26 Ekim 2013. İstiklal Caddesi’nin en şık ve iyi kitapçılarından birindeyim. Robinson Crusoe 389. Hem Aile Çay Bahçesi’nin ilk imza günü, hem de yalnız bırakmayıp gelebilen dostlarla buluşma. Bir süredir ekonomik sıkıntılarla, piyasanın vahşetiyle ve özellikle kira meselesiyle uğraşıp ayakta durmaya çalışan Robinson’a destek aynı zamanda. İmza günü süresince kitapçıya girip çıkanların, bu meseleye sahipleneceğine, sadece imza günleri dışında da kitapçısını yalnız bırakmayacağına duyulan inanç. Beyoğlu’nda kiralar için böylesi “emsal bedeller” gösterildikçe, arkasında büyük sermaye grupları, çok uluslu şirketler ya da…
Genel
Gerçekten heyecanlanarak müzik yapmak. Duyguları saklamadan, ticari bir maskenin kahakasına gizlemeden, klişe hikayelerin merkezine oturtmadan sahneye çıkmak ve müziği yaşamak. Karsu Dönmez‘in insanda yarattığı ilk his bu. Basın bültenleri Avrupa gazetelerinde çıkan “Hollanda’nın Norah Jones’u” tanımlamasını parlatmaya çalışıyor. Oysa gereksiz pırıltılara yaslanmadan, olanı aktarmak yeterli. Olan ne mi? Karsu, müzik yapmayı seviyor. Çok kişiye ulaşmak, alkışlanmak konusundaki isteğini de gizlemiyor. Sezen Aksu’ya hayranlığını dillendirirken cidden nefesi kesiliyor. Şarkıları düzenlerken aklına gelen ritmleri anında masaya vurarak çalıyor. Yetmezse ağzıyla bossa-nova ritmleri…
Kısa süre önce Fil Uçuşu’nda, Genç Osman ile Aylin Aslım‘ın düetini paylaştım. Hemen üstüne bir eposta geldi. Yıllardır aynı binada çalıştığımız, birlikte müzik yapma hayalleri kurduğumuz arkadaşım Özgüç Yiğit, benimle heyecanını paylaşıyordu. Çünkü Özgüç, Genç Osman’ın “Daha Küçüksün” isimli şarkısına çekilen videonun yönetmeni. Bu, albümün ikinci videosu bildiğim kadarıyla. Açıkçası sahildeki neşe, piknikteki sevimlilikler ya da lunapark ışıkları, kimilerine klişe gelebilecek bir mutluluk halini resmediyor. Ama Özgüç, şarkının hüznüyle ve özellikle Genç Osman’ın içine kapanık ve mahcup haliyle öyle dengeli bir…
Uyarı! “Yerçekimi/Gravity” filmini henüz izlememiş olanların dikkatine; bu yazı filmle ilgili ipuçları vermektedir. Sinema teknolojisinde yeni bir zirve. Yenilikçi görsel efektler. Bu efektleri daha da yoğunlaştıran bir kamera kullanımı. Hepsini “şimdi ve burada” kılan ‘üç boyut’ teknolojisi. Şimdiden Oscar’ların teknik kategorilerinde birçok adaylık olacağını söylemek mümkün. Ne de olsa Akademi üyeleri, sinema teknolojisine katkıda bulunan, inovatif olduğuna inandıkları işleri destekleyerek, gelişim yolunda ne kadar katkı sağlayıcı olduklarını göstermeyi pek severler. Üstelik bu filmde Meksikalı bir isim olarak Hollywood’da özellikle tutulan…
Gecenin içinde, gecenin içinden geçen sözler… Biraz düşlerle, çokça düşüncelerle… Düşlerin, karanlıkla aydınlık arasındaki düşüncelerin uzantısı olduğunu hatırlatan bir süreklilik hali. O sürekliliği hiç unutturmayan bir gitar arpeji. Şarkının söyleniş ritminde, ancak gece kuşlarının anlayabileceği iniş çıkışlar. Davulun gecenin sessizliğini yırtmak istercesine şarkıya katılışı. Müzeikal çoğalmanın, vokalleri tedirgin etmemesi, aynı kararlılık ve sükunetle söylenen sözler. Genç Osman’ın harika ses tonu. Aylin Aslım’ın şarkının ruhunu besleyen katkısı. “Dilek Tutmak” Genç Osman‘ın her şarkısını sevdiğim ‘Gökyüzü Masmavi’ albümünü dinlediğim ilk andan beri,…
