Genel

kupferberg

09 Ağu: Tuli Kupferberg: “Askerlikten Yırtmanın 1001 Yolu”

Tuli Kupferberg 12 Temmuz’da, 86 yaşında ölmüş. Daha yeni haberim oldu. Kupferberg adını, Beat edebiyatı ile haşır neşir olduğum 90’lların başlarında Semih Aközlü’den duymuştum ilk kez. Semih’in geniş arşivinden faydalanarak tanımaya çalışmıştım bu acayip adamı. Tuli (Naftali) Kupferberg. Gerçekten de acayip bir adam. 28 Eylül 1923’de New York’da doğan bir yazar, şair, yayıncı, karikatürist, müzisyen, eylemci. 1958’de “Birth” dergisinin yayımına başlıyor. Savaş karşıtı tavrı 1961’deki “The War Against The Beats” de doruğa ulaşıyor. Beatniklerin şamar oğlanı olarak kullanıldığını düşünen adamımız,…

DSC_0238

02 Ağu: Bir duvara bakmak!

Bir yabancı olduğumu anlar korkusuyla, gizlice bakıyorum kara kuru adama. Kısa sürecek yolculuğumun rehberi olduğunu hissediyorum. İkimiz de ince vücutlarımızı tutunduğumuz kayışların salınımlarına bırakmış gibiyiz. Sanki tramvayın tepesinden geçen pirinç borudan sarkan bu deri kayışlar olmasa yıkılıp gideceğiz. Çünkü bizler karda ağaç gövdeleri gibiyiz. Görünürde hemen toprak üzerinde bulunur gövdeler ve ufak bir yüklenişte onları yerlerinden söküp atmamak için ortada bir neden yok sanılır. Ama hayır! Olacak şey değildir bu; çünkü gövdeler yere sımsıkı yapışmıştır. Ama bu da yalnız görünürde…

keremgorsevhbr2323

29 Tem: Kerem Görsev’le ayaküstü: “Caz kahve gibidir!”

Kerem Görsev, her daim üreten, caz söz konusu olduğunda heyecanını gizlemeyen bir müzik adamı. Sadece kendi çalışmalarıyla değil, bu coğrafyada üretilen her tür “güzel müzik”le ilgilenen bir piyanist. Her karşılaşmamızda yaptıklarını, yapacaklarını, izlediklerini, haberdar olduklarını kocaman bir gülümsemeyle anlatır. İşte Kerem Görsev’le Fil Uçuşu’na özel bir ayaküstü sohbet…. Kerem, dünyayı gayet yakından takip eden, her ülkede konserler veren bir müzisyensin. Dünya, burada üretilen caza nasıl bakıyor? Eğer orijinal bir müzik çalınırsa yani sahnedeki sanatçı kendi bestelerini icra ederse, tabii ki…

Man-Booker-Logo

29 Tem: Man Booker’da ilk liste açıklandı!

Yeni bir yazar keşfetmenin keyfi hiçbir şeye benzemez. İşte size defterlerinize not edip, kitaplarını takip etmeniz için kimi tanıdık kimi yeni bazı yazar adları. Sıkı okurlar Man Booker ödüllerini dikkatle takip eder. Bu ödüle ulaşan isimler arasında kimler yok ki: John Berger, V.S. Naipaul, Nadine Gordimer, Iris Murdoch, Salman Rushdie, J.M. Coetzee, Peter Carey, Kazuo Ishiguro, Arundhati Roy, Ian McEwan, William Golding, Ben Okri, Margaret Atwood, John Banville… Naipaul, Gordimer, Golding ve Coetzee’den yola çıkarak Man Booker ödüllerini Nobel habercisi…

26 Tem: Sözlük.09

D DAYIOĞLU: Vüs’at O. Bener’in kısa öyküsünde, bilincin en derinlerinden karabasana sızan bir gulyabani gibidir Dayıoğlu. Dayıoğlu sapanla serçe avlar, meşin önlüğüne doldurur kuşları. Dayıoğlu serçelerin kafalarını koparır, göğüslerini yarar, yüreklerini yer çiğ çiğ. Dayıoğlu secdeye kapanmış ninenin öldüğünü söyler, üç yıl önce de ölmüştü der. Karabasan sürer, gider… Taşranın sıkıntısı, büyük aile içindeki yalnızlığa döner… Ölümün sıkıntısı, yaşamın koşuşturmasına döner… Kısacık metin büyük ustanın kaleminde dev bir yapıta döner… (Vüs’at O. Bener, Nine) Meraklısı için not: Öykü Sözlüğü etiketindeki…

