Genel

tumblr_mpf2jpstsy1rdgjefo1_400

05 Eyl: Peri Gazozu: Hepimiz oturduk bu sofraya…

Uzun, şekerli ve kendinden emin cümlelerle övmek yerine, kitabın bir sayfasından bir paragraf aktarmak yeterli olacak aslında. Rastgele seçilmiş bir sayfadan, göze ilk çarpan paragraf. Çünkü zaten, bütün sayfaları, bütün satırları göze, zihne, yüreğe çarpan bir kitap. Okurla kurduğu ilişkinin sıcaklığını da bu çarpma etkisinde bulmak mümkün. Hafızasının, “şimdiki zaman” vicdanıyla konuşmasına izin vermiş bir yazar var karşımızda: Ercan Kesal. Vicdan… Telaffuzu zor, melodisi sancılı bu kelime, uzun zamandır bu coğrafyanın ötesinde bir yerde yaşıyor. Yanlış anlaşılmasın, yaşadığımız topraklar klişesi…

04 Eyl: Yağmur Yağmadan

(Genç Adam oturmuş. O konuşurken yavaşça Genç Kadın ve Sahaf gelirler, ayakta dururlar. Üçgenin birbirine eşit mesafede duran köşeleri gibidirler.) GENÇ ADAM Hava ne kadar garip bu gün. Sabah güneşliydi, şimdiyse fırtına kopacak gibi… (Birden gözleri parlar.) Fırtına deyince aklıma gelen tek hikâye buydu. Aslında tek istediğim mutlu, kahkaha atmaktan korkmayan hatta deyim yerindeyse komik birer kelebek olan insanların hikâyesini anlatmaktı. Komik kelebekler… Metaforun son durağı. Ne kadar çabalasam da büyük sözler etmeden yazamıyormuşum. Bir yerde durmayı bilmem gerekiyor. Öğrenmem…

Antonin-Artaud-9189906-1-402

04 Eyl: O esnada başka bir yerde…

… Antonin Artaud, La Passion de Jeanne d’Arc filminin bir sahnesinde, gördüğünün ötesinde bir noktaya bakmaktadır. Antonin Artaud (1896 – 1948) Menenjit, depresyon, elektro şok, şizofreni, kanser, uyuşturucu…  Sinema, tiyatro, edebiyat, şiir… Savaşlar, mutsuzluklar, dostluklar, ihanetler… Bitmek bilmeyen bir intihar gibi yaşamak! 

421805

04 Eyl: Altyazı: Kentlerin Sineması

Önce David Harvey’nin Metis Yayınları tarafından yayımlanan “Asi Şehirler” kitabının arka kapak yazısına bir göz gezdirmek gerekiyor: “Asi Şehirler” neoliberal iktisat tarafından kurgulanan kriz anlatısı ile krizin kendi üzerlerinden telafi edildiği kitlelerin konumu arasındaki makasın giderek açıldığı bu zaman kesitini tahlil ediyor. Bir ayağı sokakta olan kitap, doğrudan eylem lehine uzun vadeli bir kavramsal analiz de sunuyor. Harvey, 1980’lerin ikinci yarısından bu yana olgunlaştırmakta olduğu kentsel iktisat anlayışını burada özlü bir biçimde ortaya koyarken, bir yandan da kavramsal soru ve…

mart

01 Eyl: Alper Atalan’dan “Mart”: Çaylar yazardan!

Alper Atalan‘ı yaklaşık on yıl önce tanıdım. Tanışma hikayemiz de ilginçtir; İspanyolca dil kursunda sınıf arkadaşı olduk. O zamanlar benim kitaplarım yeni yayımlanmaya başlamıştı, Alper çeşitli dergilerde mizah yazıları yazıyordu. Hayatı fazlasıyla ciddiye alan bu adamla kısa sürede her konuda sohbet eder hale geldik. Sakin konuşması, gülen gözleri, bütün o sohbetlere başka bir değer katardı. Kurs sona erdikten sonra sürekli kılamadık dostluğu. İkimiz de hayatın farklı yollarına savrulduk. Bu geçen yıllar içinde önceleri seyrek de olsa haberleşirdik ama zamanla o…

