Genel

Unknown-3

03 Oca: Eva Cassidy dinlerken bir şeyler için… İyi gelir!

Yeni yıla güzel şeyler söyleyerek, umutlarla başlamak gerekir. Gerekir mi? Neden böyle bir gereklilik olsun. Bir yılda öbür yıla geçişle, takvimdeki rakamın artışıyla büyük değişiklikler olacağına inanlardan değilim. Ama umudu canlı tutmalı, enseyi karartmadan adım atmalı. 2013 blog yazıları konusunda, önceki yıllar kadar çalışkan olmadığım bir yıl oldu. Dilerim, bu yıl daha çok çalışırım. Yeni yılın ilk yazısında çok şey söylemek istedim. Ama her yazıya, her duruma bir anlam yüklemeyi sevmem. Yıl boyunca yaşadıklarım zihnimde nasıl olsa. Çıkar bir gün,…

130806_kitap640.hlarge

17 Ara: Apollinaire Davasında Erteleme

17 Aralık 2013, Türkiye Yayıncılığı açısından önemli bir gün.  Sel Yayıncılık yayın yönetmeni İrfan Sancı ve çevirmen İsmail Yerguz’un, Guillaume Apollinaire’in 1911 tarihli romanı Genç Bir Don Juan’ın Maceraları’nı çevirmek ve yayınlamaktan, “müstehcenlik” maddesine dayanılarak hapis istemiyle yargılandıkları davayı izlemek için İstanbul’a gelenler arasında Uluslararası Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı ve PEN İsveç Merkezi Uluslararası Sekreteri Ola Wallin de vardı.  Açıkçası davayı izleyenler beraat bekliyordu. Ama erteleme geldi. 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise Yargıtay’ın iddiasını uygun bulmayarak,  çocuk istismarı…

unnamed

17 Ara: “Rob’da Bul, Maya’da İzle”

Robinson Crusoe 389, kapanmamak için direnen şehir kitapçılarının sembolü haline geldi.  2013 yazının ortalarından itibaren, iyice daralan ekonomik çemberini kırmak için ses çıkaran Robinson’a özellikle yazarlardan ve okurlardan büyük bir destek geldi. İmza günleri düzenlendi hemen. Okurlar imza günlerinde hem kitapçıyı hem de yazarları yalnız bırakmadılar, kuyruklar Beyoğlu’na taştı.  Bir yandan da RobKart uygulaması başladı. Dünyanın önde gelen kitapçılarından da benzerlerini sıklıkla gördüğümüz bir uygulama ile, isteyen istediği miktarda nakitle “dolduracağı” RobKart’ını cebine koydu. Hem nakit para akışını hem de…

1Video_562

15 Ara: Alberto Manguel “Borges’in Evinde”

Kitabın adından başlayalım. Özgün adı “With Borges” olan kitabın Türkçe adı “Borges’in Evinde”. İyi yazar, iyi çevirmen Cem Akaş‘ın tercihi olsa gerek. Kitabın sayfalarında ilerlemeye başladıkça bu tercihin ne kadar yerinde olduğunu, kitabın ruhuna ne kadar yakıştığını düşünüyor insan. Çünkü Alberto Manguel‘in anlatısı ve Arjantinli fotoğraf ustası Sara Facio‘nun Borges’in evinde çektiği özel fotoğraflar bizi tam da bu dünyaya davet ediyor.   Bu kısa anlatısında bizi Borges’le geçirdiği günlere götürüyor Alberto Manguel. 1948’de Arjantin’de doğan Manguel, okulu bitirdikten sonra Buenos…

16133_184929237111_654977111_3896418_2150869_n

08 Ara: Güncel Sanat dünyasında neler oluyor?

Geçen ay güncel sanat camiası bir başka alemdi. Fil Uçuşu’ndan bir selam çakalım o zaman. İşte bazı başlıklar: Geçen ay her zaman severek okuduğum, “sanatatak.com” ile beni yine heyecanlandıran Ayşegül Sönmez, beyin tokatlayan cinsten bir açıklama yaptı ve Contemporary İstanbul sürecinde “fuarların artık bienallerin yerini aldığı” iddiasını gündeme getirdi. Ama sanat fuarlarının vitrinlerinde sanat eserlerinin sunulduğu bir alışveriş merkezinden farksız olduğu şeklinde karşıt görüşler de vardı. Böylece güncel sanat camiası ‘konuşmaya’ başladı.  O konuşmaların ilk repliğini yazarak, perdeyi açan Ayşegül…

