Genel

Unknown

26 Ara: Yumuşak Makine Davası Anayasa Mahkemesine Taşınıyor

Sel Yayıncılık büyük bir mücadele veriyor. Yıllardır. Biz okurlar bu mücadelenin takipçisi olmalıyız. İşte bu nedenle Sel Yayıncılık’tan gelen mektubu, Fil Uçuşu’nda paylaşıyorum. 2011 yılında yayımladığımız Beat Kuşağı’nın önde gelen isimlerinden William S. Burroughs’unYumuşak Makine (Soft Machine) isimli kitabına “konu ve anlatım bütünlüğü yoksunluğu”, “Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, maddi ve manevi kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan” özellikleriyle uyuşmadığı gibi aklın sınırlarını zorlayan gerekçelerle; halkın ar ve hayâ duygularını incittiğimiz de…

marguerite_duras_02

21 Ara: Marguerite Duras: Askıya Alınmış Tutku

Duras, “Askıya Alınmış Tutku”da bir sohbette keskin, net ve hesapsız olmanın dersini veriyor. Leopoldina Pallotta Della Torre’nin yaptığı söyleşi, Birsel Uzma çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı. Söyleşi dizisinden çıkan kitap, hem yazmaya hem de yakın tarihe meraklı herkesin ilgisini çekecektir. Fransız siyasi tarihinden, edebiyatın ‘kendini beğenmiş’ havalarına kadar çok yere dokunuyor söyleşi. Duras, gerçekten müthiş cevaplar veriyor. Kitaptan bir alıntı yapacağım. Benim için önemli… Elli ikinci sayfada altını çizdiğim bir bölüm. “Bir kitabınız çıkacağı zaman ne hissediyorsunuz?” sorusuna Duras’ın verdiği…

siir

21 Ara: Eski bir okurdan kısa bir mektup

Filiz Elmas’ın “İki Şiirin Arasında”dan yola çıkarak yazdığı yazıyı/mektubu daha yeni okudum. Kitaplarla ilgili çıkan yazıları bir süredir Fil Uçuşu’nda paylaşmıyorum ancak bu mektup için bir ayrıcalık yapmak istedim.  Orijinalini buradan okuyabileceğiniz yazıyı olduğu gibi aldım. Filiz Elmas’a teşekkürlerimle… Yekta Kopan’la tanışmamız Radikal’de yer alan kültür sanat sayfasındaki köşe arkadaşlığımızdan öncesine dayanır. Yazar Yekta Kopan’la ilk karşılaşmam, Bir de Baktım Yoksun adlı kitabıyla aldığı ödüller sonrasında olmuştur. Kitabı merak edip almış, öykülerini beğendiğim için diğer kitaplarını da  okumuştum. Bu nedenle…

unnamed-2

21 Ara: Ebru Çapa imzasıyla “The Sevin Okyay”

Sevin Okyay’ın hayatımda ayrı bir yeri var. Kısa süren radyo programcılığımızda birbirimizin suç ortağı olduğumuz günlerle sınırlı değil ilişkimiz. Tanıyan herkes gibi ben de onun ışığına uçanlardanım. Çeviri Derneği’nin Onur Ödülü benim canım ortağıma verilmiş. Aldığı ödüllere şaşıracak değilim, almadığı ödüllere üzülürüm ancak. Bu vesileyle Ebru Çapa’nın yazısını (yazının bir kısmını) ziyaret edeyim dedim. Fil Uçuşu’nda Ebru Çapa cümleleri görmek de ayrı bir güzellik. Kaleminin ve zihninin hastası olduğum iki insan, bu sayede bir yazıda buluşacak. İşte fotoğraflar eşliğinde, Ebru…

670633

20 Ara: Gölgesini Şeytana Satan Adam

Aydınlanma Çağının edebiyattaki izlerini sürmek için mutlaka okunması gereken kitaplar var. Yeni bilgiye kapılarını açan, değişmez kabul edilenlerle hesaplaşmayı kendine görev belleyen bir dönemin tüm dinamiklerini yansıtan bu metinlerden biri de, Adelbert Von Chamisso’nun “Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü” isimli kısa anlatısı. 1781’de Fransa’da doğan ve on beş yaşında Almanya’ya yerleşen bir edebiyat ve bilim insanı Adelbert Von Chamisso. Özellikle 1815-1818 yılları arasında bir Rus kontunun himayesinde yaptığı dünya gezisi notları ve Pasifik adalarında yaptığı botanik çalışmalarıyla bilim dünyasında da özel…

