Genel

ikvar

08 Ara: Bir imgenin peşine düşmek…

Tamamlanmış bir metnin tarihinde yolculuğa çıkmak kolay değil. Kendi ruhuna doğru iz sürmek. Tamam; defterlerdeki notlar, sağa sola yazılan paragraflar, yazılış süreciyle ilgili fikir veriyor ama o ilk cümlenin, ilk düşüncenin akla düştüğü an geçmişin rüzgârında, yağmurunda kaybolup gidiyor. John Fowles, “Yaratık – A Maggot” romanına bir öndeyiş ile başlar. Bu öndeyişte, okuyacağımız yüzlerce sayfalık kitabının tohumuyla tanıştırır bizleri: “Kitabı kaleme alışımdan birkaç yıl önce, yüzleri olmayan ve görünüşte belli bir gerekçeleri de bulunmayan küçük bir seyyah topluluğu, zihnimden öylesine…

07 Ara: CinSel Beraat!

Sel Yayınları‘nın “Cinsel” kitaplar dizisinin başına gelenleri biliyorsunuz mutlaka. Bilmeyenler için girişi bu ayki Milliyet Sanat’tan, Noktalı Virgül adlı köşemden alalım: “Uluslararası Yayıncılar Birliği IPA’nın, her yıl yayın özgürlüğünün savunulması ve yaygınlaştırılması için verdiği “Özgürlük Özel Ödülü” 2010 yılında Sel Yayıncılık’a verildi. Ama hikaye böyle mutlu sonla bitmiyor. 2 Kasım günü bu ödülü alan Sel Yayıncılığın sahibi İrfan Sancı 7 Aralık günü, saat 11.00’de, Sultanahmet Adliyesindeki 2.Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonunda olacak. Çünkü TCK 226’ya göre açılan dava sürüyor. Son…

canplat

06 Ara: Günden Kalanlar.10

• Hafta sonu İzmir’deydim. Forum Bornova’nın içindeki D&R’da bir imza günüm vardı. Okurların her biriyle zaman elverdiğince ve elimden geldiğince sohbet etmeye çalıştım. Kimi zaman bu sohbetler, bana bilmediğim dünyaların kapılarını açıyor. Gelen herkese teşekkür ederim. Fil Uçuşu’nu takip ettiğini söyleyen okurlarla da tanışmış oldum, heyecanlandım. • Metis Yayınları Andrey Platonov kitaplarını üst üste yayınladı. Önce öyküler geldi: “Dönüş”. Ardından iki güçlü roman; “Çevengur” ve “Can”. Her üç kitap için de önce Metis Yayınlarına sonra da çevirmen Günay Çetao Kızılırmak’a…

Yekta-Resim01

03 Ara: Bayan Tekil Birey’in Sağlık Sorunları.1

bir poponun varoluşu 1. Bütün gece üçlü kanepenin bir köşesinde oturmuştu Bayan Tekil Birey; sıkıntıyla. Televizyon seyretmek, bulmaca çözmek, kanaviçe işlemek gelmemişti içinden. Sıkıntı, bütün tekil bireylerin bastonu değil midir? Gecenin sonunda yatağına gitmek için kalktığında, poposunun bedeninden ayrılıp koltuğa yapışmış olduğunu fark etti. 2. Sıkıntı dolu bir geceye karşı uğradığı yenilgiyi yok sayarcasına sakin davrandı. Doğal felaketlerde de hayatta kalmanın anahtarı sakin olmaktır, diye düşündü Bayan Tekil Birey. Hayat sabır gerektiriyordu. Bu ayrılığı hem poposu hem kendi için güzelleştirmeye…

02 Ara: Sözlük.15

S SOYGUN: “Yeni Dalga” filmlerinin komşusu bir öykünün merkezindedir soygun. Yoksa “Film Noir” başyapıtlarıyla mı akrabalık kurmalı? Bütçesini bütünleyemeyen “banka, berber, bakkal, balık” evreninde sıkışmış anlatıcı… Banka soygunundan sonra her zaman yaptıkları gibi dağ evine sığınan çocuk ve kız… Soygundan sonra ikisini kanunun elinden kurtarmak, ölüme yakın duran bedenleriyle hesaplaşmalarında muhasebeyi tutmak, silahlarının ortağı olmak… Anlatıcının bütçe açığı sadece sıkıştığı dar evrende değil, hesapsızca girdiği bu farklı gerçeklik düzleminde de karşısındadır. Öykü boyunca tekrarlanan nice simgeden biri öykünün sonunda tekrar…

