25 Ocak’ta, saat 19:00’da, Mustafa Kemal Merkezi’nde… “Sesimiz, Nefesiniz 2” Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nden gelen bir davet bu. Bir konser davetiyesi elbette. Ama bundan ötesi söz konusu. Bir konuşma ve bilinçlenme platformu. Bıkmadan, usanmadan mücadelesini sürdüren Komite’nin, bir kere daha ses yükselteceği bir etkinlik. Komiteden Yasemin Göksu’nun gönderdiği kısa e-postayı paylaşmak istiyorum. 25 Ocak’ta, MKM’ye gelebilen gelemeyen herkesin konuya biraz daha yakın olması için. Söz Yasemin Göksu’da: “Öncelikle hepinizden, Silikozis hastası kot kumlama işçilerinin mücadelesini yakından görebileceğiniz Soner Yıldırım’a…
Genel
2005 yazında, Kazdağları eteklerinde bakışlarımızı ufuk çizgisine yapıştırıp konuşup duruyorduk Murat Daltaban’la. Nasıl bir tiyatro istediğini anlatıyordu. O güne kadar bütün hayallerine ortak olmaya çalışmıştım. Birlikte müzik yapmıştık, birlikte internet dergisi çıkarmıştık, birlikte başka hayallerin peşinde de koşmuştuk. Uzun sessizliklerinde düşünür sonra birden “Hadi başlıyoruz!” derdi. “Yahu dur, bir düşünelim, eğrisini doğrusunu araştıralım,” demeye kalmadan kendimi işin içinde –hatta ön saflarında- bulurdum. Tam bir fitil yakıcıydı Murat. Elinde kibrit kutusu sallayarak dolaşıyordu, kafasına uygun bir fitil görmesi kavı çakması için…
• Adana’daki kitap fuarı güzeldi. Cumartesi günü, kitaplarla “gerçekten” ilgilenen kalabalık bir okur topluluğu vardı. Söyleşi çok sıcak geçti, ardından kitap imzaladım. 50-55 yaşlarında bir okur Bir de Baktım Yoksun uzattı önüme. “Oğluma imzalar mısınız?” dedi. Oğluna kitap alan her baba içimi ısıtıyor, gülümseyerek baktım; “Ne yazmamı istersiniz?” dedim. “İçinizden ne gelirse…” dedi. Tam ben yazmaya başladığım anda söyledikleri ise uzun süre başım önde donup kalmama neden oldu: “Sizi çok severdi, bütün kitaplarınızı okumuştu. Geçen yıl kaybettik ama bu kitap…
Oscar’da Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday olacak filmler için 9 filmlik ilk liste açıklandı. 25 Ocak günü, bütün adaylarla birlikte 5 filmlik asıl liste, bir başka deyişle final gecesi heyecan yaşayacak olanların listesi de açıklanacak. Ne yazık ki, Semih Kaplanoğlu imzalı “Bal” ilk listeye giremedi. (Bu güne kadar bu listeye sadece Nuri Bilge Ceylan imzalı “Üç Maymun” ile girmiştik.) Yabancı basından takip edebildiğim kadarıyla ilk 5’e girebilecek filmlere öncelik verdiğim, 9 filmlik liste şöyle: 1. Kanada – Incendies…
H HARP: Alman ordularının Polonya’ya girdiği haberi zengin babalarının hediyeleri bisikletlerle dolaşan iri-kıyım çocukların ağızlarından duyulur Sarıkum’da. Bu küçük kasabanın, dünyanın bütün kötülüklerinden uzak gibi duran atmosferinde, anlatıcının çocuk dünyası harp ile hesaplaşır… “Kahrolasıcalar, doyamadılar, doyamadılar…” diyen ninesi, genel savaşta ölen dayısının anısı, “Yurtta sulh, cihanda sulh,” diyen Ata’nın ruhu, Taksim’deki Anıt’ın önünde ağlayarak “Ayrılmayacağız,” diyen kız… Ama Ata’nın sözünü dinlememiştir Almanlar… Ayrılmayacağız çığlıkları sözde kalmıştır, Ata’nın yolundan ayrılmışlardır… Sarıkum’un ter içinde kalan sokaklarına gece inerken, harbin yok ediciliği çocuk…
