Ben bir sözcüğüm; düş gücü limanından yola çıkmış, gerçeklik iskelesini aramadan dolaşıp duran.
Genel
Geçen yıl Sahaf Festivali’nden aldığım kitaplardan biri de Thomas Mann‘ın Tonio Kröger ve Tristan isimli iki novellasını bir ciltte, Esat Tekand‘ın desenleriyle, Fatih Özgüven‘in çevirisiyle ve etkileyici önsözüyle sunan kitap oldu. Birikim Yayınları’nca Şubat 1983’te yayımlanmış. Mann, bu novellalarında da içinden geldiği burjuva dünyasının dinamikleriyle hesaplaşmakta. Mann’ın temel izleklerinden olan 19.yüzyıla vedanın fonda olduğu ve sanatçı-toplum ikileminin masaya yatırıldığı metinler. Ancak bu okuma yolculuğunda beni etkileyen bir başka nokta var. Beni çoğu zaman okuduğum metnin içeriğinin önüne geçen bir zihin yolculuğuna…
Hüseyin Kıyar, Hisar’dan Ahmet adlı romanında kurguyu gözümüze sokmadan, Ankara sessizliğinde bir dünya kuruyor. Gençlik Parkı’na götürürdü babam arada bir. “Oğlanı giydir de biraz gezdireyim,” derdi anneme. Parka girer girmez anlardım ki, asıl mesele benim gönlümü eğlemek değil, Hikmet Amca’yla tavla atmak. Babama göre en büyük bağlama üstadıydı Hikmet Amca. İstanbul’dakiler suyun başını tutmamış olsa, biraz da rakıyı azaltsa dünyanın bir numarası olurdu. Sazı yemiş yutmuştu da, tavlada biraz zayıftı açıkçası. Bütün kahramanlıklar Hikmet Amca’nın tekelinde olacak değildi ya, tavlanın…
Semih Aközlü‘nün çevirilerine dalmak iyi geldi. Arşivimde kimi zamanında altzine’de yayımlanmış, kimi sadece okumam için yolladığı çok sayıda çevirisi var Semih’in. O bir yandan fazabbas isimli blogunda üretmeye devam ededursun. Çevirilerini de arada sırada Fil Uçuşu‘nda paylaşmak iyi olacak. Beni her zaman farklı okuma yolculuklarına çıkaran, bilmediğim yazarlarla tanıştıran bir edebiyat aşığıdır Semih. Başka adamdır. Her çevirisini paylaştığımda bir kere daha el sallıyorum güler yüzüne. Bu kez Pessoa’nın dünyasına gidiyoruz. Fernando Antônio Nogueira Pessoa… Portekiz’in dünya edebiyatına armağan ettiği en…
Emma Peel: İşte şimdi kendimi gerçekten huzurlu hissediyorum. Karşıdaki Adam: Benim huzursuz olduğumu bildiğin için böyle söylüyorsun. Bir başkasının huzursuzluğu üstünden huzur arıyorsun. Emma Peel: Neden huzursuzsun? Karşıdaki Adam: Kedileri sevmediğimi biliyorsun. Emma Peel: Kedileri sevmeyenlerden korkarım. Hem bunlar kedi değil, kedi suretleri. Karşıdaki Adam: Benim için aynı kapıya çıkar. Emma Peel: “Bu dünyanın gerçek gizi görünür olanda, görünmeyende değil,” demiş Oscar Wilde. Sen ne zaman unuttun insanlığını, suretlerden korkacak kadar?
Özellikle Mantra ve Kensington Bahçeleri romanlarıyla adından söz ettiren Arjantinli yazar Rodrigo Fresan’ın bu metnini sevgili dostum Semih Aközlü, Granta dergisinin 118 numaralı sayısından çevirdi ve fazabbas isimli blogunda okurlarla patlaştı. Sohbet ederken bu metnin Fil Uçuşu’nda da olmasına karar verdik. “Ne de olsa fuar zamanı,” dedi Semih o müthiş gülümsemesiyle. Fil Uçuşu, Roberto Bolano’nun yakın arkadaşı Rodrigo Fresan’ı ve Semih Aközlü’yü selamlar. I Bir ara kitap çalmadığım gün geçmezdi. Parasızlıktan değil, okuyacağımız ya da sadece hayranlıkla bakacağımız, elimizde tutup…
Önceleri 1 yetele’ye ihtiyacı vardı Faik‘in. Sonra o da ekonominin dinamiklerine ve söylemine ayak uydurup, ihtiyacı olan para miktarını 1 tele olarak belirledi. Eminim şimdilerde, liranın yeni simgesi konusunda da söyleyecekleri vardır. Uğur Gürsoy‘un düşünce ve çizgi dünyasının, Fırat‘la birlikte takip edilesi karakterlerinden biri Faik. Onu Fırat’ın yaşadığı mahallede, boş bir arsada, kahvenin önünde, minibüs durağının arkasında her an görebileceğimizi biliyoruz. Fırat ve arkadaşları arada bir dalga geçip, makaraya alsalar da, Faik’siz bir mahalle düşünemezler. Aynı bakış açısı mahalle sakinleri…
Yazının başlığı Didem Gülçin Erdem‘in “Olmayanım İçinizde” kitabından, “ayin: el avlusu” isimli uzun şiirinin -III- başlıklı bölümünden alındı. Daha önce hiç okumamıştım Erdem’in şiirlerini. Everest Yayınları’ndan çıkan kitabı sayesinde tanıştım. Oysa 2004’ten bu yana çeşitli edebiyat dergilerinde şiirleri ve yazıları yayımlanıyormuş. Üstelik Homeros Şiir Ödülü, Memet Fuat Genç Şiir Ödülü ve Arkadaş Z.Özger Jüri Özel Ödülü’nün de sahibi. Açıkçası beni çeken de bu son ödül ve ödülün adına verildiği ismin çağrışımları oldu. Arkadaş Z.Özger, her okuduğumda bir tragedya gibi geçip…
…Muhsin Ertuğrul, Octave Baudoin rolünde harikalar yaratmaktadır. Muhsin Ertuğrul, 1912’de Burhanettin Tepsi tarafından sahneye konan Loyson’un L’Apôtre adlı yapıtından uyarlanmış “Müçtehit” oyununda Octave Baudouin rolünde. Fil Uçuşu, tiyatroya adanmış bir ömrün örnek ismi Muhsin Ertuğrul’u, Şehir Tiyatroları’nın yönetiminin belediye bürokratlarının eline bırakılmasının konuşulduğu, adının verildiği tiyatronun önünde bütün tiyatrocuların siyasi baskılara karşı tekyürek olacağı günde saygıyla selamlıyor.
10 Mayıs – 5 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan 18. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı 10 10 10 Mayıs – 5 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan leri arasında gerçekleşecek olan leri arasında gerçekleşecek olan 18. İstanbul Tiyatro Festivali‘nin programı açıklandı. Uluslararası festivalin programında Türkiye’den çok sayıda oyun olduğu dikkat çekiyor. Büyük prodüksiyonlardan özellikle tavsiye edilecekler de var elbette; Hamlet, Orfeo ve Ha Hans, Ha Heiri. Gelelim Tiyatro Festivali’nde madalyonun öbür yüzüne. Tamam, günün sonunda başarılı ve çekici bir program oluşturuldu ama…