melody-gardot-248319

01 Eyl: Öylesine Güzel Bir Melody

Edith Piaf’ın o yürek yakan sesini her dinleyişimizde, zihnimizin bir köşesinde hüzünle yoğrulmuş hikayesi de dolaşır. Ama eminim Piaf’ın sokakla, yoksullukla, imkansız aşklarla, uyuşturucuyla, sakatlıklara ve karanlıkla dolu hikayesini bilmesek de dinlediğimiz şarkıyla aramızda aynı ilişki kurulacaktır. Çünkü o sesi böylesine can acıtıcı yapan biraz da bu hikayedir. Çünkü Piaf, yaşamından süzdüğünü söylediği her şarkının her notasına kazımayı başarmış sahici sanatçılardan biridir. Anahtar kelime; sahicilik. Sanatçının, yaratısını hikayesinin bir parçası haline getirmesi. Ama bunu yaparken hikayesinin arkasına sığınmaması. Yazdığı kitabın,…

gokceada

01 Eyl: Hüzünlü Bir Sivil Tarih

Deniz Kavukçuoğlu kitabında, Gökçeada’da kalmış Rumlarla küçük söyleşiler gerçekleştiriyor, ada ile ilgili ulaşabildiği bilgi ve belgeleri bir araya getiriyor.Gökçeada’ya ilk olarak, birkaç arkadaşımla, hafta sonunu geçirmek için gitmiştik. Bir cuma günü öğleden sonra saatlerinde inmiştik Kuzulimanı’na. Deniz kenarında dinlenmeyle geçen birkaç saatin ardından, ilk günün akşam yemeği için Tepeköy’e Barba Yorgo’nun yerine gitmiştik. Gecenin ilerleyen saatlerinde Yorgo Zarbozan güler yüzlü bir ev sahibi olarak masamızı ziyaret etmişti. Yediklerimizle ilgili övgülerimizi samimiyetle kabul edip sorularımızı tek tek cevaplamıştı. Laf lafı açtıkça…

24 Tem: İyi polisiye zihin açar

John Banville’in Benjamin Black imzası ile yazdığı “Gümüş Kuğu”, 1950’lerin Dublin’inde geçiyor.Man Booker ödüllü John Banville üretken bir yazar. 2006 yılında okuruyla tanıştırdığı ikinci imzası Benjamin Black de öyle. “Gümüş Kuğu”, Benjamin Black adıyla yazdığı ikinci polisiye. Roman daha ilk sayfalarından başlayarak, okurunu gizem-macera-gerilimden öte, yazı sanatının dinamikleriyle etkileyeceği müjdesini veriyor. Bunda Levent Göktem’in akıcı ve özenli çevirisinin de önemli bir payı var. Çoğu zaman durgun bir sahneyi bile heyecanlı hale getiren, polisiyede ihtiyaç duyacağımız bilgileri gözümüze sokmadan, sahnelerin akışına…

24 Tem: Hakikat ve Neşriyat

Daha giriş metninden itibaren sağlam döktürüyor Express. Ne de olsa Enternasyonal Şalala. Haziran-Temmuz 2013 tarihiyle çıkardıkları Özel Sayı, kısa sürede ikinci baskısını yaptı bile. Ama yetmez, mücadeleye devam. Her sayfasını, sütununu ve kenar süsünü Gezi Direnişi’ne ayıran Express, İstanbul’dan Erzincan’a, Eskişehir’den Tarsus’a, Berlin’den Londra’ya, Buenos Aires’ten San Fransisco’ya öyle bir devri-i aleme çıkarıyor ki okurunu, gerçekten de “Heryer Taksim, Heryer Direniş” oluyor bir anda. En büyük mahareti de meseleyi üstten bakan analizlerle değil, sahadan tanıklıklarla sayfalarına taşıması. Farklı hareketlerin, direnişin farklı…