Genel

1012037E1

07 Nis: Güzel Şeyler Kimin Tarafında?

Berkun Oya’dan müthiş bir çalışma ve olağanüstü oyunculuklar. Bazı kitaplar vardır; onları okuyanla sohbetim ayrı olur okumayanla ayrı. Aynı şeyi bazı filmler, müzik grupları, şarkılar, ressamlar, tablolar, tiyatro oyunları için de söyleyebilirim. Bir kitabı sonlandırır, hemen sevdiğiniz bir arkadaşınızın da o kitabı okumasını istersiniz. Okusun ki, bir an önce saatler sürecek sohbet başlasın, düşünceler eserin fırtınasıyla oradan oraya savrulsun. Festivallerde, filmlere birlikte gitmenin keyfi, biraz da çıkışlarda içilen çaylar-kahveler eşliğinde, konuşulan konulardadır. KREK Tiyatro’nun bu sezon sahnelediği GÜZEL ŞEYLER BİZİM TARAFTA…

nietzsche

06 Nis: Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Mutter, ich bin dumm! (Béla Tarr’ın Torino Atı filmi üzerine notlar.) 1. Vikipedi’den alıntı: “3 Ocak 1889’da polis tarafından kargaşa çıkarmaktan tutuklandı. Gerçekte orada tam olarak ne olduğu bilinmiyor fakat söylentiler, Nietzsche’nin kırbaçlanmakta olan bir ata sarıldığı ve ağlayarak onu korumaya çalıştığı, sonra yere yığıldığı üzerinedir.” Béla Tarr, filminin girişinde, simsiyah bir ekran üzerine, bir dış ses aracılığıyla bize şiirselleştirerek aktardığı bu olayın sonrasında Nietzsche’nin iki gün boyunca bir divanda hareketsiz ve sessiz yattığını ve on yıl sürecek bir sessizlikten…

plath

04 Nis: Daktilo Sesi

Çocukluğum dedemin ve babamın daktilo tıkırtılarını dinleyerek geçti. Dedemin “A” klavye daktilosu biraz daha yasaklı bölgeydi. Babamın “F” klavyesine dokunma iznini koparttığım zamanı gayet iyi hatırlıyorum. Rulonun tıkırtısı, şaryonun dibe dayanışında çıkan zil sesi, tuşların sayfaya çat çat vuruşu… Şerit takarken boyanan eller, iki renkli şerit kullanınca büyük harflerde kalan kırmızı lekeler. İyi basmayan harflerin ayrı bir şiddet gerektirmesi. O şiddetin, kullanmama izin verilen pelürlerde açtığı delikler. Şerit eskidikçe karbon kopyaların silikleşmesi. Özlemişim. Geçmişe özlem duymak gibi bir his değil…

Corea-Burton

03 Nis: Kristal Sessizlik

Chick Corea ve Gary Burton ile söyleşi Gece Gündüz programının yayın saatine kadar prova yapmak istediklerini söylemişlerdi. Erkenden gittim Cemal Reşit Rey’e. Salonun karanlık köşelerinden biriden oturdum ve her dinleyişimde ayaklarımı yerden kesen müzisyenlerden biri olan Chick Corea ile müthiş vibrafon üstadı Gary Burton’ı dinlemeye başladım. Arada bir fısıldaşarak, ama daha çok kendilerini enstrümanlarına teslim ederek yaptılar provalarını. Sakin. Huzurlu. Yayın öncesinde Chick Corea sürekli olarak ellerine hohluyordu. Ortam soğuk değildi ama o parmakların her daim sıcak olmasının üstat için…

hqdefault

03 Nis: Pina!

Pina Bausch, Türkiye’de iyi bilinen bir isim. Dansı, sadece bedenin bir uzantısı olmaktan ötelere, zihinsel bir süreklilik durumuna taşıyan, benzersiz bir kadın. Sessizliği dansın bir parçası haline getirebilmiş bir sahne düşünürü. Minimalist bir destan. Hüzün ve mutluluğu bir bedenin farklı uzuvlarında, aynı anda var edebilen koreografilerin yaratıcısı. Aşkı, hiçleşme noktasına ulaşacak kadar uç noktalara götüren bir devrimci. Günümüz modern dansının alfabesini yazan isimlerden biri. Bütün duyguların iki ucu arasında korkusuzca gidip gelen, yaşam kadar gerçek bir pagan. Bu garip dünyayı…

