Emma Peel: Her şeyi geride bırakıp güneyde bir kasabaya yerleşmenin hayalini kurdum yıllarca. Belki küçük bir restoran… Gün boyu kitap okumak, resim yapmak… Karşıdaki Adam: Orta sınıf şehirlinin bir türlü yazılamayan hikayesi. Dünyanın neresine gidersen git şu söylediklerini tekrar eden birini bulursun. Zırva! Emma Peel: Çok kişinin dokunduğu bir hayal zırva mıdır sence? Karşıdaki Adam: Dokunduğu deme. Dokunmaya korktuğu dersen daha doğru olur. Zaten o yüzden zırva… Emma Peel: Hemen gitmeni istiyorum buradan. Hiç değilse güneş batana kadar rahat bırak…
Genel
Mustafa Baydar’ın1960 yılında yayımlanan kitabı “Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar”, 1954-1960 yılları arasında elli edebiyatçıyla yapılmış söyleşilerden oluşuyor. Mustafa Baydar, bu söyleşileri yaptığında 35-40 yaşlarında bir gazeteci. Öyle ‘net’ sorular sormuş ki, hayran olmamak elde değil. Korkusuz, arkadan dolanmayan, eveleyip gevelemeyen bir gazetecinin, karşısındaki sanatçıyı nasıl ‘açabileceğinin’ dersi var elimizde. Kitabın önsözünü yazan Ruşen Eşref Ünaydın’ın dediği gibi konuşacağı edip veya şairin eserlerini iyi okumuş, önemli bilgiler toplamadan söyleşi masasına oturmamış bir gazeteci Baydar. (Soyadı benzerliği dikkatinizi çekmiştir; bilgilerim beni yanıltmıyorsa Mustafa…
Televizyonculuk tuhaf bir iş. Başladığınız programın daha ikinci haftasında, eğer işler iyi gidiyorsa (yani programınız izleniyor ve yöneticiler tarafından takdir ediliyorsa) pembe bulutlar uçulur etrafta. Herkes “Tam bir aile olduk!” der. Yalandır bu. Kimse kimseyi o kadar sevmez. Herkesin birbirinin tersine işleyen çıkarları var gibidir. “Hepimiz aynı gemideyiz,” duygusu yoktur. Ama o sahte mutluluk, ağız dolusu gülücükler, beraber yemeğe çıkma programları bitmek bilmez. Aslında şaşılacak bir şey yok. Çoğu aile kadar ikiyüzlüdür, televizyoncuların her programda yeniden kurdukları aile. Program kötü…
Ara Güler’le televizyonda program yapmaya başladığım ilk yıl tanıştım. Heyecanlanmıştım. Bildiğini söyleyen, kamera çalışmaya başladığında yapay bir kibarlığa bürünmeyen, sahiciymiş gibi yapmadan sahici olan bir bilge vardı karşımda. Heyecanımı, o kendine has üslubuyla silivermişti. Sonraki yıllarda güzel sohbetlerimiz oldu Ara Bey’le. Gülüşler yüzümüze yayıldı, küfürler dilimize oturdu. Onun yanında hep daha ‘gerçek’ olmanın cümlelerini buldum. Bugün doğum günü Ara Güler’in. İyi ki tanımışım onu. Nice nice yıllara Ara Baba! Bir yayın sonrasında Ara Güler’le. CRR sahnesindeyiz. Cep telefonu ile fotoğraf…
Süreklilik… Hangi işi yaparsam yapayım ‘süreklilik’ önemlidir benim için. Fil Uçuşu, ilk gününden bu yana, aynı düşünceyle ve hassasiyetle devam ediyor. Kimi zaman daha sıklıkla yazı paylaşıyorum, kimi zaman daha seyrek. Kimi zaman, başladığım serilere uzun süreli aralar veriyorum. Kimi zaman, başka bir yerde yayımlanmış bir yazıyı paylaşıyorum. İstatistiklerine, yorum sayılarına bakmadan devam ediyorum yoluma. Tek yaptığım, Fil Uçuşu’na bir yazı koyduğumda bunu twitter hesabımdan duyurmak. Öykülerimi kağıt-kalemle yazarım. Masamın üstü defterlerle dolu. Yakınlarım kırtasiye merakımı bilir zaten. Fil Uçuşu,…
