Not: Bu yazı filmin hikayesi ve sonu hakkında bilgiler içermektedir. İzlememiş olanlar için hatırlatayım. Bir uyarlama yaparken bakış açısı konusunda cesur kararlar vermek. Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need To Talk About Kevin)’ı izlerken bu cesareti düşündüm en çok. O basit soruyu bu film için de soralım. Kevin Hakkında Konuşmalıyız iyi bir film mi? Cevabım; Evet. Açıkçası başta süresinin uzunluğu olmak üzere katılmadığım yönleri var. Kevin’le ilgili kimi kadrajların korku filmi estetiğine kurban edilmesi, kutsal aile klişelerini kimi zaman altını çizerek…
Genel
The Artist, iyi bir film. Zaten Cannes’dan bu yana aldığı ödüllere bakınca aksini söylemek mümkün değil. Beğeni ve ödül fırtınası sadece Avrupa’da esmedi üstelik; esintinin şiddeti Amerika dağıtımı ile arttı. Hatta daha da iddalı konuşmak gerekirse, Amerika filme Avrupa’dan daha çok bağlandı, daha çok alkışladı. Filmin sinemanın ilk yıllarına yerleşen, sessiz yıllardan sesli yıllara geçişi fona alan ve o dönemin ruhundaki olay örgüsünü ve bütün bu yapıyı türlü gönderme ile izleyenine aktaran hikayesini anlatmayacağım. O kadar çok yazıldı ki, bilmeyen…
Emma Peel: O ciddi insanların, asıl dertlerinin ciddiye alınmak olduğunu ayaklarım üşüdüğü anda anladım. Ne garip değil mi? Karşıdaki Adam: Ee? Ne diyeceksin onlara? Emma Peel: (dil çıkarır) Karşıdaki Adam: Dünya senden bir cümle bekliyor… Ama sen… Emma Peel: (dünyaya dil çıkarır)
Kesmeşeker‘in albümü çıkar çıkmaz NTV Cumartesi ekibi olarak tam zamanlı dinlemeye başladık. Hem grubun duruşunu seviyorduk hem de daha önce programa konuk ettiğimiz Cenk Taner‘i kenimize iyice dost bellemiştik. (Program konukluğu sonrasında bir gece, beklenmedik bir anda Cenk’le Adana’da karşılaşmam da ayrı güzellik.) Fakat bu albümde bütün bunların dışında bir ruh hali vardı, her dinleyişimizde kendimizi “ceza sahasındaki Metin Kurt gibi yalnız” hissetmemize neden olan bir şey. NTV Cumartesi kadrosunun arada bir de olsa futbol konuşan ekibi, şarkının ışığında biraz…
Thelonious Monk’un 1944 kaydıyla dünyaya dinlettiği olağanüstü parçası ‘Round Midnight’ı aslında 1940-41 arasında yazdığı bilinir. (Harry Colomby, üstadın şarkının ilk versiyonunu 1936 yılında, henüz 19 yaşındayken yazdığını söyler.) Bugün kadar binden fazla albümde yorumlanmış olan parça, kimi kayıtlarda ‘Round About Midnight adıyla geçer. Bu albümlerin içinde Bernie Hanighen’in yazdığı sözlerle kaydedilmiş versiyonları da var. Başta Miles Davis’in yorumu olmak üzere, çok sayıda yorumu, yıllardır dinleniyor. Her yeni yorum, her yeni dinleyiş farklı yerlere götürüyor insanı. (Çok sayıda yorumun kaydını dinlemişimdir,…
Jane ve Serge Jane Birkin’in İstanbul’la tanışma hikayesi ilginç ve sıcak. İlk kez kızı Lou ile gelmiş buraya. Bir gün bir dünya haritası çıkarmış ve Lou’ya bir iğne verip “Bunu istediğin yere sapla, seni oraya götüreceğim,” demiş. Bu çocukça oyunun sonunda iğne İstanbul’a saplanınca, ana-kızın rotası belli olmuş. “Ben İstanbul’a aşık oldum,” diyor. Jane Birkin, Ekim ayında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış töreni için geldiğinde NTV’de yayınlanan Cumartesi adlı programımızın ekibinden Emrah Kolukısa ve ben bir sohbet olanağı bulmuştuk,…
Emma Peel: Geç kaldın… Karşıdaki Adam: Bu saate kadar bekleyeceğini düşünmemiştim. Emma Peel: Aslında… seni beklemedim. Kendimi dinledim. Karşıdaki Adam: Hmm… Neden? Emma Peel: Çünkü hepimiz tedirginliklerimizle yüzleşmek zorundayız.
Beğendiğim filmlerin eleştireceğim yönleri olduğu gibi, beğenmediğim filmlerin de unutulmayacak güzellikte sahneleri vardı. Yani beğendiğim-beğenmediğim şeklindeki bu kaba ayrım, detaylara girince anlamını yitirebilir. Ayrıca öznel bir listedir bu. Aslında zaman buldukça her film icin ayrı bir yazı yazmak gerekiyor. Son birkaç ay içinde izlediğim filmlerden aklıma ilk anda gelenleri not ediyorum buraya. Beğendiğim Filmler: * A Separation (Bir Ayrılık) – Asghar Fahradi * The Artist – Michael Hazanavicius * Moneyball – Bennet Miller * We Need To Talk About Kevin –…
…Patricia Highsmith, çok değil, on üç yıl sonra yaratacağı Tom Ripley karakterinin gözleriyle objektife bakmaktadır… Patricia Highsmith (1921 – 1995) Highsmith 1942 yılında çekilmiş bu fotoğrafta henüz 21 yaşında. Okuru benzersiz karakteri Tom Ripley’le tanıştıracağı “Becerikli Bay Ripley” romanını, on üç yıl sonra 1955’te yayımlatacak.
Bugün Agos gazetesi önünde toplanan onbinlerce kişiye seslenen Karin Karakaşlı’nın konuşmasının tam metni. 19 Ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman da olmadı. Zaten bu topraklarda ayrı ayrı yaşatılmış ne kadar acı varsa, hiçbirinin anma günü olmadı. Herkes acısının yaşatıldığı o tarih geldiğinde, kendince, bir başına kahroldu. Sonra 23 Ocak günü geldi. Bundan beş yıl önceydi. ‘Türklüğü tahkir ve tezyif’ten mahkûm edilen, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Çünkü Hrant Dink bu ülkenin bütün acılarının dermanına…
