Genel

673312

09 Kas: Meraklı bir kedinin anıları

Deneyimlerini içtenlikle aktaran, anlatan insanları dinlemenin mutluluğu başkadır. Bilgi birikimlerini kafanıza kakmadan, üstünlük taslamadan, kibirli cümleler kurmadan, olduğu gibi yansıtırlar. Hele bir de bu insanların “hikâye etme” yetenekleri gelişmişse, sıradan gibi görünebilecek bir olay, büyülü bir anıya dönüşür. Üstelik, sizi de bu anının bir parçası haline getirmeyi başarmıştır anlatıcı. Engin Geçtan böylesi anlatıcılardan. Doksanlı yılların ortasından başlayarak, sadece psikiyatri ilgililerinin değil edebiyatseverlerin de yakından tanıdığı, takipçisi olduğu bir isim. “Dersaadet’te Dans” ile başlayan kurmaca yolculuğunda, “Tren” ve “Mesela Saat Onda”…

0

09 Kas: Fazıl Say videosunun perde arkası

Fil Uçuşu’nda Fazıl Say ile ilgili çok sayıda yazı var. Kimi zaman bir konser yorumu, kimi zaman bir CD önerisi, kimi zaman da gündemin gri renkli tortuları ile ilgili bir yorum. Bu kez kişisel olarak da içinde bulunduğum ve benim için farklı anlamı olan bir haberim var. Fazıl Say, yeni albümü “Say Plays Say” çıktıktan sonra, bu albümle ilgili hangi televizyon programında konuşabileceğini, eseriyle ilgili düşüncelerini nerede özgürce anlatabileceğini düşünürken ortaya çıkan bir düşünce. Bir hayal. Ortak hayalimiz. “Kendimiz yapalım,…

Unknown

06 Kas: Öneriler

1.     Fazıl Say’ın ilk bestesinden bu yana solo piyano için yaptığı çalışmalar “Say Plays Say” CD’si ile dinleyicilere ulaştı. Çoğunu iyi bildiğimiz eserleri topluca dinleyebilmek için müthiş bir fırsat. İyi, temiz kayıtlar ve damıtılmış bir icra. 2.     Zorlu PSM artık prodüksiyona da el attı ve Talimhane Tiyatrosu’nun harika kadrosuyla bir araya geldi. “Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş” eğlenceli bir müzikal. Lerzan Pamir ve Mehmet Ergen’in ortaklaşa rejilerinde, altı yetenekli oyuncu/müzisyen izleyenlere şapka çıkarttırıyor. Ancak kişisel alkışlarım oyunun şarkı sözlerini Türkçeleştiren…

fft64_mf1215399

24 Eki: Fazıl Say’a bir bardak çay verebilmek

Fazıl Say’ı sevebilirsiniz ya da sevmeyebilirsiniz. Müziğini ilgiyle dinleyebilirsiniz ya da mesafeli durabilirsiniz. Kimi ortamlarda “Gerçek bir dünya sanatçısı” kimi ortamlarda “Yahu bu Fazıl da çok konuşuyor kardeşim” diyenlerden olabilirsiniz. Fazıl Say’ın cümlelerine sanat çerçevesinden ya da milliyetçilik çerçevesinden bakanlardan olabilirsiniz. “Sanatçı siyasetten uzak durmamalıdır” diyenlerle, “Çalsın piyanosunu, ötesine karışmasın” diyenlerin arasında kaybolmuş olabilirsiniz. Fazıl Say üstünden pozisyon almanın faydalarına inanlardan olabilirsiniz. Ezcümle, istediğinizi olabilirsiniz. Ama sorularını cevapsız bırkamazsınız, bırakamayız. Herkes kendi meşrebince, durmak istediği yeri seçerek ve dürüst cümlelerle…