tirza-trk

23 Tem: Tirza: Mutsuzluk Tanrısına Tapmak!

Arnon Grünberg’in kültleşen romanı “Tirza”, Batılı orta sınıf burjuva bireyinin “öteki” aynasında kendisine bakışını yansıtıyor. Sondan başlayalım. Tirza , bir sinema filmi oldu. Yönetmen koltuğunda Hollandalı bir isim var: Rudolf van den Berg. Yasaklı YouTube’dan filmin ilk fragmanına ulaşmak mümkün. Tek bir görüntü var fragmanda; koca bir çölde hızla ilerleyen kamera, o ıssızlığın içinde tek başına yürüyen bir adamın gergin yüzüne ulaştırıyor bizi. Tirza’yı okumuş olanlara Gijs Scholten van Aschat tarafından canlandırılan bu adamın Jörgen Hofmeester olduğunu söylemeye gerek yok….

bulent-ortacgil

22 Tem: Bülent Ortaçgil: “Benim şarkılar biraz farklıdır, kusura bakmasınlar…”

“Böyle bir gece için iki ihtimal var,” dedi Ortaçgil, “ya duygusallaşacağız ya da felekten bir gece çalacağız. Ben ikincisini tercih ediyorum.” Sonuçta Açık Hava’yı dolduran biz ‘Bülent Ortaçgil’i sevenler’, felekten duygusal bir gece çalmış olduk. Konserin sonunda sahnedeki -üstlerinde Ortaçgil’in şarkı sözleri olan tişörtleriyle- kalburüstü müzik insanlarından oluşan “Benimle Oynar mısın?” korosuna, Açık Hava’yı tamamen dolduranlar da katıldı. Yetmedi, bir de “Olmalı mı Olmamalı mı?” geldi. Ama finalin de finali vardı, ısrarlı alkışlar ekibi kulisten çıkardı ve Erkan Oğur’un perdesiz…

gidon

17 Tem: Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?

Öncelikle şunu söylemek lazım gelir ki efendim, o gidonları kromajlı pırpır, kışlayla ev arasında, ‘doğulan yer’le ‘doyulan yer’ arasında, ütülü haki üniformalarla buruş buruş yeşilli kırmızılı giysiler arasında, askeri olanla sivil olan arasında pata pata gidip gelen bir motordur. Motorun sahibi Henri Pollak’ı tanırsınız, pek değerli bir çavuş kendisi, saat on sekize kadar hela kapılarına içinden ok geçen kalpler ve askerliğe ısındırıcı sloganlar çiziktiren, saat on sekiz otuzu çalar çalmaz sivil hayatındaki kafadarlarıyla buluşmaya pata patalayan asker. Kafadarları boşlamayın hemen,…

beser

15 Tem: Hakan Beşer: Geç kalmış bir veda…

Öyle gidivermiş işte. 25 Haziran’da. Bir tanıdığın, sıkı görüşmeli günler geride kalmış olsa da bir dostun ölüm haberini geç alınca, o garip kelimeyi acının ilk dalgası kıyıda eridikten sonra duyunca daha kötü oluyor insan. Usta perküsyoncu, komple müzisyen Hakan Beşer kalbine yenik düşmüş. Daha bugün duydum. Hemen üstüne de Bülent Ortaçgil’le bir söyleşiye gittim. Elbette Birol Ağırbaş da oradaydı. “Çığlık Çığlığa”nın her bir notası çığlık çığlığa dolaştı kulaklarımda. Hakan’ın perküsyon setinin başındaki deli halleri geldi gözümün önüne. Arnavutköy Eylül günleri,…

13 Tem: Sözlük.08

B BAKIŞLAR: Herkes bakardı ona. Kısa boyu bakışların yere çevrilmesine neden olurdu. Kıskanç bir kocadan yediği yumrukla yere düşünce sokaktan geçenler bakardı. Sınıfın ortasında dalgasını geçen öğretmen bakardı. İşyerinde tuzlu kahve içirerek alaya alındığında mutemet bakardı gözlüğünün üstünden. Yarım kilo sucuğa beş lira alan kazıkçı bakkal bakardı. Bir de Ali bakmıştı; diğerlerinden farklı gözlerle… Düştüğünde onu yerden kaldırmış, üstünü başını temizlemişti. Demek ki o da farklıydı kendisi gibi, pisliğin içinde işi yoktu… Aylak Adam’ın ve Zebercet’in öyküdeki kardeşini sunar bize…