Genel

600full-bertolt-brecht

04 Eki: O esnada başka bir yerde…

…Bertolt Brecht, hastabakıcı olarak görev yaptığı savaştan geriye kalan ceset, korku ve ölüm kokularının sindiği bir hayata cevap olarak “Gelen Savaş” şiirinin dizelerini düşünmektedir. Gelen Savaş Bu gelen ilk savaş değil. Çok savaş oldu bundan önce. Bittiği gün en son savaş bir yanda yenilenler vardı gene, bir yanda yenenler vardı. Yenilenlerin yanında kırılıyordu halk açlıktan. Yenenlerin yanında halk açlıktan kırılıyordu. Çeviri: A.Kadir – A.Bezirci (Halkın Ekmeği, Yazko Yayınları, 1982)

mozart_1

03 Eki: Lizst, Paganini’yi Kıskanırsa

Mozart, gerçekten de Sihirli Flüt operasıyla, Viyana locasının bir üyesi olduğu masonların gizli tutmak için ellerinden geleni yaptıkları kabul merasiminin sırlarını ifşa etmiş ve bunun bedelini “biraderleri” tarafından zehirlenerek mi ödemişti? Yoksa zehirlenme ipinin diğer ucunu tutan kişi, saray bestecisi ve imparatorluk orkestrasının şefi olan efsanevi Antonio Salieri miydi? Ama unutmamalı ki listede Salieri’den daha güçlü bir isim var: Zehrin vücuda aylara yayılan bir zaman diliminde, azar azar verildiği düşünülecek olursa en güçlü şüphelinin karısı Constanze Mozart olması kaçınılmaz. Peki…

BABAMN1

22 Eyl: Babamın Sesi: Hatırlamak acıtır…

Adı  bir gecede Basé’den Asiye’ye dönüştürülen o yıkılmaz kadının, telefonu her açışında “Hasan!” deyişi kulaklarımızdan nasıl gidecek. O ses, bizim de bu coğrafyaya dair hafızamızı oluşturmayacak mı? Olayların, görüntülerin, haberlerin, gerçeklerin yok edildiği bir yaşam alanında, belki de bizi kurtaracak olan, o seslerin yarattığı hafıza. Sesler, unutulmaz. Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan imzalı “Babamın Sesi” bu hafızanın peşinde koşuyor işte. Kararlı adımlarla, engebeli bir yolda ilerlerdiğini bilerek, acıya-acıtanlara inat, kararlılıkla sürdürüyor koşusunu. Filmin kendi internet sitesinde yer alan hikayesini aynen…

Simdiki-Zaman

18 Eyl: Şimdiki Zaman: Hüzün, ortak bir hikayedir

Mina’ya fal baktıran bir kadın der ki, “Hep ben adım attım zaten, millet hem suçlu hem güçlü.” Birileri diğerlerine adım atar, diğerleri başka yöne ilerler. Oysa, yürüdüğümüz yönde, adım attığımız mesafede sabit dursun dünya isteriz. Dursun, kıpırdamasın. O dursun ki, bizim binbir emekle attığımız her adım, daha net şekilde ulaşsın hedefine. Hedefler. Beklentiler. Her adımda yaklaşmak. Her adımda uzaklaçmak. Kaçmak… O bitmeyen kaçış arzusunun hüzünklü yüzü Mina. Baktığı her falda, fincandan kazıyıp gökyüzüne saldığı her telvede, kendi hikayesini bir kez…

bellatin

11 Eyl: Çin Daması: Bedenin Huzursuzluğu

Mario Bellatin, kurduğu dünyayı, olayların hızlı ve tedirgin edici akışına emanet eden bir yazar. Öncelikle süslemelerden, dil oyunlarından, kurgu cambazlıklarından uzak bir okuma alanı içine davet diyor okurunu. Öyle hızlı bir tempoda, ardı ardına diziyor ki olayları, okur bir süre sonra, sanki basit bir el hareketiyle, öylesine devet edilmiş olduğu bu dünyanın bir parçası, hatta giderek tutsağı olmaya başlıyor. Yazarın anlatı gücü de bu noktada devreye giriyor zaten. Basitin çekiciliğine hapsediyor okurunu. Sayfaları hızla çevirmeye, olay akışının hızında bir okuma…

