Genel

Dergi-35-kapak-206x300

09 Şub: Yazarın Masası: “Edebiyat Alanındaki Yalnızlığımı Seviyorum”

Teklif Metin Celâl‘den geldi. Özgür Edebiyat dergisinin “Yazarın Masası” köşesi için benimle bir söyleşi yapmak istediklerini söyledi telefonda. Söyleşiyi 5 Temmuz 2012‘de gerçekleştirdik. Saat 10’da sohbet edeceğimiz tiyatro mekanına doğru giderken yolda Adnan Özer‘le karşılaştım. Merdivenleri beraber çıktık. Atilla Birkiye çoktan gelmiş, taze çekilmiş kahveyi makineye koymuştu. Kayıt cihazını ne ara açtılar, sohbet söyleşiye ne ara dönüştü farkında değilim açıkçası. Sonunda ortaya benimle yapılmış en uzun söyleşilerden biri çıktı. Özgür Edebiyat’ın Eylül-Ekim 2012 tarihli 35inci sayısında yayımlanalı aylar oluyor, kişisel…

09 Şub: Kütüphanelere gider misiniz?

Kitapla aşkını çocukluğunun “Gezici Kütüphane” otobüslerinde derinleştirmiş bir okurun, aklının bir köşesinde her daim bu soruyla yaşaması normal. aslında soru biraz daha can acıtıcı. Biz kütüphaneleri neden sevmeyiz? Geçenlerde bir toplantı sonrasında Cevat Çapan, Gönül Çapan, Nursel Duruel ve Doğan Hızlan ile sohbet ederken söz döndü dolaştı, Bursa Nilüfer Belediyesi’nin kültür sanat çalışmalarına ve özellikle de kütüphanelerine geldi. Gece boyunca, böylesi derya deniz isimler in yanında elbette daha çok dinleyici olan ben, söz kütüphanelere gelince bir heves konuşmaya başladım. Kütüphanecilik…

macide_tanir_b

06 Şub: O esnada başka bir yerde…

…bir aynadan bakar her birini aynı içtenlikle giydiği onlarca karakterden geçmiş yüzüne, o muhteşem duruşuyla… ve o esnada başka bir yerdedir artık Macide Tanır da… Macide Tanır (1922 – 2013) Ankara Radyosu’nda, temsil kayıtları yaptığımız günler. Macide Hanım, her repliğin önünde arkasında düzeltiyor beni. Tonlamadan nefes almaya, mikrofon önü duruşundan hayat duruşuna kadar. Tane tane anlatıyor ne yapmam, ne yapmamam gerektiğini. Derslerimin ne durumda olduğunu soruyor her gördüğünde; okul öncelikli olmak zorunda. Hatta stüdyoya girmeden ne yediğimi bile soruyor; çok yediysem…

asaf

29 Oca: O esnada başka bir yerde…

…elinde sigara masasında şişe, ne de güzel söyleyemez “r”leri, ne de güzel bakar hayata o meraklı gözleri, bilinmez zihninde hangi şiirin hangi dizeleri… Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981)   MYTHE   Artık beni kimse yalnız bırakamaz.  

images

27 Oca: Man Booker Adayları Belli Oldu

Fil Uçuşu takipçileri, her yıl Man Booker adaylarının açıklanmasıyla listenin bu sayfada paylaşılmasına alıştı. Listeyi yine paylaşalım ama bir de jüriyle ilgili önemli bir bilgiyi hatırlatalım. Sir Christopher Ricks ile birlikte jürideki isimler; Aminatta Forna, Yiyun Li, Tim Parks ve Elif Batuman. Türk asıllı Amerikalı bir yazar ve akademisyen olan Batuman’ın böylesine önemli bir jüride yer alması dikkate değer. Gelelim bu yılın kısa listede yer alan yazarlarına: U.R. Ananthamurthy (Hindistan) Aharon Appelfeld (İsrail) Lydia Davis (ABD) Intizar Husain (Pakistan) Yan…

ozan_kapak

27 Oca: “My Best Friends Are Pianists”

Önder Focan konuk olduğu Cumartesi programında Türkiye’deki caz atmosferi üstüne konuşurken nasıl da içtenlikle övdü genç kuşağın birlikteliğini, albüm ve konser çalışmalarını. Katılmamak elde değil. Üst üste nefis albümler geliyor yeni nesil caz ustalarından. Bu albümlerden biri de aynı programda Önder Focan – Sibel Köse – Şenova Ülker  ve Ediz Hafızoğlu‘yla birlikte, o huzur veren yüz ifadesiyle kontrbasının başında duran Ozan Musluoğlu‘ndan geldi: “My Best Friends Are Pianists”   Öncelikle böylesine akıl dolu bir tasarım için tebrik etmek gerekiyor Ozan…