Tam on bir yıl önce yazdığım bir yazı. Arşivimi didiklerken buldum. altzine.net için yazmışım. (altzine.net farklı bir editoryal kadroyla yoluna devam ediyor ve bence hâlâ internet ortamının en iyi dergilerinden biri.) Noktasına virgülüne dokunmadan, Fil Uçuşu’nda paylaşmak geldi içimden. Çünkü yazı, doğrudan okura seslenen, onun yorumlarını isteyen bir yazı. Yorumları, geri bildirimleri almak, o yıllardakinden daha kolay; sanırım bu nedenle paylaşıyorum. Hem arada bir, zamanda yolculuk yapmak iyi oluyor. Yazar, Hırsız, İnternet ve altzine Evime hırsız girdi. Hem de ben…
Oscar adayları 25 Ocak’ta açıklanacak. Altın Küre’ler, BAFTA’lar derken 27 Şubat’ta sahiplerini bulacak 83.Akademi Ödülleri öncesinde öne çıkan filmleri hepimiz ezberleyeceğiz. Sosyal Ağ (David Fincher) ve Başlangıç (Christopher Nolan) gibi önceden izleme şansımız olan filmlerin yanı sıra Coen Kardeşlerden “True Grit”, Danny Boyle’dan “127 Hours”, Derek Cianfrance’dan “Blue Valentine”, Tom Hooper’dan “The King’s Speech”, Lisa Cholodenko’dan “The Kids Are All Right”, Roman Polanski’den “The Ghost Writer”, Peter Weir’den “The Way Back”, Debra Granik’ten “Winter’s Bone”, Darren Aronofsky’den “Black Swan”, David…
• Ortaçgil’in yeni albümü demlendikçe lezzet kazanıyor. İlk günlerde “Denize Doğru”ya yoğunlaşmıştım. Bu sabaha “Acıtır” ile uyandım, şu anda bu satırları yazarken “Ayrıntılar” çalıyor. 1969’dan gelen “Niçin” şarkısını dinlerken, geçen ay İzmir’de birlikte olduğumuz Ümit Tunçağ’ın kulaklarını çınlattım. Ümit ve Hülya Tunçağ ile caz konserlerinin önünde-sonunda sohbet etmenin keyfi bambaşkadır. Onların bitmez heyecanları ve tükenmez enerjileri anında sarar insanı. Neredeyse yaşıt olduğum “Niçin”i dinlerken, bu güzel insanların o yıllardaki sohbetlerini kafamda canlandırmaya çalıştım. • İki yeni kitap aynı anda düştü…
H HABERMAS: Frankfurt Okulundan Jürgen Habermas, Memet Baydur’un kısa metninde, sosyal bireyin yakın çevresinin sorgulanmasını sağlayan bir aktör olarak yerini alır. Hayatdünyası sorgulanmalıdır. Altılı ganyanda küçük bir servet batıran anlatıcı, “Bileydim Habermas’a oynardım,” diye düşünürken okuru felsefe tarihi içinde küçük bir gezintiye çıkarır. Hegel, Marks, Weber, Rousseau, Descartes, Bataille, Derrida, Foucault… Anlatıcının beyninde sadece bu isimler değil, başka isimler de dolaşmaktadır; at yarışlarında kendisini yatıran atların isimleri… Normal olanla patalojik olan arasındaki farkın düşünüldüğü iki kişilik bir yürüyüştür felsefe tarihinde…
• Orhan Pamuk’un Harvard Üniversitesi’nde verdiği The Charles Eliot Norton Konferanslarının metni “The Naive and The Sentimental Novelist” adıyla kitaplaştırıldı. Kitaba Murat’ın önerisiyle ulaştım; sağ olsun. Üstelik kısa süre içinde harika blogu 602.Gece’de kitapla ilgili bir yazı da yazdı. Murat’ın yazısından daha kapsamlı bir değerlendirme yapmayacağım. Ama etkileyici giriş bölümünün yanı sıra “Literary Character, Plot, Time” ve “Words, Pictures, Objects” başlıklı bölümleri zihin açıcı bulduğumu söylemeliyim. Pamuk’un kurmaca dışı metinlerini topladığı kitapları için bu tanımlamayı her zaman rahatlıkla kullanabilirim: Zihin…
