…Özdemir Asaf, yuvarlanıp giden bir “r” harfinin arkasından bakıp sigarasını tellendirmektedir. Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981) Noktasız Biri gelir sorarsa Sana beni sorarsa Gitti der misin Gittiğimi söyler misin Gidiyorum ben sana Benimle gider misin
Genel
Şiddet dolu bir dünyada büyüyen, suç tuğlalarından oluşan bir duvarla kuşatılmış bir yaşam sürmeye mahkum edilen bir çocuk, nasıl bir içses geliştirir, nasıl bir hayal dünyasında nefes alır? 1973 doğumlu, Meksikalı yazar Juan Pablo Villalobos’un ilk romanı “Tavşan Deliğinde Fiesta”, okurlarını işte bu içsesle tanıştırıyor. İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Portekizce başta olmak üzere birçok dile çevrilen bu kısa roman, 2011 Guardian en iyi ilk kitap ödülü finalistleri arasında yer almış. Villalobos’un kahramanı Meksika’nın en büyük uyuşturucu tacirlerinden birinin oğlu…
Fil Uçuşu, haber takibine devam ediyor. Duyan daha iyi duysun, duymayan kalmasın diye… Olaylar aynen şöyle gelişiyor: Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulunun verdiği rapora dayandırılarak William Burroughs‘un yazdığı, Süha Sertabiboğlu tarafından dilimize çevrilen ve Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan Yumuşak Makine adlı kitabın altıncı duruşması ve Chuck Palahniuk‘un yazdığı ve Funda Uncu’nun Türkçeye çevirdiği, Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Ölüm Pornosu isimli kitabın dördüncü duruşması, 8 Mayıs 2012 günü saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonunda arka arkaya…
Red Hot Chilli Peppers Türkiye konseri duyurulduğu gün 8 saat boyunca twitterda dünya listelerinde trending topic kalmayı başardı ve satışa çıktığının ilk 1 saatinde 10.000 bileti tükendi. Konuya biraz rakamlar üstünden bakalım: RHCP için, stadyum konserlerini saymazsak, Türkiye’de gerçekleşen açık hava konserleri için kurulan en büyük sahne kurulacak. Sahne kurulumu ve alan düzeni ile alanın toplam kapasitesi 40.000’e çıkarılacak. Beni ilk 10.000 bilet üstünden yapılan demografik olarak Türkiye’deki katılımcı dağılımı ilgilendirdi. Ne de olsa RHCP, 29 yıllık bir grup ve…
Bir Chuck Palahniuk söyleşisi. citysearch.com’dan Çağkan Sayın aracılığıyla Fil Uçuşu’na düşmüş satırlar. Palahniuk’tan, Hollywood’un elitleriyle takılma, kitap turları ve az uykuyla çalışmanın nasıl birşey olduğu hakkında mırıldanmalar. Ölüm Pornosu çevirisinin yargı sürecinde olduğu günler. Bu söyleşiyi biraz bu nedenle paylaşıyorum Fil Uçuşu’nda. Biraz da Dövüş Kulübü‘nün o yıkıcı ruh haline yakın hissettiğim günlerden geçtiğim için. Dövüş Kulübü, 1996’da yayımlandığında, yayıncılık dünyasının çalkantılı okyanusunda, az ama belirgin bir şekilde dikkatleri üstüne çekmiş, ilk baskısının üç yıl sonrasında bu X kuşağı hikayesi bir…
T TARİH: Tarihin sayfalarından yapraklar gibi yayılır öykünün satırlarına Kutsal Aile. Ailenin kendinden menkul kutsal bütünlüğü içinde hesaplaşmalar yaşanır/yaşanacaktır. Gözlerin ve avurtların yerine oyulmuş dört iri çukurdur nine; yitirdiği göbeğini bulmak için rakı şişesinden medet uman. Odada yürüyen bir konsol gibi bir baştan bir başa gidip gelir baba; soyunun/bebeğinin ağzına parmak sokar. Bebeği bir babanın bir oğlun kucağına veren, besleyen, oğullarını hervakit kurtaran bir arabulucudur ana. Ön dişleri kırık, seyrek bıyıklarını aşağı çekiştiren, kendini beğenmiş diri bir sestir oğul. Ağzına…
Emma Peel: Şimdiki zaman, ne zamandır sence? Karşıdaki Adam: Ne alakası var? Mekanikten konuşuyorduk… Saatler falan… Baban saat tamircisiydi değil mi? Emma Peel: Öldü babam… Üstelik bu olay başka bir zamanda oldu. O yüzden soruyorum, sence şimdiki zaman, ne zamandır? Karşıdaki Adam: Ooof, bıktım bu saçmalıklarından… Ver bakayım şu saati bana… Ne istediğini anlayamadım gitti. Emma Peel: Dokunabildiğimden fazlasını istemiyorum. Şimdiki zamanı istiyorum. Şimdiki zaman, dokunabildiğim zamandır.
Karşınızda Semih Aközlü çevirisiyle Horacio Silvestre Quiroga Fortez. İşte, sadece yazarlar değil, okurlar için de her an cepte taşınacak on maddelik öykü haritası. 1878-1937 tarihleri arasında yaşamış olan Uruguaylı şair ve kısa öykü yazarı Horacio Quiroga’dan defineye giden yol için önemli bir rehber… Quiroga, 1903 yılında Lugones tarafından düzenlenmiş bir Cizvit misyonuna katılarak Kuzey Arjantin’i keşfe çıkar. Öykülerinin çoğunu doğanın bağrında kaleme alır. Eserlerinde görülen psikolojik ve trajik ögeler bu deneyimin sonucudur. Büyük ölçüde Kipling, Poe ve Gorki’den etkilenen yazar,…
Kimilerini hemen hayatımdan uzaklaştırmak istiyorum. Kimileri, eh işte dedirtiyor, okudum-bitirdim-iyiydi-ama o kadar. Kimilerini de tekrar okumam gerekenlerin arasına özenle yerleştiriyorum. Bir de gerçekten anlayana kadar bıkmadan okumam gerekenler var. Hemen belirtmeliyim ki; şu cümleyi kurarken kullandığım gereklilik sıfatından anında nefret ettim. Kitap okumaktan söz ediyorum; ne demek gereklilik? Okursun ya da okumazsın, seversin ya da sevmezsin. Kimsenin dayatmasıyla, entelektüel baskısıyla olacak iş değil bu; birine ya da bir şeye değil, kendine okursun. Neyse ne! Bu aralar okuduklarımın da kimilerini sevdim,…
Son zamanlarda çevremdekiler sıklıkla büyük şehrin gürültüsünden patırtısından bıktıklarını, uzaklara gitmek istediklerini söylüyorlar. Demek ki artık bunu duyacağım yaş kuşağına gelmişim. Anlatılan hayallerde, çokça karşıma çıkan bir sahne var: Otların arasına sırt üstü yatıp, uzun uzun gökyüzünü seyretmek. Tıpkı Patti Smith’in çocukluğundan gelen o büyülü görüntü gibi. Büyülü görüntüler, beklenmedik imgeler hep John Fowles’un Yaratık/A Maggot romanındaki önsözü aklıma getirir. Bu önsözde, bir imgenin öylesi bir romana dönüşmesinin hikayesini anlatır Fowles. Beklenmedik bir imge, zihnin koridorlarına çarpa çarpa ilerler. Tıpkı…