Unknown-2

18 Ara: Bir kitabın ilk sayfalarını okuyup gerisini koparmak…

Jules Renard’ın günlükleri, sadece edebiyat dünyasının değil, felsefe dünyasının da merceği altına aldığı günlükler. Sel Yayınları, bu günlüklerden yazma işi, yazma eylemi ve yazarlık üstüne seçmelerden oluşan bir derlemeyi Orçun Türkay çevirisiyle ‘Geceyarısı Kitapları’ dizisinden yayımladı. Yazmakla ilgilenen herkes için başucu cümleleri var kitapta. Kimine katılırsınız, kimine katılmazsınız, size bağlı. Ama sonuçta her bir cümle, dakikalarca düşünmenize neden olacak. Bu kitaptan çok sayıda alıntı yapabilir, hatta ben de seçemlerden oluşan kitaptan bir seçme liste çıkarabilirdim. Ama ilk okuyuşta insanı çarpan…

18 Ara: Siyasetin huzurunda diz çökenler korosu

Nuri Bilge Ceylan, “Kış Uykusu” ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü ve yumruğunu havaya kaldırdı. Dünya sinemasının en önemli ödüllerinden biri. Belki de en önemlisi. NBC ödülünü gururla kucakladığında, Türkiye basını yanında değildi. Birkaç isim, kişisel çabasıyla dünyanın merceği altındaki haberi izlerken, basınımız konuyu “yeterince popüler” bulmamış olsa gerek, uzaktan izlemeyi yeğledi. “Yalnız ve güzel ülkenin” ayakta alkışlanan yönetmenini “yalnız” bıraktık. “Bu konuda sınıfta kaldık, orada olmalıydık,” diyen basına en güzel cevaplardan birini filmin başrol oyuncusu Haluk Bilginer verdi:…

images

18 Ara: Tiyatroadam kararlı yürüyor: 5.Frank

Geçen yıl Berlin Schaubühne’de David Gieselmann’ın yazdığı ve Marius Von Mayenburg’un sahnelediği “The Pigeons” isimli oyunu izlerken iki şeyi sıklıkla düşünmüştüm. Günümüz tiyatrosunda grotesk nerede duruyor ve bugünün dünyası ile dünün anlatısını buluşturmanın yolları nelerdir? İlk bakışta pek görkemli gibi görünen ama aslında pek sıradan iki soru. Biliyorum. Oyunu izlerken bunları düşünemem neden olan sadece metinden ya da sahnelenişten kaynaklanan şeyler değildi. Bugünün oyuncularının, düne ait-miş gibi duran bir kolektif sergilemeleri, vücutlarını ve yüzlerini zamansız kılmayı başarmaları ama günün sonunda…

15 Ara: HBS/Hayat Bilgisi Sınavı.6: Aldatmak nedir?

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? Ya da doğru değildir? a) Aldatmak, kendinle konuşabilme yeteneğidir. b) Aldatmak, sessiz kalabilme yeteneğidir. c) Aldatmak, aynaya arkanı dönebilmektir. d) Aldatmak, aynaya bakıp duvarı görebilmektir. e) Aldatmak, en az üç bilinmeyenli bir denklemdir.

pamuk-prenses-ve-7-cuceler-1970

14 Ara: Pamuk Prenses’e gıcık olmak…

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i bilmeyen yoktur. Doğrusunun “Yedi Cüce” olması gerekiyor, haklısınız. Ama tıpkı “Üç Silahşörler” gibi, bu kitabın-masalın-filmin adı da dilimize böyle yerleşivermiş bir kere. “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” deyince, Zeynep Değirmencioğlu’nun prenses rolünde oynadığı, 1970 yılında Ertem Göreç tarafından çekilen filmi hatırlayan kuşaktanım. Aslında bence bütün dünya, bu filmle hatırlamalıdır bu masalı. Çünkü Ertem Göreç uyarlamasında (-ki uyarlamada prensesin annesi rolüyle perdeye gelen Belgin Doruk’un çokça katkısı olduğu söyenir) o güne kadar yapılmış bütün Pamuk Prenses…