yucel

28 Mar: Yücel Balku’ya bir pulsuz mektup!

Aklımda Yücel Balku var iki gündür. Yaş aldıkça hayattan, zamansız giden dostların hayali varlığına sığınıyor insan. Murat Gülsoy’la, Yücel’i konuşuyoruz sık sık; yakında yeniden yayımlanacak “Tayfanın Seyir Defteri”nin heyecanıyla avunuyoruz. O kitap için Murat’la birlikte kaleme aldığımız mektubu paylaşmak istiyorum bugün de… Ah be Yücel, erken yarım bıraktın bizi… Yücel Balku’ya bir pulsuz mektup Sevgili Yücel; Son görüşmemizin üstünden bir yıl geçmiş. Takvimlere bakmasak anlayamayacağız, günler, aylar, yıllar hangi arada işlerini bitirip, tarihin sayfalarına karışıyorlar. Hem zaten işi ne ki…

179188_2

28 Mar: Yücel Balku’ya selam olsun!

Yücel, aramızdan ayrılalı ne kadar çok olmuş. Soğuk, kasvetli, beter bir aralık gününde gelmişti acı haber. Yıl 2003. Hayalet Gemi’nin yazısıyla, yüreğiyle, cüssesiyle dev tayfası yok artık, diye bir haber. Olur mu öyle şey? Oldu. Bursa’ya ağu yağan bir sabahta son yolculuğuna uğurladık dostumuzu. Geçen ay Bursa’da aileyle birlikteydim. Semra Balku bir yanımda, Yücel’in “fotoğrafın çeyrekleri” dediği kızları Eylül ve Şeyda diğer yanımda, lafladık uzun uzun. Yücel’in vedasının ardından, bir yüce gönüllükle “Tayfanın Seyir Defteri: Bitmemiş Külliyat”ı yayımlayan Zeynep Çağlıyor,…

bukita

27 Mar: Sözlük.25

B BELLEK: Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin… Bellek için bunları yazıyor sözlük. Alt başlıklar da var; bellek karışıklığı, bellek kaybı, bellek yitimi… Alt başlıkların olumsuz fısıltıları düşündürücü… “Farkındalık” demek belki de en doğrusu olacak; çok daha geniş bir alanı kucaklıyor sanki… Hele de farkında olan kurmaca metnin ta kendisi ise… İşte o zaman, gerçekliği, gerçekliğin yeniden kurgulanışını, hikâye edilişini, aktarılmasını, ‘yapılmasını-bozulmasını’ anlatıyor sanki… Sözler bilince doğru uzuyor… Peki, gerçekten de…

anderson-yekta

25 Mar: Thick as a Brick

Bir röportaj hikayesi: Ian Anderson Öncelikle kişisel bir merakımı gidermek istedim ve kaç flütü olduğunu sordum Ian Anderson’a. Biraz kişiselleşmeye hakkım vardı, öyle değil mi ama, ortaokul yıllarımdan beri dinlediğim, çok sayıda şarkısını ezbere bildiğim bir adam karşımda oturuyordu. Kolay ele geçmeyecek fırsatlar bunlar. Sıklıkla çaldığı, her an elinin altında olan 3-4 flütü varmış. Evde en az dört flüt daha vardır. Arada bir genç öğrencilere verirmiş eski flütlerini. “Sırf maddi durumu elverişli olmayan yetenekli öğrencilere vermek için flüt bulunduruyorum evde,”…

birhan-keskin

21 Mar: Soğuk Kazı

2011 Metin Altıok Şiir Ödülü, Birhan Keskin’in! Az önce, Metin Altıok Şiir Ödülü’nün Birhan Keskin’e verildiğini öğrendim. Yürek zıplatan bir sevinç bu. Aynı cümle içinde iki zirve. Metin Altıok’tan Birhan Keskin’e bir dil çizgisi. Dil’i yürekten söküp açık havaya çıkaran bir şairden, yüreği dil’den bir hırkayla yeniden giydiren şaire el feneri selamı. İnsan olmanın bütün hayvanlığını yazdığı/yaptığı şiirde sorgulamaktan korkmayan, gözüpek bir şiir fotoğrafçısı Birhan Keskin. Öyle bir odak ayarı çekiyor ki deklanşöre basmadan, kareyi gören donup kalıyor. Okurunun nabzına…