cooder-election-special

11 Eyl: Sonbahar için üç albüm önerisi…

1. Ry Cooder / Election Special Dünya onu hep tanıyordu ama Türkiye’de özellikle Buena Vista Social Club’dan sonra tanınır oldu. Aslında Ry Cooder deyince, olağanüstü bir müzikal arkeologdan söz ediyoruz. Davul setinin başına oğlu Joachim Cooder’ın oturduğu bu albümde yine araştırmacı tonları ve politik kimliğiyle, araşatırmayı seven bir Ry Cooder var. Sanki sol eli deneyler yapmak isterken, sağ eli hep gelenekselden uzaklaşma diyor gibi. “Guantanamo”, “Cold Cold Feeling” ve Arnold McCuller vokaliyle “Take Your Hands Off It”e dikkat. 2. Sun…

Aynadaki-Zaman

11 Eyl: Sözlük.41

P PUL BİBER: İnsan desen insan değil, hayvan desen hayvan değil, öyle bir mahlukattır gemideki kaçak yolcu. Korkmamak, tedirgin olmamak ne mümkün… Öyledir zaten gemi adamı olmak; sağa dönsen tedirginlik, sola dönsen korku. Ne sinirler dayanır böylesi bir yaşama, ne mideler. Kemal Kaptan’ın uyarısına rağmen, çorba kaşığını pul biber kasesine daldırıp, mercimek çorbasını kızıla boyar Hamit. Acı bile, lezzetsiz olmasından iyidir hem yemeğin, hem hayatın. Ve unutmamalı ki, acı acıyla sökülür. Cemil Kavukçu, “Aynadaki Zaman”ın iki ayrı öyküsünde, ayrı kaşık ölçüleriyle döktürür…

cogunluk_0

04 Eyl: Bir Kapıdan Gireceksin

Karin Karakaşlı, “içinde debelendiğimiz fasit dairenin tarifi” olarak nitelediği film Çoğunluk ile ilgili yazısında, hayatını, susturulmuş toplumun ve bastırılmış bireyin dramına adamış olan yazar ve şair Ingeborg Bachmann‘ın, Maline romanından önemli bir alıntı yapıyor: “Evet, yoksa kuşku mu duyuyorsunuz bundan? Bu sözde uygar dünyada, görünüşte uygar davranan insanlar arasında, gerçekte sürekli bir savaşın egemenliğinden kuşku mu duyuyorsunuz? İnsanların birbirlerini ağır ağır öldürmekte olduklarına nanmıyor musunuz? Kimi zaman herkes açık ve seçik görebiliyor bu gerçeği, ama uzun zaman parçaları boyunca da…

sb

02 Eyl: Kendinden Gitarlı Adam: Süleyman Bağcıoğlu

Söyleşi: Kübra Ceviz – Ersin Embel (Gazete Solfasol, Eylül 2011) Bu söyleşi Ankara’da yayımlanan Solfasol isimli bir amatör gazeteden geliyor. Söyleşiyi yapanlar Kübra Ceviz ve Ersin Embel. Sağ olsunlar ricamı kırmadılar ve söyleşiyi Fil Uçuşu’nda paylaşmama izin verdiler. Peki neden bu söyleşiyi Fil Uçuşu’na koymak istedim. Yolu Ankara’dan geçip de Süleyman Bağcıoğlu’nu bir kez dinlemiş herkes anlayacaktır beni. Bu coğrafyanın en değerli gitaristlerinden birinden söz ediyoruz. Çok dinlemişliğim vardır. Sadece dinlemek de değil; birlikte büyülü-buğulu geceler geçirmişizdir. Ankara’dan İstanbul’a savrulduğum…