Kediler Güzel Uyanır hakkında Aycan Aşkım Saroğlu‘nun yazdığı ve Sabit Fikir‘de yayımlanan yazının başlığını ilk gördüğüm anda gözlerimi şöyle bir kısıp anlamaya çalıştığımı itiraf etmeliyim. Akılda kalıcı bazı imgeler; evet tamam. Ya da akılda kalan sözler; ona da tamam. Ama bana fazlaca “şekerli” gelen bu “günümüz gerçekliği” konusunda çekincemi bir kenara bırakarak başladım okumaya. Yazının muradının üstüne ışık düşmeye başladıkça, başlığın en az benim kadar muzip olduğuna karar verdim. Yazıyı Fil Uçuşu okurlarıyla paylaşıyorum ama hem bu yazının orijinal tasarımını,…
Öykü
“Kediler Güzel Uyanır” için BirGün gazetesinde yapılan ve Yağmur Yağmur imzasıyla yayımlanan söyleşi… “Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu.” Kediler Güzel Uyanır… Öyküler çok kısa ve yalın öyküler… Biçimsel anlamda öz, yalın ama yoğunluklu bir yapıt okuyoruz. Kitabın çıkış noktasından bahsedebilir misiniz? Aslında Kediler Güzel Uyanır’daki öykülerin, daha önce Karakedi’nin…
Uzun sürmüş bir evliliğin yorgunluğunda oynanan bir oyun gibi başlıyor Tanizaki‘nin “Anahtar”ı. Seçkin sınıfın temsilcisi elli altı yaşındaki profesör, Kyoto’lu geleneksel bir ailenin kızı olan kırk beş yaşındaki karısı İkuko ile cinsel yaşamını sorgulamak için eskiden günlüğüne aktarmaya çekindiği konulara girmeye karar veriyor. Yeni yılın ilk gününde karısının kuralcılığı, rahatsız edici ahlakçılığı ve yatak odası konularını konuşmaktan kaçınan kişiliği yüzünden, günlüğünün sayfalarına sığınıyor. İkuko, kadının hangi konuda olursa olsun pasif kalması, erkeğine karşı kendiliğinden harekete geçmemesi gerektiğine inanan eski kafalı…
Kediler Güzel Uyanır için yapılan söyleşileri Fil Uçuşu okurlarıyla paylaşmaya ve kişisel bir arşiv oluşturmaya devam ediyorum. Bu söyleşi de Gülenay Börekçi’nin HaberTürk Gazetesinin Kitap Eki için yaptığı söyleşi. Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla birkaç ödül alan Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır adlı kitabı çıktı.Onu bir popüler kültür şahsiyeti olarak tanıyanlar var ama Yekta Kopan her şeyden önce iyi bir edebiyatçı, dahası çok önemli bir öykücüdür. Kopan, onunla röportajımızda, bir edebiyatçı olarak yapmak istediklerini şöyle anlattı: “Uzun sürmesini istediğim…
E ERNESTO: Orhan Duru’nun öyküsü 2 Haziran 1970 tarihli Cumhuriyet’te, Sanat Edebiyat Eki’nin 2. sayısında yayımlanır: Görünüşte çelimsizdi ama güçlüydü yüreğinde Ernesto, sakalları ve bıyıklarıyla birlikte, sırtında Hergele meydanında satılan ucuz ve eski bir parka, ayağında Amerikan botu. Müthiş bir yoksulluk içindeydi ama alıyordu yaşama gücünü inancından ve kadınlar katındaki çekiciliğinden. Gene de sonu hüzünlü bitiyordu bütün aşklarının. Şimdi ise seviyordu çılgınca Tanca Pavyon’dan Cemile’yi ki vardı onun dünya sorunlarını kapsayan bir göğsü… Böyle başlar öykü; Ernesto’nun kalleşçe, insafsızca öldürülmesi…
