Genel

Gezi-Concert-1

02 Haz: Sen de oradaydın Can Baba!

Fazıl Say’ı anlatmama gerek yok Can Baba! Senin tayfadan, bilirsin onu. Zaten öyle bir albüm yaptı ki, seni bütün dostlarınla aynı masaya oturttu. Metin Altıok da var o masada Nazım Hikmet de. Bununla da yetinmedi deli çocuk, Rilke şiirlerinin sokak sokak dolaştığı, Schiele tablolarının bedenimizin zavallılığını ezberlettiği Viyana’dan iki güzel dostuyla tanıştırdı bizi. Ferhan Önder ve Ferzan Önder kardeşler, piyanoyu öyle çalıyorlar ki, her notada bir yudum şarap almış gibi oluyorsun Can Baba! Konser bittiğinde, “içtim şarap, halim harap” vaziyetindeyiz…

sosyal-dgp-copy1-1

22 May: Beyoğlu’nda bir korsan sergi

21 Mayıs Çarşamba – 26 Mayıs Pazartesi tarihleri arasında Beyoğlu sokaklarında korsan bir sergi var.  “Bu işlerin sahipleri TOMA’ların önünde duranlar,” diyor fotoğrafları çeken isim. Ona sadece bir fotoğrafçı demek eksiklik olacaktır. Ara Güler’in hep altını çizdiği mesleki vurguyla, o bir “fotomuhabir”. Fil Uçuşu’nda bu sergiyi tanıtırken “Sergide kesinlikle benim ismim ön plana çıkmayacak,” demesine aldırmadan kim olduğunu söylesem mi diye düşündüm ve sonunda yazmamaya karar verdim. Öğrenen bir yerlerden öğrenir. Burada önemli olan isim değil zaten. Brezilya direnişinden esinlenerek…

emanet-sehir-202x300-1

22 May: Ankara dediğin bir büyük yalan Şekip!

Levent Cantek, Dumankara/Hayat Bir Yangındı cildiyle başlattığı Ankara Üçlemesi grafik roman dizisine Emanet Şehir’le devam ediyor.  Yanında da önceki cildin iki öyküsünde birlikte çalıştığı Berat Pekmezci var. Cantek bu anlatısında, Dumankara ile başlattığı havayı sürdürmekle kalmıyor, yapıyı bir basamak yukarı çıkarıyor. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının elinden aldığı itibarla, kendini önemli hissetmeye başlayan ve neredeyse bu yalana inanır hale gelen 1940’ların Ankara’sını sadece dekor olarak kullanmayan, doğrudan hikayenin önemli bir karakteri haline getiren bir grafik roman var elimizde. Neredeyse vücuda gelip salınan…

images-1-2

21 May: Kış Uykusu: İnsan ruhunun her köşesi

Cannes Film Festivali’nde Haluk Bilginer Nuri Bilge Ceylan’a rakip Yakılmış andızlar. Başıboş dolaşan yılkı atları. Kadim bir coğrafya. Yakılmış bir üretkenliğin içinde artık görkemli günlerinden uzak yılkı atları gibi dolaşan orta yaşı geride bırakmış tiyatro oyuncusu Aydın. Kapadokya’da Othello Otel. Tiyatronun tozu artık sadece babadan kalma zenginliğin getirdiği otelin adında kalmış. Bir de kibirli bir gülümsemede. Nuri Bilge Ceylan ve Ebru Ceylan, “Kış Uykusu”nun insan ruhunun her köşesine gitmek arzusunu replik replik hissettiren senaryolarında Dostoyevski ile Shakespeare’e ve en çok…

09 May: HBS/Hayat Bilgisi Sınavı.4: Yolculuk nedir?

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? Ya da doğru değildir? a) Yolculuk, bir noktadan diğerine giderken yaşanan fiziksel değişimdir. b) Yolculuk, bir noktadan diğerine giderken yaşanan düşünsel değişimdir. c) Yolculuk, hareket etmeye cesaret etmektir. d) Yolculuk, hareket etmemeye cesaret etmektir. e) Yolculuk, çok kullanılmaktan yorulmuş bir metafordur.

Unknown-3

08 May: Bir Borges Labirenti

Yirmili yaşlarımda sıklıkla tekrar ettiğim bir oyun vardı. Ben o zamanlar bunu bir oyun olarak adlandırıyordum ama belki de bir çeşit hastalıktı söz konusu olan. Odamdaki ışıkları kapatır, hatta yeterince karanlık olmazsa gözlerimi yumar ve kütüphanedeki kitapları el yordamıyla bulmaya çalışırdım. Yerini yurdunu ezbere bildiğim kitabın olduğu rafa yönelir, parmak uçlarımla cildi tanımaya uğraşırdım. Her başarısızlık oyunun yeniden oynanması anlamına gelirdi. Yanılmak hem can sıkıcıydı hem öğretici. Yanılmama neden olan kitabın sayfaları arasında kaybolur ve ertesi gece onu da parmak…

reddediyorum-1

07 May: Per Petterson: Reddediyorum

Norveçce bilmiyorum. Bu dile yakın bir dil bilmiyorum. Bu dilin konuşulduğu coğrafyalara ait bir deneyimim yok. O kültürün deyimlerini, benzetmelerini, göndermelerini, şakalarını bilmiyorum. Ama Per Petterson‘un kitaplarını okurken kendimi yabancı hissetmiyorum. At Çalmaya Gidiyoruz ve Lanet Olsun Zaman Nehrine gibi iki muhteşem kitabıyla, merakla beklediğim yazarların arasına giren Petterson şimdi de Reddediyorum diyor. Burada romanın içeriğinden söz etmeyeceğim. Sadece şunu söylemekle yetineyim; Petterson, sanat-zaman ilişkisi konusunda bizi bir kere daha düşünmeye yönlendiriyor kitabıyla. Edebiyatın, zamanı elinde tutup istediği gibi uzatıp-kısaltma…

gunduz-guzeli_avatar-1

06 May: Gündüz Güzeli: Edebiyatla sinemanın kesişme noktası

Joseph Kessel’in romanı, bir cerrahla evli genç ve güzel Severine’in kocasına duyduğu aşka rağmen tensel haz arayışı içinde gündüzleri lüks bir randevuevinde fahişe, akşamları ise sevgi dolu bir eş olarak sürdürdüğü çifte yaşamının beklenmedik bir karşılaşma sonrasında altüst olmasının hikayesini konu alıyor. “Alışılmış ahlaka, geleneksel hayallere, duygusalcılığa, toplumun tüm ahlaksal pisliğine karşıyım. Burjuva ahlakı, benim için ahlakın tersidir, çünkü ters kurumlar üstüne kuruludur: Din, vatan, aile ve toplumun diğer temel direkleri…”   Joseph Kessel’in son noktasını 20 Şubat 1928’de Davos’ta…