğim en iyi konserler listesi yapsam, kesin yazarım bu konseri. Konserden öte bir şeydi zaten. Müzik tarihiydi, şiirdi, sevecendi, saldırgandı, ölümdü, doğumdu, barıştı, öfkeydi, anneydi, babaydı… Ayindi. Gloria, Redondo Beach, Free Money, Birdland, When Doves Cry, Because the Night, My Generation ve çok haha fazlasıydı. Bir pagan dansıydı, gitarın sapında tonlarca basıncı taşıyan tellerin kopuşuydu. Bu harika fotoğraf Muhsin Akgün‘ün imzasını taşıyor. Instagram hesabından aldım Fil Uçuşu’na koymak için. Muhsin’in o gece harika fotoğraflar…

0-1

23 Haz: Prince: While My Guitar Gently Wheeps

Tarih: 15 Mart 2004. Yer: Waldorf Astoria Hotel. New York. Rock and Roll Hall of Fame konserinde harika bir kadro George Harrison için sahnede. Harrison hayattan ayrılalı üç yıl olmuş. Sahnedeki kadroda kadim dostları Tom Petty ve Jeff Lynne ile birlikte, oğlu Dhani Harrison da var. Dhani, babasının kopyası gibi. While My Guitar Gently Wheeps çalıyorlar. En sevdiğim şarkılardandır. Ulaşabildiğim bütün yorumlarını dinlemişimdir. bilen bilir, sevdiğim şarkıların yorumlarını dinleme ve toplama çılgınlığım var. (Rekor ‘Round Midnight’ta) Tom Petty 12 telli…

kibritleri-cok-seven-kucuk-kiz-kitabi-gaetan-soucy-Front-1

20 Haz: Gaétan Soucy’den bir demir leblebi: Kibritleri Çok Seven Küçük Kız

Kısa ve sarsıcı bir roman olan Kibritleri Çok Seven Küçük Kız okurunu faşizmle yüzleştiriyor “Kardeşimle ben kâinatla baş etmek zorunda kaldık, çünkü baba bir sabah, daha gün ağarmadan, ruhunu sessizce teslim etti.” Çarpıcı bir giriş cümlesiyle  başlıyor Kibritleri Çok Seven Küçük Kız. Gaétan Soucy’nin romanı 1998 yılında yayınlandığında, edebiyat dünyasının büyük bir kısmı tarafından ayakta alkışlanmış ve okurlar arasında da heyecan uyandırmıştı. Daha ilk paragraf bitmeden farklı bir hikayeyle ve dünya algısıyla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz: “Kardeşimle bana parçalanıp dağılmamamız…

215

19 Haz: Stonewall İsyanı ve Onur Yürüyüşü

Tarihçi ve aktivist Martin Duberman‘ın yazdığı Stonewall İsyanı 2008 yılında Agora Kitaplığı‘ndan çıktı. Çevirmeni Ceren Günger. Hikaye 28 Haziran 1969‘da New York’un Greenwich Village bölgesinde yaşanıyor. Stonewall Inn. adlı bara yapılan bir baskın. Uygulanan şiddet. Bu şiddetin sonucunda kendiliğinden gelişen bir direniş. Bilinçlenme, örgütlenme ve onur mücadelesinin oldukça belirleyici hikayesi. Duberman’ın belge kitabı, o günü ve sonrasını yaşamış altı karakterin üstünden ilerliyor. Duberman bu altı karakteri oldukça derinlemesine ve çok boyutlu anlatıyor.  Bu anlatım, kitabın bir roman gibi okunmasına olanak…