667329

05 Eki: Cazın Büyücüsü Miles Davis

Gümüşlük Akademi’de ılık bir yaz akşamı. Duvar piyanosunun başında ufak tefek bir adam oturuyor. Sert ve kararlı akorlar basıyor. Notalara bakıyor arada bir. Ama sonra yine doğaçlamaya dönüyor. Akademin katılımcıları 84 yaşındaki bu adamı hayranlıkla izliyor. Başından eksik etmediği beyaz kasketiyle piyanonun başında oturan adam Muvaffak “Maffy” Falay. Gümüşlük Akademi’nin kapılarını Muvaffak Maffy Falay’a açan isim, Türk edebiyatının kilometre taşlarından Latife Tekin. Yaz boyunca Akademi’de devam eden atölye çalışmalarından birinin gecesinde, Türkiye cazının en önemli figürlerinden biri olan Maffy, katılımcılara…

05 Eki: İri Memeler ve Geniş Kalçalar

Herkesten özür diliyorum. Yazının başlığına farklı beklentilerle ‘tıklamış’ olabilirsiniz. Çünkü günümüzün internet üstü yayıncılığı bu beklentilerin üstüne kuruluyor. İçerik ne olursa olsun, başlık ‘o beklentileri’ hareketlendirecek bir kelime içermeli. Seks, şiddet, ayrımcılık, hakaret ve soru işaretleri… Kimi gazetenin internet üstü uygulaması, basılı olarak elimize ulaşandan o kadar farklı ki. Hele gün içinde giren son dakika haberleri. Hele ‘foto-galeri’ uygulamasıyla, tıklaya tıklaya bitmeyen gizemli yolculuklar. Sayfanın sağından solundan akan reklamlar coşsun yeter. Sosyal medya ratingleri köpürsün yeter. Gün içinde ‘çok okunan’…

Erteleme-Sanati-John-Perry

21 Ağu: Bugünün işini, ertesi güne…

Bu sayıda bir kitap tanıtımı yazmamak için çok direndim. Son dönemde yayınlanmış olan kitaplardan değil, tümüyle kendimden kaynaklana bir sorundu bunun nedeni. Biraz yaz rehaveti, biraz farklı alanlarda koşturma diyelim. Ya da doğrudan adını koyalım: Tembellik. Editörüm defalarca e-posta yolladı. Kibarlıkla yazımı ne zaman yollayabileceğimi, hangi kitabın tanıtımını yapmak istediğimi sordu. Bu e-postaları cevaplamak bile sorun oldu benim için. “Bana öyle bir ileti gelmedi,” dedim, “İstenmeyen postalar kutusuna düşmüştür,” dedim. Hatta bir ara bütün sistemin çöktüğü yalanına sığınmayı bile düşündüm….

17 Ağu: Bu isimleri ezberleyelim

radikal.com.tr’de 13 Ağustos 2014’te güncellenen yazı Elinde kemanıyla on altı yaşında bir genç kız. Önemli bir yarışmaya hazırlanıyor. Sekiz saat süren bir çalışma sonucunda arşesinin kılları paramparça oluyor. Yenilenmesi gerekli. O düzeyde bir arşe için 300-400 dolarlık bir masraf söz konusu. Benzersiz yeteneği sayesinde Londra’daki Yehudi Menuhin Keman Okulu gibi benzersiz bir kurumda yüzde doksan bursla okusa da, böylesi masraflar her an kapısında. Tam bu noktada Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) devreye giriyor. Berfin Aksu, ÇEV desteğini her an hissederek, önümüzdeki…

Unknown

17 Ağu: Konuşma çizgisi mi, tırnak mı?

Enis Batur “Kitap Evi” adlı romanıyla yine şaşırtıcı ve kendine has bir anlatıya imza atıyor. Çalışkan yazar Enis Batur, merkezine kitabı-yazmayı-okumayı yerleştirdiği bir sarmalın içinde döndürüyor okurunu. Kitaptan ayrıca söz etmek gerek. Ama merak edip okumak isteyenler için Sel Yayınları etiketiyle raflara çıktığını hatırlatayım. Batur, kitabının diyaloglarında, bir bölümde konuşma çizgisini kullanıyor. Ama genel olarak konuşmalar tırnak içinde. Bunu görünce aklıma geçenlerde kitap okurluğuna ve imla hassasiyetine güvendiğim birinin, bir metinle ilgili olarak “Konuşma çizgisi çok eski bir uygulama, bunu…