Genel

14 Ara: Osmanlıca sınavından bütünlemeye kalmak

Dil konusuna pek meraklı olan rahmetli dedemin Osmanlıca yazıyı yirmi derste öğretmek üzere hazırladığı bir program var. Yirmi ders –yani yirmi saat- sonunda yazıp-okumaya başlıyorsunuz. Elbette, sadece alfabeye yönelik bir program bu. Bir dilin yalnızca harflerden oluşmadığını iyi bilen dedem, önsözünde bunu da belirtmiş zaten. Sonrası size kalmış. Kelime haznesini doldurmak ve anlamlarını öğrenebilmek için yapmanız gereken bol bol kitap okumak ve sözlük karıştırmak. Bunun için eski eserlerin bulunduğu kütüphanelere üye olmanız gerekebilir. Çünkü az sayıda esere ulaşmak için, fazlaca…

ceyl_an_ertem_227

02 Ara: Ceyl’an Ertem: Dünyaya tersten bakmayı seven kadın

Bir arkadaşımın beş yaşındaki kızı jimnastik hareketleri yapmaya bayılıyor. Olur olmaz yerde, aklına estikçe, çevredekilerin ne diyeceğine aldırmadan sergiliyor marifetini. En sevdiği hareket, köprü hareketi. Hani şu vücudun geriye kıvrıldığı, ellerin arkada yere değdiği hareket. Kimileri de ‘ters köprü’ der. Bu ufaklık için köprü kurmanın yeri-zamanı yok. İçinden gelmesi yeter. Bir gün neden en çok bu hareketi sevdiğini sordum: “Her şeye tersten bakmak hoşuma gidiyor!” dedi. Gün boyunca bu cevap aklımdaydı: “Her şeye, dünyaya tersten bakmak…” O gece oturdum, Ceyl’an…

fat_planner_2_698

30 Kas: Not defteri kullanır mısınız?

Kendimi bildim bileli not defteri kullanırım. Çocukken, babamın yazı yazmak için kullandığı samanlı kağıtlardan payıma düşenleri dörde katlar, düzgünce keser, sonra sırttan zımbalayıp kendime not defterleri yapardım. Eğri büğrü olurdu çoğu zaman. Üstelik zımba iyi tutmaz, sayfalar açılırdı. Durumu gören annem, katladığım kağıtların sırtını dikerek defterlerimi sağlamlaştırmaya başladı. Derken bir gün babam cilt yapmayı öğretti ve ilk ciltli not defterime ulaştım. Kapağı kalın-sert mukavvadan, sayfaları saman kağıdından (açıkçası kullanımı da pek rahat olmayan) defterimle gurur duyuyordum. Bugüne kalmış olmasını isterdim….

IMG_5612

29 Kas: Tarkovsky’nin Okulunda Türkiye Sineması

İki yüzden fazla tiyatronun aktif olduğu Moskova. Dünyanın en çok milyarder barındıran ve belki de en pahalı kenti Moskova. Dört yüz civarında kütüphanesiyle övünen ve elinde kitaplarıyla benzersiz metrolarına koşturan halkın yaşadığı Moskova. Ve insanı yarım saatte çıldırtmaya yetecek kadar yoğun trafiğiyle Moskova. Bütün bu manzaranın içinde, Moskova’ya dair bilinen soruların dışında bir soru daha var zihnimde. “Rus Sineması’nda animasyon ne durumda ve neden bizim bu konudaki gelişmelerden haberimiz yok?” Tuhaf gelebilir ama benim gibi bir animasyon meraklısı için anlaşılır…

E5A92946A

25 Kas: O esnada başka bir yerde…

…sırf popülerliğinin doruğunda olan Cruyff ile hesaplaşmak için topu ceza sahasına değil, orta sahaya sürüp “Sarı Fare”ye bacakarası yapan Georges Best, hayata aldırmaz bir bakış fırlatmaktadır. Georges Best (22 Mayıs 1946 – 25 Kasım 2005)

DSGMToplu

24 Kas: Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler

Sanatın en büyük destekçisi sanatçı. Doğru projeyi doğru sponsorla buluşturmak, ürettiği sanat dalına gönülden bağlı olan, geleceğe katkı sağlamak isteyen sanatçılara düşüyor. “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” de böyle bir proje. Güher- Süher Pekinel’in katkı sağlayıcı projeleri beşinci yaşına girdi. Hemen özetleyeyim: Konservatuvarlarda okuyan öğrenciler arasında yapılan seçmeler sonucunda seçmeleri kazanan öğrencilerin Avrupa’nın en iyi müzik okullarında eğitim gördüğü ve sonrasında her birinin Türkiye’yi uluslararası yarışmalarda temsil ettiği bir çalışma var karşımızda. Bu projeden şimdiye kadar on bir öğrenci yararlandı: Dorukhan…

Fantasturka2014

23 Kas: En kült festival, Fantasturka Film Festivali!

Ankara Kısa Filmciler Derneği tarafından, 12- 14 Aralık 2014 tarihleri arasında İstanbul/Kadıköy- Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde 18- 21 Aralık 2014 tarihleri arasında Ankara/ Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde üçüncüsü düzenlenecek olan, Türkiye’nin en kült festivali Fantasturka Film Festivali‘nin programını paylaşmalı. Bu yıl 12 filmin yer alacağı gösterim programı; 1953- 2014 yılları arasında çekilen filmleri kapsayacakmış. Filmler şöyle:  Atını Seven Kovboy (Aram Gülyüz- 1974) Dabbe / Zehr-i Cin (Hasan Karacadağ-2014) Drakula İstanbul’da (Mehmet Muhtar-1953) Dünyayı Kurtaran Adam (Çetin İnanç-1982) Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı…

7b0b8c2a-7f64-4b42-840f-644eb3472208

23 Kas: Günden Kalanlar.38

* Moskova deneyimi ilginç. Karşılaştırmalı bir şehir turu zor. Şehri okuyacaksan, hani varsa böyle bir isteğin, kendi dilinde-bilgisinde okuman gerekiyor. Üstelik türlü tevatürü ve yanlış tarih okumasını bir kenara bırakıp. Aslında bir şehre dalmanın olmazsa olmazlarında biri bu; bildiğini unutmak ve öylece yürümek. Ama bir yandan da olmayacak şey söylediğim; kişisel tarihinde biriktirdiklerinle, hayallerinle ve beklentilerinle giriyorsun şehrin ana kapısından. * Moskova deyince herkes soğuktan dem vurdu. Soğuk dediğin ne ki, doğanın bir parçası. Asıl dert, insanın kargaşası; yani trafik….

des-e_toiles-de-dyana-gaye-affiche

23 Kas: Vicdanımız kurtaracak mı bizi?

4.Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nda en iyi film ödülü dün sahibini buldu. Dyana Gaye’nin yönettiği Fransa-Belçika-Senegal ortak yapımı olan “Yıldızlar Altında/Under The Starry Sky” adlı film yarışmada en iyi film ödülüne değer görüldü. 1975 doğumlu Senegalli bir yönetmenin elinden çıkan film, üç ayrı coğrafyada geçen sarsıcı bir hikayeyle buluşturuyor izleyenleri. Yurdundan uzak kalanların yeni bir hayat kurmak konusundaki çaresiz bocalamalarıyla, yurdunda köksüz kalanların hayata tutunma çabaları sert bir dille kesişiyor. Yerel oyuncularla…