Sel Yayıncılık büyük bir mücadele veriyor. Yıllardır. Biz okurlar bu mücadelenin takipçisi olmalıyız. İşte bu nedenle Sel Yayıncılık’tan gelen mektubu, Fil Uçuşu’nda paylaşıyorum. 2011 yılında yayımladığımız Beat Kuşağı’nın önde gelen isimlerinden William S. Burroughs’unYumuşak Makine (Soft Machine) isimli kitabına “konu ve anlatım bütünlüğü yoksunluğu”, “Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, maddi ve manevi kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan” özellikleriyle uyuşmadığı gibi aklın sınırlarını zorlayan gerekçelerle; halkın ar ve hayâ duygularını incittiğimiz de…
Edebiyat
Duras, “Askıya Alınmış Tutku”da bir sohbette keskin, net ve hesapsız olmanın dersini veriyor. Leopoldina Pallotta Della Torre’nin yaptığı söyleşi, Birsel Uzma çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı. Söyleşi dizisinden çıkan kitap, hem yazmaya hem de yakın tarihe meraklı herkesin ilgisini çekecektir. Fransız siyasi tarihinden, edebiyatın ‘kendini beğenmiş’ havalarına kadar çok yere dokunuyor söyleşi. Duras, gerçekten müthiş cevaplar veriyor. Kitaptan bir alıntı yapacağım. Benim için önemli… Elli ikinci sayfada altını çizdiğim bir bölüm. “Bir kitabınız çıkacağı zaman ne hissediyorsunuz?” sorusuna Duras’ın verdiği…
Filiz Elmas’ın “İki Şiirin Arasında”dan yola çıkarak yazdığı yazıyı/mektubu daha yeni okudum. Kitaplarla ilgili çıkan yazıları bir süredir Fil Uçuşu’nda paylaşmıyorum ancak bu mektup için bir ayrıcalık yapmak istedim. Orijinalini buradan okuyabileceğiniz yazıyı olduğu gibi aldım. Filiz Elmas’a teşekkürlerimle… Yekta Kopan’la tanışmamız Radikal’de yer alan kültür sanat sayfasındaki köşe arkadaşlığımızdan öncesine dayanır. Yazar Yekta Kopan’la ilk karşılaşmam, Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla aldığı ödüller sonrasında olmuştur. Kitabı merak edip almış, öykülerini beğendiğim için diğer kitaplarını da okumuştum. Bu nedenle…
Aydınlanma Çağının edebiyattaki izlerini sürmek için mutlaka okunması gereken kitaplar var. Yeni bilgiye kapılarını açan, değişmez kabul edilenlerle hesaplaşmayı kendine görev belleyen bir dönemin tüm dinamiklerini yansıtan bu metinlerden biri de, Adelbert Von Chamisso’nun “Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü” isimli kısa anlatısı. 1781’de Fransa’da doğan ve on beş yaşında Almanya’ya yerleşen bir edebiyat ve bilim insanı Adelbert Von Chamisso. Özellikle 1815-1818 yılları arasında bir Rus kontunun himayesinde yaptığı dünya gezisi notları ve Pasifik adalarında yaptığı botanik çalışmalarıyla bilim dünyasında da özel…
Jules Renard’ın günlükleri, sadece edebiyat dünyasının değil, felsefe dünyasının da merceği altına aldığı günlükler. Sel Yayınları, bu günlüklerden yazma işi, yazma eylemi ve yazarlık üstüne seçmelerden oluşan bir derlemeyi Orçun Türkay çevirisiyle ‘Geceyarısı Kitapları’ dizisinden yayımladı. Yazmakla ilgilenen herkes için başucu cümleleri var kitapta. Kimine katılırsınız, kimine katılmazsınız, size bağlı. Ama sonuçta her bir cümle, dakikalarca düşünmenize neden olacak. Bu kitaptan çok sayıda alıntı yapabilir, hatta ben de seçemlerden oluşan kitaptan bir seçme liste çıkarabilirdim. Ama ilk okuyuşta insanı çarpan…