Radikal Kitap, bayram seyahatinde yanımıza hangi kitapları alalım sorusunun peşine düştüğünde aşağıdaki listeyi yazmıştım. Bir de Fil Uçuşu‘nda paylaşayım dedim. Kavgam – Karl Ove Knausgaard Norveçli yazarın altı ciltlik “itiraf” metni tüm dünyada konuşuluyor. Buna değer mi yoksa sadece sansasyonel bir metin mi? Okuyun ve kendiniz karar verin. Yalan Yıllar – Can Kozanoğlu Hem ‘Acemi Eğitimi’nin devamını okumak isteyenlere hem de Kozanoğlu’nun samimi dilini özleyenlere. Diriliş – Stephen King Yazarın tutkunları için özel bir öneri cümlesine gerek yok. Ama yine…
Geç kalmış bir veda yazısı bu… Temmuz ayının başında yazılmalıydı. Sarnıç Öykü’nün veda ettiğini okuduğumda. Edebiyat dergilerinin ömrü vardır, bilirim. Böylesi tecrübelerim oldu, dergiciliğin nasıl dertli iş olduğunu yaşamış bir kişiyim. O yüzden şaşırmamak gerekiyor ama olmuyor işte. Yine de şaşırıyor, üzülüyor insan. Sarnıç Öykü de geldi geçti. Ocak-Şubat 2015 tarihli 21 numaralı sayısında, “İki Şiirin Arasında” ile beni kapağa taşmışlardı. Yazarın bir kitabının merek altına alınmasının, her yönden çekiştirilip incelenmesinin değerini bilemezsiniz. ‘Boş yere öven’ değil, ‘inceleyen’ bir dergiydi…
Asılı Adam “Ai WeiWei’in Tutuklanışı” – Barnaby Martin 1989 yılında bugün, Tiananmen Meydanı’nda 2binden fazla öğrencinin ölümüyle sonuçlanan o müdahale gerçekleşmişti Çin’de. Dört tankın önüne tek başına dikilen o ‘Meçhul İsyancı’nın fotoğrafı çoğu kişinin belleğindedir. Peki gerçekten neler oldu Çin’de, son otuz yılda neler yaşandı? Weiwei meselesine, modern sanatlara ve hatta Çin’in dünyayla olan ilişkisine uzak olanlar için bile kaçırılmayacak bir okuma fırsatı. Barnaby Martin, bu zorlu konuyu, neredeyse çoksatan bir roman tadında aktarmayı bilmiş. Sanatçının babası Ai Quing’in Mao…
Haberler “Bir Kullanma Kılavuzu” – Alain de Botton “Haberlerin uğultusu ve telaşı benliğimizin en derinlerine sızmış vaziyette, artık bir dakikalık bir sükûnet ne büyük başarı sayılıyor,” diyor Alain de Botton. Peki hiç bu “haberlerin” üretim cephesinin, yani haberciliğin bugününü ve yeni dinamiklerini düşünüyor muyuz? Evet, “haber kuruluşları, demokrasilerin barındırdığı rastlantısal bir özellik olmaktan öte, onların bizatihi kefilleridir” ama acaba “şimdiki durum” ne? Sarsıcı örnekler ve bakış açısı olgunlaştıran bir yaklaşımla haberciliği ele alıyor Alain de Botton. (Zeynep Baransel çevirisiyle, Sel…
Jools Holland, yarın Açık Hava’da bir konser verecek. Öncesinde stüdyosundan hikayeler paylaşmak istedim. Norah Jones: 2002 yılında ilk albümünü Come Away With Me’yi yayımlayan Norah Jones, 17 Mayıs 2002 tarihinde Jools Holland’ın konuğu oldu. Jones’un katıldığı programda ayrıca Wilco, Beverly Knight, Eric Burdon, The Von Bondies, Damon Albarn & Afel Bocoum gibi isimler de diğer konuklar arasındaydı. Jones programda, ‘Don’t Know Why’ ile ‘Cold, Cold Heart’ parçalarını seslendirdi. Programla ilgili olarak Jones’un yorumları: “Bu programa çıktığımda, bilinen bir isim değildim….