339711_2

01 Ara: Belogorsk’un Don Kişot’u

Puşkin’in 1836 tarihli romanı “Yüzbaşının Kızı”, daha önce farklı yayınevlerinden farklı çevirilerle Türkçede karşımıza çıkmıştı. Birçoklarına göre yeni Rus edebiyatının kurucusu sayılan yazarın, büyük eserlerinden biri olarak anılan roman, İletişim Yayınlarının Dünya Klasikleri serisinden, Ergin Altay’ın Rusça aslında yaptığı çeviriyle bir kez daha Türkçede. Ayrıca kitabın sonunda Rus edebiyatı konusunda uzman bir profesörün, Columbia Üniversitesinden Irina Reyfman’ın eserdeki otobiyografik izleri sürdüğü önemli bir makalesi yer alıyor. Reyfman, bir edebi eseri yorumlarken, araştırmacıdan metnin son versiyonuna bağlı kalmasının istendiğini, ancak müsveddelerin…

yk-imza02

30 Kas: İmza Günü!

Yukarıdaki fotoğraf 2000 yılının Kasım ayında, o zamanlar Tepebaşı’nda düzenlenen Tüyap Kitap Fuarı’nda çekilmiş. İlk imza günüm. Fotoğrafı çeken kişi Hayalet Gemi’den arkadaşım Fakiye Özsoysal. Can Yayınları standının bir köşesinde oturmuş gülüyorum. Önümde ilk kitabım “Fildişi Karası” var, on tane kitabın kaçını imzaladım bilmiyorum. Arkadaşlar gelmişti, belki bir-iki de okur. Elimdeki kalem hala duruyor, fotoğrafın sol alt köşesinde seçebildiğim kadarıyla sırt çantamı oraya koyuvermişim. (Aşağıdaki fotoğrafta, nasıl küçük bir alanda kitap imzalamaya çalıştığım daha net belli oluyor. Bütün o alan…

29 Kas: Günden Kalanlar.09

• Haydarpaşa’da yangın. Bir gün geçti ama hala doyurucu, inandırıcı, soruları cevaplayan bir açıklama yok. Olacağına dair bir inanç da yok; işin kötüsü bu inançsızlığa alıştırılmış olmak. Bitmek bilmeyen bir atalet durumu. En basit ve sığınılan nedenle, yani ihmal bile olsa, akıl alır gibi değil. İstanbulluların, yolu Haydarpaşa’dan geçen herkesin, hatta Haydarpaşa’yı sadece filmlerde görmüş olanların bile içi yandı oysa. Üniversite yıllarımda dostum Derya Billur’la yaptığım tren seyahatleri yıllardır anlatılan anılarla doludur. Haydarpaşa’ya geldiğimiz anda ilk işimiz birer simit alıp…

29 Kas: Dijital Çağ: Edebiyat nereye?

Dijital Çağ yayıncılığın dinamiklerini neredeyse tümüyle değiştireli çok oluyor. Geleneksel ofset baskı tekniğinde kullanılan film ve klasik anlamdaki kalıp gibi iki vazgeçilmez unsurun ortadan kalktı artık. Metin, çizim, fotoğraf, grafik doküman bilgisayar ortamında işleniyor, sonrasında da ya doğrudan baskı materyaline aktarılıyor ya da sayısal ortama yükleniyor. Üstelik bütün bu teknoloji, farklı beceri katmanlarında da olsa, ulaşılabilir ve hatta paylaşılabilir bir yapı içinde herkese eşit uzaklıkta duruyor. Paylaşılabilirlik meselesi önemli. Çünkü bu, bir anlamda çığ etkisi yaratıyor ve teknolojinin bir merkezden…