Thomas Vinterberg‘in 2012 tarihli filmi “The Hunt/Jagten” Türkiye’de “Onur Savaşı” adıyla gösterime girecek. Film adlarında kimi zaman kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman genel bir algıya seslenebilmek için yapılan değişikliklere sıklıkla tanık olmuşuzdur. Ama kimi zaman da -bu örnekte olduğu gibi- maksadını aşan değişiklikler oluyor. Ne yapalım, buna takılacak değiliz… “Jagten” birçok yünüyle ‘yerel’ bir film. Kuzeyin bireyci ve görece soğuk insan yapısını değerlendirmeden, filmin kimi sahnelerindeki ilişkileri anlamak ya da o dünyanın içine girmek mümkün olmayabiliyor. Ancak bir adım sonrasında,…
Teklif Sevin Okyay‘dan geldi… “Birlikte radyo programı yapalım,” dediği anda, bir saniye bile düşünmeden “Evet!” dedim. Sevin Abla’yla stüdyoda birlikte olmak başlı başına yeniden öğrenci olmak, yeniden okul sıralarında dirsek çürütmeye başlamak demek. O bitmek bilemeyen öğrencilik halini çok değerli buluyorum. Hele bir de öğretmeniniz Sevin Okyay ise… İşin bir de radyo aşkı bölümü var. Çocukluğumda, Ankara Radyosu’nun bürokrasi ve ciddiyet kokan koridorlarında koşarken, büyük stüdyonun arkasındaki “sağır oda”da yaşıtlarımla yerlere yayılıp ders çalışırken, gülüşürken içime düşen bir aşk bu….
Bu yazıya Sefa Sofuoğlu’na teşekkür ederek başlamalı. Onun sayesinde yıllar öncesinden gelen bir isim aklıma düştü: Kerim İnal. Önce kimdir bu Kerim İnal, onu anlatayım… Oyunlardan hoşlanan biri olarak, hayatımın her döneminde, takma isimlerle yazmayı sevmişimdir. Şifre çözmeyi sevenler için hemen söyleyeyim; bu halen oynamakta oldğum bir oyun. İşte Kerim İnal ismi de böyle ortaya çıktı. altzine yıllarında, polisiye parodileri yapan bir yazar yaratmak istedim. Yazılmamış romanların, polisiye klişelerine göz kırpan olay örgülerinin takipçisi olacak bu yazara da, “criminal” üstünden…
… Türk romanına olağanüstü karakterler hediye eden bir yazarın, Yusuf Atılgan’ın dünyayla mücadelesi 9 Ekim 1989 günü sonlanır. Şimdi okurları devam ediyor mücadeleye; her bir kitabıyla, satırıyla çoğalarak… Yusuf Atılgan (27 Haziran 1921 – 9 Ekim 1989)
Aile Çay Bahçesi’yle ilgili ilk söyleşi Radikal Kitap Eki için, Burcu Aktaş tarafından yapıldı. Aile çay bahçesi… Ailenin öğretilmiş “mutlu ve kutsal” görünümünün ardındaki mutsuzluğu, ikiyüzlülüğü anlatan bir yer. Yekta Kopan’ın yeni romanına bu ismi seçmesi elbette tesadüf değil. Çünkü Kopan kitabında bir aile hikâyesi anlatıyor. Bunu yaparken iki kız kardeşi merkeze alıyor. Psikolojik yapısı ince ince dokunan Aile Çay Bahçesi, Müzeyyen ile edebiyatımıza unutmayacağımız bir karakter armağan ediyor. Kopan, metinlerinde sıradanlığın içinde saklı duran etkileyiciliği bir anda önümüze koyar. Bu…