01

19 Haz: Okuma Notları: The Beatles / Hunter Davies

1. Bu biyografiyi yıllardır duyardım. Birkaç yıl önce yurt dışında bir baskısını görmüştüm ama hem kalınlığından hem küçük yazılarından hem de fiyatından gözüm korkmuştu. Kara Plak Yayınları 450 sayfalık özenli baskıyı 35 liradan piyasaya çıkarmış. Elbette gönül daha ucuz olmasını istiyor ama bugünün yayıncılık koşullarında böyle bir kitap için 35 lira iyi fiyat. 2. Kitabın çevirisi Doruk Yurdesin‘den, girizgah yazısı da Ömer Madra‘dan. Açık Radyo‘da bu ikilinin yaptığı The Beatles programı, yayıncılık tarihimizin yüz akı işlerdendir. Çeviri Doruk Yurdesin’in elinde…

george-orwell-bogulmamak-icin

15 May: George Orwell: Boğulmamak İçin

İnsanlık savaşlarla, yıkımlarla, kibirle, hırsla yarattığı anafora çekiliyor her geçen gün. Nefes alamıyoruz. Boğuluyoruz. Bir parça huzurlu gökyüzü, bir parça kirletilmemiş toprak için kaçmaya, başka coğrafyalara, hatta başka hayatlara sığınmaya hazırız.  Hayatın sıkıcı rutininden kaçıp kendini ait hissettiği topraklara dönmeye karar veren George Bowling’in hikayesi yıllar öncesinden gelen bir Orwell romanında karşımıza çıkıyor. Yazarın çoğu kitabında olduğu gibi zamansız ve her dem taze. Üstelik – yazarın kahramanına bilge sözler söyletmeye çalıştığı yerler dışında- sıkıcı olabilecek bu konu, tam bir İngiliz…

tumblr_lt246tlKlM1qbqktn

14 May: Brecht, yeniden…

Berliner Ensemble‘dan Robert Wilson yorumuyla Üç Kuruşluk Opera‘yı izledik. Daha önce hem Berliner Ensemble, hem de Robert Wilson ile ilgili yazdım. Bu yorumu da beğenenler oldu, beğenmeyenler oldu. Wilson rejisi böyle bir şey, tam ikiye bölüyor izleyiciyi, ara bölge yok. Kimileri “üslubunu bütün metinlere yayan bir modernist” olarak görüyor, kimileri “aynı numarayı tekrar eden bir post-modern” olarak. Üretimler üstüne tartışılması iyidir. Açık sözlü olmak lazım. Wilson’ın kurduğu plastik dünyayı seviyorum. Ama kimi zaman bu üslupçuluğun içeriğin önüne geçtiğini ve anlamı…

909052

21 Nis: Necatigil’in Edebiyat Sevgisi

Aslında başlık farklı olabilir. Sadece edebiyat sevgisi demek yetersiz çünkü. Sevgi, inanç, çalışma azmi, hayat mücadelesi, paylaşmak, çoğaltmak… Daha başka şeyler de söylenebilir. İspanyol edebiyatının en önemli isimlerinden Miguel de Unamuno‘nun öyküleri Yaman Adam adıyla Can Yayınları’ndan yayımlandı. Hem de Behçet Necatigil‘in klasik çevirisiyle. Farklı bir önerim olacak… Kitabı ister alırsınız ister almazsınız. Ama ne olursa olsun, girin bir kitapçıya, alın kitabı elinize ve Ayşe Sarısayın‘ın “Genişletilmiş Yeni Baskı İçin Birkaç Söz” başlıklı giriş yazısını okuyun. Bu yazıda Necatigil’in 1947’de başlayan…

bulusma_kapak_low

21 Nis: Dünyaya Che’nin zihninden bakmak

Sonunda uykuya dalacağım ama önce kendime sormayı beceriyorum, acaba bir gün avcıların borazanlarının halen duyulduğu bölümden adagionun mazbut olgunluğuna, oradan da sessizce mırıldandığım allegro sona nasıl geçeceğimizi bilecek miyiz; karşımızda canlı kalanlarla uzlaşma becerisini gösterebilecek miyiz? Buluşma’nın ben-anlatıcısı söylüyor bunları. Yani, devrimci yoldaşları ile birlikte Küba’ya doğru giden Ernesto Guevara. Che ve devrimci arkadaşlarının, Granma adlı tekneyle çıktıkları bu yolculuk, Küba Devrimi’nin işaret fişeğini ateşleyen büyük buluşmanın çarpıcı hikâyesi.   Bu kısa ama etkileyici hikayenin yazarı, Latin Amerika edebiyatının en…