Kediler Güzel Uyanır yayımlandıktan sonra bir söyleşiyi de Sibel Oral‘ın Taraf’taki “Edebiyat Söyleşileri” köşesi için yaptık… İşte 15 Kasım tarihli söyleşi… Kitabın kapağından başlayayım; kapağı, kitabı okuduktan sonra gördüm ve hikayeleri okurken hayal ettiğim kapakta çok başka bir duygu vardı. Kitabın kapağında ise dağılmış bir yatak, kırmızı bir hediye paketi… Neyi imliyor bu kapak? Kapaktaki fotoğraf, kitabın adından bağımsız bir hikaye anlatsın istedim. Okurun zihninde bir kısa öykü yazdırsın, daha kitabın sayfalarını çevirmeden okur kendi yazdığı hikayeyle baş başa kalsın…
Yalçın Tosun’un ikinci öykü kitabı “Peruk Gibi Hüzünlü” yine YKY etiketiyle çıktı. Bu noktada Tosun’un öyküleriyle tanıştığım derginin ve yazarın her iki kitabının editörü Murat Yalçın’a teşekkür etmeliyim. (Benzer övgü cümlelerini Notos, Özgür Edebiyat ve daha küçük ölçeklerde yayın yapan sınırlı sayıda derginin editörleri ve öyküyü yücelten yaklaşımları için de kurabilirim.) Murat Yalçın ve dergisi kitap-lık, uzun zamandır biz okurları yeni isimlerle tanıştırmaya özen gösteriyor. Öykü türünün gerçek anlamda nefes aldığı alanın dergiler olduğuna inanan biri olarak, bu konuda kararlılık…
Burcu Aktaş‘ın 4 Kasım tarihli Radikal Kitap Eki için yaptığı söyleşi. Söyleşinin fotoğrafını Muhsin Akgün çekti… ‘Kediler Güzel Uyanır’da, detaylarla haşır neşir karakterler ile senin buluşların birleşiyor. Bu öykülerinde detayın daha ağırlıklı olduğunu söyleyebilir miyiz? Elbette. Aslında başka bir noktadan yola çıkarak cevaplamak isterim sorunu. Resim sanatında çerçeve meselesi her zaman ilgimi çekmiştir. Ressamın boyama alanı çerçevenin içiyle sınırlıdır. Ama öyle resimler vardır ki, kompozisyonuyla, renkleriyle, detaylarıyla biz bakanlara hikâyesinin çerçevenin dışına taşan kısmını düşündürür. Örneğin, Van Gogh’un “Arles’teki Yatak…
‘Kediler Güzel Uyanır’ın raflara çıktığı gün Radikal Kitap editörü Burcu Aktaş, kitap ekinin 4 Kasım tarihli nüshasında hem benimle yaptığı bir söyleşiyi yayımladı hem de kitap hakkındaki düşüncelerini yazdı. İşte Burcu Aktaş‘ın cümleleriyle ‘Kediler Güzel Uyanır’. Rüyalar sayesinde ayakta duruyoruz Yekta Kopan, ‘Kediler Güzel Uyanır’da sıkıntıyı, alışkanlığı, günlük hayattan bazı anları anlatıyor. Bunları anlatırken de insan ruhunun karanlıklarından besleniyor. Rüyalar, korkular, endişeler ve takıntılar yardımcısı oluveriyor. Kitap, edebiyatın cenneti yalınlığın kıyısında değil, ortasında geziniyor. İlk cümleler, zihne kelimelerle çakılan çivilerdir….
Kaybetmeyi, kazanmanın bir karşılığı olarak ortaya koymuyor Mine Söğüt. Kazananlar dünyasının öteki ucunda değil kaybedenlerin dünyası onun metinlerinde. Kaybetmenin gücünü, düzenin egemen diline karşı konumlandırıyor; karakterler, nesneler, simgeler dünyasında. Sorguluyor Mine Söğüt. O egemen dilin bütün kalıplarını kıran ters yüz eden bir dille. Edebiyatının ana hattını kendine özgü bir dil üstünden çiziyor. Sevim Burak’tan Sevgi Soysal’a, Tomris Uyar’dan Selçuk Baran’a çizilebilecek bir çizgi getiriyor okurunun aklına. Sadece bu usta kadın yazarlarla sınırlı bir edebi fotoğraflar albümü değil onun satırlarıyla zihnimize…
