Genel

12 May: İstanbul: Şehirde Yürümek

Bir süre önce genç bir gazeteci, Çağla Melek Kaçarlar, Milliyet Blog‘daki sayfası için bir söyleşi yaptı benimle. E-posta ile gelen kısa sorular yine e-posta ile cevaplandı. Söyleşinin konusu “İstanbul” idi. Böyle bir konu için doğru isim olmadığımı söyledim önce; ne de olsa çocukluğu ve gençliği Ankara’da geçmiş biriyim. Bir şehri çocuk gözlerle görmenin, genç heyecanıyla arşınlamanın bıraktığı kalıcılığa inanırım. Yine de, elbette, benim de bir İstanbul’um var… Hatta ne yalan söyleyeyim, öykülerime baktığımda, Ankara’dan çok İstanbul’u görüyorum. Örneğin “Bir de…

erdaloz

09 May: Günden Kalanlar.26

• 6 Mayıs Cuma akşamı, uzun aradan sonra gerçekleşti Ubor Metenga Oturumu. Özlemişiz. Ayfer konuşurken dönüp şöyle bir baktım. Bu sohbetlerin kişisel tarihimdeki yerini düşündüm. Sadece radyoda ya da böyle dinleyici/izleyici karşısında yaptıklarımızı değil, bütün edebiyat sohbetlerimizi. Ayfer ve Murat’la sohbet benzersizdir. Bu oturumun farkı Erdal Öz konuşuyor olmamızdı. Hepimizin zihninde türlü görüntüler, kaptırdık gitti. Erdal Abiyle yaptığımız bütün o yolculukları, sohbetlerimizi, içtiğimiz rakıları düşündüm. Çanakkale’de güneş doğurup, Kapadokya’da güneş batırdığımız anlar. Oturumun sonunda kendimi tutamadım, bir de Erdal Abi…

08 May: Illegal Attacks

Ian Brown sevdiğim adamlardandır. Sinead O’Connor da sevdiğim kadınlardan. İkisini bir araya getiren Illegal Attacks, YouTube marifetiyle Fil Uçuşu’nda. Meraklısı için de sözleri aşağıda. So what the fuck is this UK Gunnin’ with this US of A In Iraq and Iran and in Afghanistan Does not a day go by Without the Israeli Air Force Fail to drop it’s bombs from the sky? How many mothers to cry? How many sons have to die? How many missions left to fly…

08 May: Aklınızda hangi anne kaldı?

Amy Wilson’un Anneler Günü şerefine oluşturduğu 8 kitaplık liste benim de akılma benzer bir soruyu düşürdü. Wilson “Physco Moms in Literature” başlıklı listesiyle edebiyattaki anormal/sapık/rahatsız edici anne karakterlerinin peşine düşmüş. Önce o listeye bakalım, sonra kendi listemize geçelim. Şu romanlardaki (ve bir de oyundaki) anne karakterlerine dikkat çekmiş Amy Wilson: 1. Her Last Death – Susanna Sonnenberg 2. Anywhere But Here – Mona Simpson 3. Olive Kitteridge – Elizabeth Strout 4. Lolita – Vladimir Nabokov 5. The Beauty Queen of…

HKY_5_7E1

08 May: Köprüden Önce Son Çıkış

“Kafka vurgusunun yapılmasını anlıyorum ama bir de beni ben yapan isimler var; Salinger, Edip Cansever, Yusuf Atılgan, Sait Faik gibi,” diyor Gişe Memuru’nun senaristi ve yönetmeni Tolga Karaçelik. Aslında filmi böyle bir edebiyat yolculuğunun izinde değerlendirmek gerekiyor. Hatta ötesi de var; Camus’den Bernhard’a uzanan bir çizgi bile çekilebilir. Ama şu da tartışılmaz bir gerçek; biz izleyiciler, gişe memuru Kenan’ın (kısaca K. mı desek?) hikayesini anlamaya çalışırken, rehber olarak Kafka’ya sığınacağız. Özellikle de, Kafka’nın ironik çözümlemelerini kerteriz almaktan hoşlanan okurlar. Çünkü…