08 Ara: Sanat Hukuku hakkında ne biliyoruz?

Başlıktaki sorunun ortaya çıkışında edebiyatçı ve Sanat Hukuku alanında çalışan arkadaşım Pınar Sönmez’in sohbetlerimizdeki cümlelerinin payı var. Pınar Sönmez, geçenlerde yazdığı uzun bir mektupla, konuyu daha da derinleştirdi. Mektubun bir bölümünü paylaşmak hem aydınlatıcı hem de soruları çoğaltıcı olacak.  Söz, konunun uzmanında: Sanat Hukukuna bakış ile hukuka genel bakış farklı yönlere düşmüyor. Hukukta hakkaniyete, hak aramaya, hakkını vermeye nasıl bakıyorsanız Sanat Hukukunda da böyle. Ama genel hukuk kurallarından ve Ticaret Hukukundan çok farklı, teknik, özel kurallarla… Öncelikle sanat sektörü açısından kavrayış…

orhanveli2

01 Ara: O esnada başka bir yerde…

…Melih Cevdet, yakın dostları Sait Faik ve Orhan Veli ile, bir biranın başında, bir umudun eşiğinde, beyazlar içinde… Melih Cevdet Anday  (13 Mart 1915 – 28 Kasım 2002) Kuşlar yağmur yağdırır da Yağmur güneşe vururdu ya Ben sana gelirdim (Sevincin Yarısı şiirinden) 

Unknown-1

01 Ara: Dashiel Hammett’ın Karanlık Sokakları

Dashiel Hammett adı ile tanışmam “Malta Şahini” filmiyle olmuştu. Arkası geldi. ‘Kara Polisiye’lere olan merakım, düşkünlüğüm yıllar içinde, hem Hammett’ın hem de türün diğer önemli isimlerinin bulabildiğim kitaplarına sarılmamla iyice arttı.  Açıkçası kimi zaman çözümleri pek sevmem, kimi zaman sahneleri fazla “kurulmuş” bulurum, kimi karakterler tam anlamıyla “yapıştırma” gelir, falan filan… Ama türün öyle örnekleri vardır ki, sadece bir polisiye değil, toplumsal bir harita, bir dönem yorumu ve hatta giderek karanlık sokaklara bakmaktan çekinmeyen bir sivil tarih okuduğunuzu anlarsınız. Hammett’ın…

EmmaPeel-DianaRigg

27 Kas: Emma Peel: “Muzip”

Karşıdaki Adam: Tuhaf gelecek ama böyle muzip baktığında korkuyorum senden. Yani… Korkmak demeyelim de, çekinmek diyelim… Emma Peel: Tuhaf gelmedi. Böyle baktığımda zihnimden ne geçtiğini anlayamıyorsun, o yüzden çekiniyorsun değil mi? Karşıdaki Adam: Evet, tam olarak böyle… Emma Peel: Başka türlü baktığımda zihnimi okuyabildiğini sanıyorsun çünkü. Karşıdaki Adam: Yani, öyle demedim ama… Emma Peel: O kadar şaşkın, o kadar zavallı oluyorsun ki bazen, ne diyeceğimi bilemiyorum. Üzülüyorum desem, o da yalan olacak. Bütün hayatını zihnimen geçenleri okuyabildiğin, beni istediğin anda anlayabileceğin,…

unnamed

25 Kas: Nabokov’un Solgun Ateş’i

İşte Fil Uçuşu’nda kişisel bir not. Kendi tarihime kayıt düşüyorum izninizle. İngilizce’sine cesaret edemediğim/edemeyeceğim için yıllardır Türkçeye çevrilmesini beklediğim Solgun Ateş, üç gündür başucumda. Yavaş yavaş, sindire sindire okumaya/anlamaya çalışıyorum. Kimi zaman tekliyorum, kimi zaman düşecek gibi oluyorum ama çoğunlukla yerden bir karış yukarıdayım. Severim Nabokov‘u. Çok severim. Her yazdığı, bir derstir benim için. Ama bu başkaymış, çok başkaymış. Daha ilk sayfalardan başlayarak nasıl bir heyecan sardı beni, anlatamam. Okuduğum Nabokov’ları yeniden okuma isteğinin doğması da ayrı bir heyecan. Sürdüğü…