Teklif Metin Celâl‘den geldi. Özgür Edebiyat dergisinin “Yazarın Masası” köşesi için benimle bir söyleşi yapmak istediklerini söyledi telefonda. Söyleşiyi 5 Temmuz 2012‘de gerçekleştirdik. Saat 10’da sohbet edeceğimiz tiyatro mekanına doğru giderken yolda Adnan Özer‘le karşılaştım. Merdivenleri beraber çıktık. Atilla Birkiye çoktan gelmiş, taze çekilmiş kahveyi makineye koymuştu. Kayıt cihazını ne ara açtılar, sohbet söyleşiye ne ara dönüştü farkında değilim açıkçası. Sonunda ortaya benimle yapılmış en uzun söyleşilerden biri çıktı. Özgür Edebiyat’ın Eylül-Ekim 2012 tarihli 35inci sayısında yayımlanalı aylar oluyor, kişisel…
Edebiyat
Fil Uçuşu takipçileri, her yıl Man Booker adaylarının açıklanmasıyla listenin bu sayfada paylaşılmasına alıştı. Listeyi yine paylaşalım ama bir de jüriyle ilgili önemli bir bilgiyi hatırlatalım. Sir Christopher Ricks ile birlikte jürideki isimler; Aminatta Forna, Yiyun Li, Tim Parks ve Elif Batuman. Türk asıllı Amerikalı bir yazar ve akademisyen olan Batuman’ın böylesine önemli bir jüride yer alması dikkate değer. Gelelim bu yılın kısa listede yer alan yazarlarına: U.R. Ananthamurthy (Hindistan) Aharon Appelfeld (İsrail) Lydia Davis (ABD) Intizar Husain (Pakistan) Yan…
Yıl 1984… Yaşım on altı…. Ankara’da Kuğulu Park’ın sessiz banklarından birinde, olağanüstü iki hediye alıyorum. Boris Vian‘dan “Günlerin Köpüğü” ve fotokopiyle çoğaltılarak hazırlanmış bir dosyada Arkadaş Z.Özger‘den “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası”. Bir solukta okuyorum ikisini de. Aşığım, daha çok aşık oluyorum. Fena halde on altı yaşındayım. Anlayacağınız, kitapla tanışmamdan bu yana neredeyse otuz yıl geçti. Otuz yılın içinde dönüp dolaşıp okuduğum kitap, zihnime her seferinde farklı imgeler düşürdü. O büyülü-büyüleyici atmosferi her seferinde yeni bir görselliğe taşıdım. Bir yandan da sorup…
2008 yılında tanışan, dünya edebiyatının en önemli isimleri J. M. Coetzee ve Paul Auster‘ın mektuplaşmaları “Şimdi ve Burada”, sanattan siyasete, spordan savaşlara, ekonomiden insan ilişkilerine kadar pek çok konuyu içeriyor… Teklifin daha münzevi bir hayatı seçmiş olan Coetzee’den gelmesi ilginç. Üstelik ilk mektubu yazarak, kapıyı açan ve dostluğun tutkusal bağların açığa vurulmamış bir biçimi olarak satırlara yayılmasını sağlayan da Coetzee. Bu ilk mektuba Auster’ın alıntılarla, yorumlarla ve anılarla dolu cevabı, kitabın daha ilk sayfalarından başlayarak, iyi bildiğimizi sandığımız konularda bile,…
Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) tarafından 2012’nin verileri açıklandı. Elbette rakamlar üstünden konuşan bu verileri, içerikle ilişki birimine çevirdiğimizde konuşulacak konular farklı oluyor. Ancak istatistiklere çoğunlukla sırtını yaslamayan biri olarak kimi zaman rakamların da bir şeyler anlattığını iyi bilirim. Türkiye’de kitap basımı üstünden göreceğiniz rakamlarda da böyle bir durum var. Örneğin toplam üretim rakamında MEB tarafından okullara ücretsiz dağıtılan ders kitaplarının dahil olduğunu hemen söyleyeyim. Bu rakamların içinde temel cümle “2012 yılında Türkiye’de kişi başına 6,4 kitap düşmekte,” cümlesi. Bu rakamın içerik olarak…