04 May: Sözlük.26

Ç ÇERBETAN: “Ne metin üç boyutludur ne de harita,” demiş bir söyleşisinde. Bir dünya haritasında “dünyayı” gördüğünü sanmak, bir metinde “bütün boyutlara” ulaşmak… İmkânsızlıklar… Bütün bu imkânsızlıklar Yücel Balku’nun edebiyatında aralık kapılara dönüşür… Parmağınızın ucuyla itebileceğiniz, ardındaki gizlere ulaşabilmek için cesaretten başka hiçbir şeye ihtiyacınızın olmadığı öykü kapıları… Iğdır’dan, İstanbul’dan, Sakarya’dan ve elbette Bursa’dan geçen bir çizgi… “Doğanın ritimlerinden kopmamış zaman anlayışı, ölümü de doğanın içinde bir anormallik olarak algılar. Cesaret de budur zaten son kertede: ölümü umursamamak, ölümü meşru…

04 May: Ubor Metenga! Yeniden!

“Özlem bitiyor!” diye başlayacağım söze. Ama bu sözü kendi cephemden kullanıyorum. Çünkü Ubor Metenga Buluşmaları’nı öncelikle ben özledim, biz özledik. Aslında Murat Gülsoy’la sıklıkla edebiyat üstüne, kitaplar üstüne konuşma fırsatımız oluyordu ama Ayfer Tunç, bir süredir yurt dışındaydı. Onun sohbetlerini ne kadar özlediğimi anlatamam. Dolayısıyla “Özlem bitiyor,” bir kalıp olmaktan öte anlam taşıyor bu kez. Can Yayınları’nın basın bültenini okuyunca keyfim yerine geldi. İlkini 6 Mayıs günü Erdal Öz‘ün Kendi Evinde öyküsünü konuşarak gerçekleştireceğimiz etkinlikler için diyor ki bültende “Ekibin ayrılmaz…

buke

03 May: Ahmet Büke’ye tebrik!

Kim ne derse desin; Türkiye’de öykü okunuyor. Büyük satış rakamlarından, tanınırlıklardan söz etmiyorum. Has okur öyküye hiçbir zaman sırtını dönmüyor. Öykünün dili ve düşünceyi çoğaltan, yorumlama yeteneğini geliştiren, şapka uçuran dünyası, okuruyla gönlünce buluşuyor. Bu buluşmaların kutlama anları var bir de; sadece yazarların değil, öykü okurunun da “Acaba bu yıl hangi yazar kazanacak?” diye merakla beklediği ödüllerin açıklandığı anlar. Hiç tartışmasız bu ödüllerin önde gelenlerinden biri de “Sait Faik Hikâye Armağanı”. Yarım yüzyıldan uzun bir süredir, Türkiye’de öykünün hareket alanını…

27 Nis: Burroghs’dan Şükran Günü Duası…

Üstad William S. Burroghs “John Dillinger için, dilerim hala hayattadır,” diyor şiirinin başında. Sonra da tarihe kayıt düşüyor: “Şükran Günü, 28 Kasım 1986.” Ve başlıyor… Thanks for the wild turkey and the passenger pigeons, destined to be shit out through wholesome American guts. Thanks for a continent to despoil and poison. Thanks for Indians to provide a modicum of challenge and danger. Thanks for vast herds of bison to kill and skin leaving the carcasses to rot. Thanks for bounties…

200_145522

27 Nis: Günden Kalanlar.25

• Blog’ların üstündeki yasağın karmakarışık ettiği bir ruh halindeyim. Fil Uçuşu’na eskisi kadar düzenli yazamadığımı biliyorum. İçimi sıkıyor bu durum. Oysa her zaman “süreklilik” önemli olmuştur benim için. Önceleri blogu olduğu gibi wordpress’e taşıdım, sonra filucusu.net alan adına yönlendirdim. Bir süre hem blogspot hem wordpress adreslerine girdim yazıları. Ama sonunda yoruldum bu karmaşık durumdan. Şimdilik sadece blogspot’a giriş yapıyorum. (Blogspot deyince aklıma blogspoRt rezaleti geliyor, ne günlerden geçiyoruz yahu!) • İzmir Kitap Fuarı her anlamıyla iyi geçti. Okurun yaklaşımı, donanımı…