Nuri Bilge Ceylan, “Kış Uykusu” ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü ve yumruğunu havaya kaldırdı. Dünya sinemasının en önemli ödüllerinden biri. Belki de en önemlisi. NBC ödülünü gururla kucakladığında, Türkiye basını yanında değildi. Birkaç isim, kişisel çabasıyla dünyanın merceği altındaki haberi izlerken, basınımız konuyu “yeterince popüler” bulmamış olsa gerek, uzaktan izlemeyi yeğledi. “Yalnız ve güzel ülkenin” ayakta alkışlanan yönetmenini “yalnız” bıraktık. “Bu konuda sınıfta kaldık, orada olmalıydık,” diyen basına en güzel cevaplardan birini filmin başrol oyuncusu Haluk Bilginer verdi:…
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i bilmeyen yoktur. Doğrusunun “Yedi Cüce” olması gerekiyor, haklısınız. Ama tıpkı “Üç Silahşörler” gibi, bu kitabın-masalın-filmin adı da dilimize böyle yerleşivermiş bir kere. “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” deyince, Zeynep Değirmencioğlu’nun prenses rolünde oynadığı, 1970 yılında Ertem Göreç tarafından çekilen filmi hatırlayan kuşaktanım. Aslında bence bütün dünya, bu filmle hatırlamalıdır bu masalı. Çünkü Ertem Göreç uyarlamasında (-ki uyarlamada prensesin annesi rolüyle perdeye gelen Belgin Doruk’un çokça katkısı olduğu söyenir) o güne kadar yapılmış bütün Pamuk Prenses…
Dil konusuna pek meraklı olan rahmetli dedemin Osmanlıca yazıyı yirmi derste öğretmek üzere hazırladığı bir program var. Yirmi ders –yani yirmi saat- sonunda yazıp-okumaya başlıyorsunuz. Elbette, sadece alfabeye yönelik bir program bu. Bir dilin yalnızca harflerden oluşmadığını iyi bilen dedem, önsözünde bunu da belirtmiş zaten. Sonrası size kalmış. Kelime haznesini doldurmak ve anlamlarını öğrenebilmek için yapmanız gereken bol bol kitap okumak ve sözlük karıştırmak. Bunun için eski eserlerin bulunduğu kütüphanelere üye olmanız gerekebilir. Çünkü az sayıda esere ulaşmak için, fazlaca…
Deneyimlerini içtenlikle aktaran, anlatan insanları dinlemenin mutluluğu başkadır. Bilgi birikimlerini kafanıza kakmadan, üstünlük taslamadan, kibirli cümleler kurmadan, olduğu gibi yansıtırlar. Hele bir de bu insanların “hikâye etme” yetenekleri gelişmişse, sıradan gibi görünebilecek bir olay, büyülü bir anıya dönüşür. Üstelik, sizi de bu anının bir parçası haline getirmeyi başarmıştır anlatıcı. Engin Geçtan böylesi anlatıcılardan. Doksanlı yılların ortasından başlayarak, sadece psikiyatri ilgililerinin değil edebiyatseverlerin de yakından tanıdığı, takipçisi olduğu bir isim. “Dersaadet’te Dans” ile başlayan kurmaca yolculuğunda, “Tren” ve “Mesela Saat Onda”…
Herkesten özür diliyorum. Yazının başlığına farklı beklentilerle ‘tıklamış’ olabilirsiniz. Çünkü günümüzün internet üstü yayıncılığı bu beklentilerin üstüne kuruluyor. İçerik ne olursa olsun, başlık ‘o beklentileri’ hareketlendirecek bir kelime içermeli. Seks, şiddet, ayrımcılık, hakaret ve soru işaretleri… Kimi gazetenin internet üstü uygulaması, basılı olarak elimize ulaşandan o kadar farklı ki. Hele gün içinde giren son dakika haberleri. Hele ‘foto-galeri’ uygulamasıyla, tıklaya tıklaya bitmeyen gizemli yolculuklar. Sayfanın sağından solundan akan reklamlar coşsun yeter. Sosyal medya ratingleri köpürsün yeter. Gün içinde ‘çok okunan’…