Yeni yılın gelişiyle anketler de çoğalıyor elbette. Sıkça sorulan sorulardan biri de “Sizce yılın en iyi romanları hangileri?” sorusu. Roman sanatının seçkin örneklerine haksızlık etmek istemem ama yılın kitapları seçkisi yapılırken öykünün dışarıda tutulmasıyla bu alandaki verime yapılan haksızlığı da sindirecek değilim. 2012 öykünün gürül gürül çağladığı bir yıl oldu. Varsın o çağlayanın sularında yıkanmak istemesin kimileri, varsın yayıncılık dünyasının ticari gemileri bir kıyıdan öteye romanları taşımaya devam etsin, varsın sıradan romanlar bile oyunu kurallarına göre oynamayı başardıklarından sahne ışıklarıyla…
Sözü önce José Ortega Y Gasset alsın. “Roman Üstüne Düşünceler” isimli denemesinin ilk satırlarında şöyle diyor üstat: “Yayıncılar, roman piyasasının daraldığından yakınmaktalar. Gerçekten de eğilim, aslında eskiden olduğundan daha az sayıda roman satılıyorken, ideolojik içerikli yapıtlara olan talebin artması yolunda. Bu yazınsal türün çökmekte olduğunu ileri sürmek için romanın, kendinden kaynaklanan daha içsel nedenler bulunmasaydı bile, kuşkulanmak için bu istatistiksel veri yeterdi. Kimi dostlarımdan, özellikle de bazı genç yazarlardan bir roman yazmakta olduklarını işittiğimde, bunu nasıl olup da sakin bir…
Uzun süredir bekleniyordu “Hobbit: Beklenmedik Yolculuk”. Sonunda gösterime girdi. Yıllar yıllar önce, kitabı okurken zihnimde uçuşan düşünceler, filmi izlerken yeniden kanat çırptı. Hemen söyleyeyim; yazıyı filmi izledikten sonra okumakta fayda var. Bir sürprizi açık ettiğinde değil, ama olur ya, söylememesi gereken bir şeyi söyler gibi yapması bile hoş olmaz. Meraklısı öfkelenir böyle haddini bilmezliklere. * Masal anlatırken çizgiler daha kalın çizilmeli diye mi düşünmüştü Tolkien; bilinmez. Yine de köklerini batının arketiplerinden alan masalında, iyi-kötü hattının tek boyutuna hapsolmamak için, bildungsroman…
Kısa, roman dünyasının dolambaçlı yollarına sapmadan tadında-dozunda anlatmayı seven bir roman Mutlu Moskova. Andrey Platonov‘la biz okurları tanıştırdığı için Metis Yayınları‘na ve kitapların çevirmeni Günay Çetao Kızılırmak‘a teşekkür etmek gerekiyor. (Çevirmenin daha önce Platonov’dan yaptığı Çevengur çevirisiyle Dünya Kitap Yılın Çeviri Kitabı ödülünü aldığını hatırlatayım.) Bu romanında Stalin dönemine çeviriyor bakışlarını Platonov. Propagandalarla gerçekleri, idealize edilenle yaşananı karşılaştırırken didaktik olma tehlikesine düşmüyor. Çünkü kaleminin ucunda birey var; toplumsal olana ulaşma yolunda bireyin sahiciliğinden faydalanıyor. Bunu yaparen çok net bir şekilde…
Aynı dönemde “Pal Sokağı Çocukları”nı birden fazla kez anmam tuhaf. Öyle oluyor bazen, çocukluk çağırıyor. Gerçi aynı durum “Günlerin Köpüğü” için de geçerli; demek ki gençlik de çağırıyor. Çağırıyorlar çağırmasına da bu yaşımdan bir yere gideceğim yok. Ne düne ne yarına. O an nefes alıp veriyorum, hepsi bu. Gazeteci arkadaşım Elif Tanrıyar sormuştu bir süre önce, “Hayat yolculuğunda yanında olan kitaplardan birkaçını söylesene”, demişti. İki satırlık bilgiler eşliğinde bir liste yolladım, bazı kitaplarda kesişme yaşadığımızı söyledi. “Hangi kitaplar?” demedim. Sizin…