1033906-premiere-bande-annonce-officielle-pour-620x0-1

27 Oca: Günlerin Köpüğü, Boris Vian, Michel Gondry ve ben

Yıl 1984… Yaşım on altı…. Ankara’da Kuğulu Park’ın sessiz banklarından birinde, olağanüstü iki hediye alıyorum. Boris Vian‘dan “Günlerin Köpüğü” ve fotokopiyle çoğaltılarak hazırlanmış bir dosyada Arkadaş Z.Özger‘den “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası”. Bir solukta okuyorum ikisini de. Aşığım, daha çok aşık oluyorum. Fena halde on altı yaşındayım. Anlayacağınız, kitapla tanışmamdan bu yana neredeyse otuz yıl geçti. Otuz yılın içinde dönüp dolaşıp okuduğum kitap, zihnime her seferinde farklı imgeler düşürdü. O büyülü-büyüleyici atmosferi her seferinde yeni bir görselliğe taşıdım. Bir yandan da sorup…

diana-rigg-emma-peel-1966

26 Oca: Emma Peel: “Zaman”

Karşıdaki Adam: Seni epeydir böyle huzurlu görmemiştim… Emma Peel: Haklısın… İyiyim, uzun zamandır olmadığım kadar iyi hem de. Karşıdaki Adam: Kış mevsiminin böyle bir etkisi oluyor herhalde. İçine kapanmak, kazak görünümünde kalın bir kozayla sarmalanmak iyi geliyor kimilerine.  Emma Peel: Ne güzelmiş bu varsayım. Hoşuma gitti. Ama benim kendimi iyi hissetme nedenim kış değil. Bütün mevsimler… Zaman… Karşıdaki Adam: Nasıl yani? Emma Peel: Zaman diyorum, zaman. Bütün gece ders çalışsan da geçer not vermeyeceğini bildiğin o acımasız öğretmen; zaman. Bütünleme sınavında öyle…

24 Oca: i-ka-se-ve

Aslında durumu en güzel özetleyen sahne, kitabı eline alan herkesin çaktırmadan 629uncu sayfayı açıp “Dizin” bölümüne baktığı sahne. Çünkü kendisini kültür-sanatın içinde gören herkes o dizinde adı olsun, bu uzun koşunun bir parçası olduğu bilgisi tarihe kalsın istiyor. Sivil tarih böyle yazılıyor çünkü. Toplumsal bellek böyle oluşturuluyor. Bir vakfın ve bir şehrin kültür sanatında son kırk yılın nasıl şekillendiği, ancak tanıklıklardan oluşuyor. Bütün o konserler, sergiler, festivaller, etkinliklerden zihinlerde kalanlarla oluşuyor kültür binasının duvarları. Elimizdeki kitabın adı “i-ka-se-ve: 370 Kişi…

Auster-Coetzee

21 Oca: İki Yazarın Terapi Seansı

2008 yılında tanışan, dünya edebiyatının en önemli isimleri J. M. Coetzee ve Paul Auster‘ın mektuplaşmaları “Şimdi ve Burada”, sanattan siyasete, spordan savaşlara, ekonomiden insan ilişkilerine kadar pek çok konuyu içeriyor… Teklifin daha münzevi bir hayatı seçmiş olan Coetzee’den gelmesi ilginç. Üstelik ilk mektubu yazarak, kapıyı açan ve dostluğun tutkusal bağların açığa vurulmamış bir biçimi olarak satırlara yayılmasını sağlayan da Coetzee. Bu ilk mektuba Auster’ın alıntılarla, yorumlarla ve anılarla dolu cevabı, kitabın daha ilk sayfalarından başlayarak, iyi bildiğimizi sandığımız konularda bile,…